Hamilelikte ve Doğum Sonrası Depresyon / Psikolog Cemrenaz Coşkun / 20.10.2018

0
618

Hamilelik dönemi; anne adayı için hem fiziksel hem de psikolojik değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Anne ile bebek arasındaki ilişki, kişinin hamile olduğunu öğrendiği anda başlar. Bu nedenle anne adayının hamilelik sürecini nasıl geçirdiği bebeğini dünyaya getirdiği andan itibaren onunla kuracağı ilişkiyi etkilemesi açısından önemlidir. Annelik duygusunun hissedilmeye başlandığı bu dönem sosyal ve duygusal alanlarda çeşitli değişimlerin olduğu aynı zamanda fiziksel görünüm, kendilik algısı, sosyal roller gibi alanlarda meydana gelecek değişimler sebebiyle kaygı uyandıran bir dönem de olabilir.

Anne adayı hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren hem sürecin heyecanıyla kendini mutlu hissederken, diğer taraftan da sürecin belirsizliğine dair kaygı duyabilir. Hamilelik nasıl geçecek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilecek miyim, nasıl bir anne olacağım gibi sorular hamilelik dönemi boyunca anne adaylarının zihinlerini meşgul edebilir. İyi anne olabilecek miyim sorusunun yarattığı kaygı beraberinde hata yapmaya dair korku ve suçluluk duyguları doğurabilir.

Bu dönemde baba adayları, eşleri için büyük destek kaynağıdır. Artık çift olarak hayatlarında farklı bir dönem başlamıştır. Ayrıca anne adayları için destekleyici bir sosyal çevre de önemli bir güç kaynağıdır.

LOHUSA  SENDROMU

Annelik hüznü doğum sonrası ilk birkaç gün içinde başlayan, 7-10 gün içinde kendiliğinden düzelen; bunaltı, sıkıntı, sinirlilik, ağlama ve unutkanlıkla kendini gösteren bir süreçtir.

Annelerin yaklaşık %10’unda bu üzüntülü durum daha yoğun ve ciddi bir duruma dönüşür. Hamilelik sürecinde ya da doğumdan sonraki bir yıl içinde ortaya çıkan depresyon, doğum sonrası depresyon olarak adlandırılmaktadır. Doğum sonrası depresyonun şiddeti hafif ve kısa süreliden, çok ağır ve uzun süreliye kadar değişiklik gösterir. Bu durumun ilk 1-3 ay arasında zamanla azalması beklenir, sürecin uzaması durumunda profesyonel yardım alınması oldukça önemlidir.

DOĞUM SONRASI DEPRESYON

Doğum sonrası depresyonun gelişmesinde fiziksel, duygusal ve sosyal değişimlerin rol oynadığı tahmin edilmektedir. Fiziksel etkenlere bakıldığında; gebelik döneminde yükselen östrojen ve progesteron düzeylerinin doğum sonrasında hızlı düşüşüyle doğum sonrası depresyon arasında bir ilişki olduğu belirtilmektedir. Doğumun kadın vücudu üzerinde yarattığı etkiye ek olarak düzensiz ve yetersiz uyku ve fiziksel yorgunluk da depresyonun oluşmasında etkili olabilmektedir.

Duygusal etkenlere bakıldığında; doğum yapan kadınların tümünde benzer hormonal değişikliklerinin olmasına rağmen, psikolojik rahatsızlıkların kadınların ancak bir kısmında geliştiği görülmektedir. Bu nedenle doğum sonrasında ortaya çıkabilen psikolojik rahatsızlıklardan korunmak için, öncelikle eş ve aile desteğinin, sosyal destek sistemlerinin ve kişilerarası ilişkilerin oldukça önemli olduğu unutulmamalıdır.

Son olarak anne adaylarının hamilelik dönemlerini hayatlarının kontrolü ellerinden alınmış ve stresli bir dönem olarak değil de bebeklerini dünyaya getirinceye kadar annelik duygusunu yaşamaya başladıkları, heyecanlı bir süreç şeklinde görmeleri bu dönemden keyif almalarını sağlayacaktır.

‘Psikolog Cemrenaz COŞKUN’

TEILEN
Önceki İçerikCan Kayıpları Olmasın Diye…
Sonraki İçerik7 Gün 24 Saat Görev Başında
Psikolog Cemrenaz Coşkun
1995’de Denizli’de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini Denizli’de tamamladı. 2014 yılında Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nde başladığı lisans deneyimini 2017’de tamamladı. Stajyerlik deneyiminin ilk durağı Denizli Devlet Hastanesi oldu. Hastane bünyesinde AMATEM, Poliklinik, TRSM ve Palyatif Bakım Ünitesi’nde çalıştı. 2016 yılında Özel Egeli Bakım Merkezi’nde Stajyer Psikolog tecrübesini yaşadı. 2018’de ise Özel Ege Gönülden Bakım Merkezi’nde stajyer olarak mesleğini sürdürdü. 2017 yılında çeşitli bilimsel eğitim ve çalışmaların içinde yer aldı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV)’de gönüllü öğretmenlik yaptı. İyi derecede İngilizce ve Almanca biliyor. Şuan kendine ait ofisinde danışanlarına hizmet veriyor. Fotoğraf çekmeyi, resim yapmayı, yüzme ve voleybol oynamayı, dans etmeyi, sinema ve tiyatroyu seviyor. Felsefe kitapları başta olmak üzere kitaplara büyük ilgisi var.

CEVAP VER