Kırmızı İnci, “Nar” / Dyt. Elvan Nalçacı / 23.10.2018

0
446

Çok eski çağlardan beri Türk toplumu da dahil olmak üzere sağlığın ve bereketin simgesi olmuştur Nar.  Eski Mısır, Yunan ve Roma efsanelerinde kendinden bahsettirir; Çin’de uzun yaşamı temsil eder, eski İran’da ise nar çekirdeklerinin savaşçıları ölümsüz kıldığına inanılır. Bizde de hala süre gelen bir gelenektir yeni gelinlerin ev kapılarında bereket için nar kırmaları.

Nar; yapısında askorbik asit, sitrik asit, fumarik asit ve malik asit gibi organik asitleri içermektedir. Ayni zamanda çok az miktarlarda da olsa prolin, metionin, valin gibi amino asitlerden de zengindir. Bazı hastalıklardan koruyucu potansiyel etkilerini ise hem nar suyunda hem de çekirdeğinde bulunan polifenoller sayesinde göstermektedir. Yapısında içerdiği polifenollerin büyük bir çoğunluğunu ise antioksidatif (vücut için zararlı madde oluşumunu önleyici) ve koruyucu potansiyel etkilere sahip tanninler ve flavonoidler oluşturmaktadır. Narın yapısında bulunan ellagitanin, tannin grubuna ait antioksidan (vücuda zararlı olan maddelerin oluşumunu engelleyen veya vücuttan uzaklaştıran madde) etkiye sahip bileşiktir. Tanninler dışında narın içerdiği flavonoidler ise; antosiyaninler, flavonollardır. Ayni zamanda yapısında içerdiği kateşinler de yüksek antioksidan kapasite göstermekte ve sağlığımızı olumlu yönde etkilemektedir. Flavonoid ve antosiyanin içeriğine bağlı olarak gösterdiği antioksidan aktivite kırmızı şarap ve yeşil çaydan 3 kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Nar sahip olduğu bu zengin içerik sayesinde birçok kanser türünün, kardiyovasküler hastalıkların ve diğer birçok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde olumlu potansiyel etkilere sahip olduğu gösterilmiştir.

Nar, özellikle kış aylarında bol bol tüketilmesi gereken bir meyve. Portakal, mandalinanın yanı sıra nar da güçlü bir C vitamini kaynağıdır. 100 ml. nar suyu yetişkin bir insanın günlük C vitamini gereksiniminin % 16’sını karşılar. Özellikle son yıllarda gribe karşı kullanılan ilaçlara direnç göstermemiz; bilim insanlarını doğal antiviral moleküller üzerinde araştırma yapmaya teşvik etmiştir. Bu doğal moleküllerden en önemlisi de içerdiği antioksidanlar nedeniyle nar ve nar suyudur. Nar polifenol özütünün gribe etkisini incelemek amacıyla yürütülen bir çalışmada, narda bulunan antioksidan özellikli polifenolerin, grip virüsünün kırmızı kan hücrelerinde kümeleşmesini önlediği gösterilmiştir. Sonuç olarak, kış aylarında da yeterli ve dengeli beslenmenin yanı sıra, gripten korunmak ve grip olunduğunda tedavi amacıyla nar suyu tüketiminin yararlı olabileceğini dikkate almamız gerekmektedir.

 * Nar tanelerinden ziyade, tüm meyveden üretilen nar suyunun kırmızı şarap ve yeşil çaya nazaran üç kat daha güçlü antioksidan etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Meyve kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içerir. İshal kesici ve kurt düşürücü özelliği vardır. Kanlı ishalde kullanılır. Meyve kabuğu ekstresinin güçlü virüs ve mikrop öldürücü özelliği de vardır.

* Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Kötü kolesterolü ve hipertansiyonu düşür. Kötü kolesterolün damar çeperini delip duvara yerleşmesini ve plakaların, tıkanıklıkların oluşmasını önler. Kötü kolesterol oksidasyonu, damar sertliğinin ilk halkalarından biridir. Ateroskleroz denen damar sertliğine karşı koruyucudur. 19 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada, 1 yıl süre ile günde 220 ml nar suyu tüketen grubun 1 yılın sonunda damarlardaki plak kalınlığında %30 azalma olduğu gösterilmiştir. Ayni zamanda paraoksanaz 1 (PON1- lipid peroksidasyonuna karşı önleyici bileşik) aktivitesini%83 artırarak serum LDL oksidatif durumunu ve LDL nin bakır iyonu ile tepkimeye girme duyarlılığını %90-95 oranınında azaltarak kalp hastalıklarından koruyucu potansiyel etki gösterdiği bildirilmiştir.

* Kan basıncında artışa sebep olan ACE adlı enzim aktivitesini azaltarak kan basıncını düşürücü etki sağlar, hipertansiyonda faydalıdır. Bu enzim tansiyonumuzu artıran kötü bir maddedir ve hatta, piyasada bu enzimi bloke etmek için kullanılan birçok tansiyon ilacı vardır. Nar antioksidatif etkilere sahip polifenolerin zegin kaynağıdır. Antioksidatif etkilerinin yanısıra, antiaterojenik (damar içi daralmayı azaltıcı), antihipertansif ve anti-inflamatuvar potansiyel etkileri yapılan birçok insan ve deneysel hayvan çalışmalarında gösterilmiştir. Bilindiği üzere yüksek kan basıncı felç ve kalp krizi riskini artırmaktadır. Nar suyu serum anjiyotensin dönüştürücü enzim aktivitesini engelleyerek sistolik kan basıncını düşürücü potansiyel etki göstermektedir. Yapılan klinik çalışmalarda iki hafta boyunca günlük 120 mg. nar çekirdeği ekstraktı tüketen yüksek tansiyon hastalarında bu süreç sonunda sistolik kan basınçlarında % 5′lik düşüş tespit edilmiştir

* Yapılan araştırmalarda nar suyunun cilt kanserine ve erkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu etkisi görülmüştür. Akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen ölüm nedeni olarak prostat kanseri gösterilmektedir. Nar, kanserli hücre büyümesini durdurucu ve apoptozisi (etraftaki hücrelere zarar vermeden bir hücrenin ölmesi) yani programlı hücre ölümünü artırıcı potansiyel etkileri sayesinde prostat kanserinin tedavisinde kullanılmaktadır. Proapoptotik (apoptozu başlatıcı) proteinlerin göreve başlamasına ve antiapoptotik (apoptozu önleyici) proteinlerin ise azalmasına öncülük eden nar polifenolleri tümör büyümesini durdurucu etki göstererek prostat kanserinden koruyucu potansiyel etki göstermektedir.

* Güçlü Antioksidandır. Nar çekirdeğindeki diğer önemli bileşenler, linoleik ve oleik asitlerdir. Linoleik asitin hayvan deneylerinde kalın barsak kanseri üzerinde önemli iyileştirici etkisinin olduğunu gösteren hayvan deneyleri mevcuttur. Prostat ve meme kanserinde de etkili olduğu düşünülmektedir. Prostat kanseri yanı sıra prostatın iyi huylu büyümesinde, şeker hastalığında ve lenf kanserinde de etkili olduğuna dair ABD’de yapılmış çalışmalar mevcuttur. Linoleik asit kandaki kötü kolesterol oranını düşüren önemli bir ajandır.

* Selülit gibi cilt problemlerini çözer. İçerdiği yüksek polyhenol (% 80) sayesinde ve ellajik asit (% 40) sayesinde cilde parlaklık verir, ciltte yağ oluşumunu engeller. İçerdiği yararlı asitler selülit oluşumuna engel olur.

* Östrojen takviyesi ile menopoz dönemi sıkıntılarını giderir. Nar östrojen yönünden bilinen en zengin meyvelerden biridir. Yapılan laboratuvar çalışmalarında Nar Çekirdeği’nin %25′inin östrojenik etki gösterdiği bulunmuştur. Bu etki menopoza girilmesini geciktirir, menopoz dönemi sıkıntılarına yardımcı olur.

* Doğum kontrol hapının yan etkilerini azaltır. Özellikle birçok kadının korkusu olan, menopozun neden olduğu kemik erimesini, içerdiği elajik asit sayesinde engeller ve bedene destek, güç sağlar. Doğum kontrol hapı kullanımı sırasındaki yan etkileri hafifletir.

* Yaşlanmayı geciktirir (anti-aging). Nar çekirdeğinin antioksidan ve kollojen yapımını uyarıcı etkilerinden dolayı kozmetik değeri de anlaşılmıştır. Nar çekirdeği yağından yapılan sabun ve cilt bakım ürünleri birçok ülkede revaçtadır. Cilt sıkılaştırıcı ve tazeleyici özellikleri vardır bu ürünlerin. Nar çekirdeği partiküllü peeling ve maske ürünleri de mevcuttur. Tıbbi kremleri ise geçmeyen kronik yaralarda kullanılır

Mucize meyvelerden biri fakat her besin de olduğu gibi porsiyon ölçülerini kaçırmamak gerekir. ½ küçük boy (80 gr) nar 1 porsiyondur. 1 su bardağı (200 ml) nar suyu ise yaklaşık 5 porsiyon nardan elde edilir. Narı posası ve çekirdekleriyle birlikte tüketmek daha doğru bir seçenektir.

 Sağlıklı, mutlu,  huzurlu bir hafta dilerim…

‘Diyetisyen Elvan NALÇACI’

TEILEN
Önceki İçerik7 Gün 24 Saat Görev Başında
Sonraki İçerikDuygusal Ustalık / Psikolog Cemrenaz Coşkun / 25.10.2018
Diyetisyen Elvan Nalçacı
1988 tarihinde dünyaya geldi. ilk, orta ve lise öğrenimini Denizli’de tamamladı. Adıyaman Üniversitesi MYO Aşçılık Bölümünden mezun olduktan sonra İstanbul’da ‘’SOFT FOOD’’ üyesi restoranlarda aşçılık yaptı. Denizli’de restoran müdürlüğü ve Halk Eğitim Merkezinde Aşçı öğreticilik yaptı. Liderlik okulu eğitimlerini tamamladı. Liderlik okulu eğitimlerinde yeni bir bakış açısı kazandı ve insanın sınırının olmadığına, istediklerini hiçbir zaman ertelememesi gerektiğine inandı. Tekrar sınava girdi. 2014’te Yakındoğu Üniversitesi Beslenme Ve Diyetetik Bölümünü kazandı ve 2017’de mezun oldu. Pamukkale Üniversitesi Hastanelerinde Stajını yaptıktan sonra Selçuk Üniversitesi Yaşam koçluğu eğitimini tamamladı ve psikoloji üzerine eğitimlere katıldı. Hala psikoloji üzerine yayınları takip ediyor. Beslenme üzerine eğitim ve seminerlere katıldı. Şu an Pamukkale Üniversitesi Hastanelerinde hizmet vermeye devam ediyor. Beslenme psikoloji konusunda sürekli kendini geliştiren, sürekli yeni yayınları takip eden Diyetisyen Elvan Nalçacı bütüncül sağlığa inanarak ‘’Bir insan sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve pozitif düşünceyle daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürdürebilir.’’ diyor.

CEVAP VER