Çocukla İletişim Nasıl Olmalı / Aile Danışmanı Merve Erbaş / 13.12.2018

0
442

Çocuk konusu yetişkinler için sonu gelmeyen bir öğrenme alanıdır. Çocuk ebeveynini, o her ne kadar farkında bile olmasa geliştirir. Her gün yeni bir bilgi edinmesini sağlar. Bu farkındalık bazen kendisiyle ilgili bir durumla bile yüzleştirebilir ebeveyni. Kendi çocuğunu büyütürken kendi çocukluğuyla yüzleşebilir, çocuğuna istediği bir oyuncağı alırken aslında o oyuncağı kendi çocukluğuna aldığını fark edebilir, çocuğuna sevgiyle sarılırken, kendi sevgi açlığını hissedebilir. Ebeveyn, gün içinde buna benzer birçok durum deneyimleyip farkına varmadığı da olabilir. Çocukla iletişim de bunlardan biridir.

Çocuklarımızla kurduğumuz iletişim tarzı öğrenmelerimizin bir sonucudur. Eğer katı veya aşırı disipliner bir ebeveynseniz muhtemelen çocukluğunuzda sevilmeyi bilememiş, sevdiğini söylemenin utanılacak bir şey olduğunu öğrenmiş ya da sevginin nasıl göstereceğini hiç öğrenmemiş olabilirsiniz.

Sevgi ve saygı içinde demokratik bir ailede büyütülmüş bir bireyseniz, çocuğunuzla olan iletişiminizin de sevgi dolu olmasına önem veriyorsunuzdur. Günlük koşuşturmalar, rutinler, sıkıcı işler sizi her ne kadar yorsa da çocuğunuza ayıracak vaktiniz mutlaka vardır.

İki farklı yetiştirilmiş ebeveynin de sorunlu davranışlar sergileyen çocukları olabilir. Netice olarak çocuklar dört duvar arasında sadece anne ve babasının yüzünü görerek büyümüyorlar. Sosyal bir canlı olmanın sonucunda diğer insanlardan da öğrenmeler gerçekleştiriyoruz. Nihai hedefi dünyayı tanımak olan çocuk ise karşılaştığı her durumdan bilgi ediniyor. Sonuç da bazen bizim kabul edemeyeceğimiz gibi olabiliyor. Böyle bir durumdaysak neler yapılabilir?

Öncelikle kendimiz de dahil olmak üzere geçmişe müdahale edemeyiz fakat andaki durumu değiştirmek mümkündür. Bizimle nasıl iletişim kurulduğunu bir kenara bırakıp çocuğun ihtiyacı olana  yani anlaşılma ihtiyacına odaklanmak en iyi çözüm olacaktır.

Örneğin, çocuklar bazen okuldan eve sinirli, yorulmuş ya da mutsuz gelebilirler ve duygusal gelişimini henüz tamamlamamış çocuk için bu karmaşık bir durumdur.  Çocuğa ‘’neyin var? Bu yüzden ağlanır mı? Sen de ona aynısını yap o zaman’’  gibi bir konuşma ebeveyne, ‘’çocuğumun sorunlarıyla ilgilendim ve ona bir çözüm yolu sundum’’ hissini verebilir fakat; çocuğa yaşadığı duyguların ne olduğu öğretilmeden ona çözüm yolları sunmak çocuğa ‘’sürece değil sonuca odaklanmalısın’’ ya da ‘’ hisler seni yanıltır sen en iyisi sana iyi gelecek olanı yap’’ mesajlarını verir. Çocuk buradan öğrendiği bilgiyi büyürken kullanır. Sosyal hayatta karşısına çıkan zorluklarda çözüm yolu hep kendine fayda sağlayacak seçimler yapmaktan yanadır. Bu durumu kolaylaştırır gibi görünüyor ama kişiyi bencilleştirir. Kendine fayda sağlayacak bir çözüm yolu bulamadığı bir an geldiğinde – ki mutlaka gelecektir yıkılır. Hiç hüsran yaşamamış bir kişi için ilk hüsran deneyimi hemen kapatılması gereken bir durum olarak algılanır ve sorumlulukları başkalarına yıkma/yükleme, suçlu olduğu anlarda suçu kabullenememe yine başkalarının suçlu olduğunu kabul ettirmeye çalışma gibi davranışlar gözlemlenebilir.

Çocuk ister mutlu olsun ister mutsuz, çocuğun yoğun duygular yaşadığı anlarda ona verebileceğimiz en iyi destek yaşadığı duyguları ona yansıtmaktır. Bu iletişim şekli ilk başlarda hiçbir fayda sağlamayacak gibi gelebilir belki de size zor görünebilir. Pratik yaptıkça kolaylaşacak hatta sonuçları sizi şaşırtacaktır.

Eve girdiği gibi çantasını fırlatan çocuğun o anda yoğun bir duygu yaşadığı bellidir. Ebeveyn böyle bir durumda çocuğuna ‘’ne oldu oğlum, neyin var arkadaşlarınla mı kavga ettin? Bu sefer sorun ne?’’ tarzında yaklaşırsa çocuk durumu anlatmaktan ziyade haklı çıkmaya çalışacaktır.  İkinci bir yol olarak;

Ebeveyn:  Sinirli görünüyorsun.

Çocuk: Çok sinirliyim.

Ebeveyn: Seni sinirlendirecek bir şey olmuş.

Çocuk: Evet. Okulda arkadaşımla kavga ettik ve öğretmen beni cezalandırdı.

Ebeveyn: Cezalandırılmak seni sinirlendirmiş.

Çocuk: Evet çünkü olayı ben başlatmadım. Arkadaşımı uyarmama rağmen derste beni rahatsız edip durdu ben de en sonunda dayanamayıp ona bağırdım.

Ebeveyn: Öğretmenin arkadaşına bağırdığın için seni cezalandırdı. Öğretmeninin tutumu seni daha da kızdırmış olmalı.

Çocuk: Bir daha beni rahatsız etmeye kalkarsa onu öğretmene şikayet edeceğim.

Yukarıdaki diyalog çocuğun davranışına değil yaşadığı duyguya odaklanmaktadır. Haklısın ya da haksızsın gibi net yargılardan kaçınarak çocuğun yaşadığı durumu ve duyguyu ona yansıtmak çocuğun yaşadığı duyguya bir anlam vermesine ve çözüm yollarını kendi keşfetmesine olanak sağlamaktadır.

Bu tür diyaloglar çocuğun kendisiyle iç muhasebe yapmasını, vicdan ve sorumluluk geliştirmesini de kolaylaştırmaktadır.

Oyun Terapisti, Aile Danışmanı ve Cinsel Terapist – Merve ERBAŞ’

TEILEN
Önceki İçerikHedef Altın Bebek Dostu İl Olmak
Sonraki İçerikKanıta Dayalı Tıp; Popüler Tıp / Prof. Dr. Bülent Topuz / 14.12.2018
Aile Danışmanı Merve Erbaş
1992 yılında Denizli’de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini Denizli’de tamamladı. 2012 yılında kazandığı Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünden 2016 yılında mezun olan Erbaş’ın hayatında yeni bir pencere açıldı. Staj dönemini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Hizmetler Denizli Çocuk Esirgeme Kurumu ve Pamukkale Sosyal Hizmet Merkezi’nde yaptı. Bir yıl boyunca süren staj döneminden sonra başladığını mesleki eğitimlerine hiç ara vermedi. Aile danışmanlığı, cinsel terapi, bağımlılık ve oyun terapisi, MMPI çok yönlü kişilik envanteri, Denver 2 gelişimsel tarama testi ve çocuklarda BDT ve masal terapisi eğitimlerini aldı. Şu an aktif olarak özel bir klinikte oyun terapisi, aile danışmanlığı ve cinsel terapi hizmetlerini uyguluyor. Geleceği şekillendirecek olan bugünün çocuklarının ruhsal gelişimlerine elinden geldiğince fayda sağlamayı amaçlayan Erbaş, ailelere de doğru yönde destek olabilmeyi ilke ediniyor.

CEVAP VER