Doğrusuyla Yanlışıyla Karın Estetiği / Op. Dr. Onur Saka / 23.12.2018

0
451

Yemek, hem en önemli fiziksel ihtiyaç hem de insanoğlunun en önemli zevklerinden birisi olunca, buna şeytan kadar güçlü insan nefsi de eklenince kaçınılmaz olan, nüfusun büyük bir kısmında sonuçlanıyor; KİLO ALMAK. Hamilelik, yaşlanma, hareket kısıtlılığı, teknolojinin gelişimi ve birçok diğer etmen insanoğlunu kilo almaya ve bir basamak üstü, obeziteye götürebiliyor.
Erkeklerde ve kadınlarda obezite ile birlikte yağlanma farklı bölgelerde oluşmaktadır. Her ne kadar son dönemlerde erkek hasta sayısı artsa da, plastik cerrahlara gelerek çözüm arayan bayan hasta sayısı daha fazladır. Nasılsa teknoloji gelişti, tıp ilerledi artık liposuction var, karın estetiği var hatta obezite ameliyatları. Mahallenin bakkalına arabasına binerek giden zihniyet elbette ki kilo vermek için de doktora başvuruyor.  Her meslekte çürük elma var, kabul ediyorum ancak bizim uzmanlık dalımızda da hastalara “biz kilo verdirme ameliyatı yapmıyoruz, vücut şekillendirme yapıyoruz” diyen babayiğitler azınlıkta kalmış durumda. Pazar büyüdükçe endikasyonlar da genişleyebiliyor haliyle. O zaman biz başlayalım doğru bildiğimiz yanlışları saymaya.


Birincisi liposuction veya yeni nesil cihazlarla yapılan daha hafif formu olan lazer lipoliz kilo verdirmez, asıl endikasyonu normal kilosunda olan ancak bölgesel yağ fazlalığı olan hastalara uygulanmasıdır. Kilolu hastaya liposuction yapılmaz mı peki? Yapılır tabi ancak hastaya sadece bölgesel incelme sağlayacağı ve çukurluk ve girinti-çıkıntı oluşum riskinin daha fazla olduğu bilgisi verilerek yapılabilir. Yani obez bir hastadan 13-14 litre yağ çekmek onu belli bir dönem zayıflatmış gibi gösterse de hem komplikasyon riski çoktur hem de hastanın metabolizması ve midesi aynı miktarda küçülmediği için hasta daha sonra bu sefer de yağ alınmamış kısımlara kilo almaya başlar. Hastalarda liposuction ile çekilebilecek  yağ miktarı kabaca litre bazında kilolarının en fazla %10’u kadar olmalıdır. Yani 80 kilo olan bir hastadan en fazla 8 lt yağ çekilebilir.(Bu miktara hastaya liposuction öncesi verilen solüsyon da dahildir). Liposuction vücut şekillendirme açısından uygun hastada çok güzel sonuçlar verir. Hatta hastalarda karın kası görünümü (six-pack) oluşturmak bile mümkündür. Lakin hastaların liposuction ameliyatı sonrası yüklü miktarlarda kilo almaktan mutlaka kaçınması gerekmektedir. Alınan fazla kilolar belki liposuction yapılan bölgelerde toplanmaz ancak belirgin olmayan çukurluklar ve ciltte düzensizlikler oluşmasına sebep olup ameliyat sonucunu bozabilirler.
Liposuction ameliyatı az miktarlarda ve tekli bölgelere yapılacak olursa muayenehane de bile yapılabilecek kadar basit bir işlemdir ancak yüklü miktarlarda yapılacak liposuction, sanıldığı kadar basit atlatılabilen bir süreç değildir. Hastalarda kan vermeyi dahi gerektirebilecek, tekrar normal yaşantıya dönülmesi ise 2 haftaya kadar uzayabilen bir dönem sizi bekliyor olacaktır.


İkincisi, cilt elastikiyeti iyi olmayan, deri sarkıklığı da gözlenen hastalarda hele ki üst karın bölgesinde bombeleşme varsa sadece liposuction yeterli şekillendirmeyi yapmaz, çünkü cilt toparlamaz. Mutlaka mini karın germe veya tam karın germe ameliyatları gerektirir. Bu ameliyatlar da izli ameliyatlardır. Bikini bölgesinin altında kalan yağlanma miktarına göre uzun veya daha kısa kalıcı bir kesi izi mevcuttur. Bu ameliyattan sonra hastalar ikinci gün işlerine gidemezler. Her ne kadar ertesi gün taburcu olsalar da en az 3-4 gün kendilerine yardım edecek birilerine ihtiyaç duyarlar. İlk hafta dik yürüyemezler, 3 hafta kadar karın korsesi kullanmaları gerekir. Ameliyat bölgesindeki izler 2-3 ay kadar koyu renkli olacaktır. 6 ay -1 sene içerisinde normal cildin rengine yakın bir tona dönmesini bekleriz. Ancak daha çok sigara içen ve diyabetik hastalarda yara iyileşmesi problemi görülebilmektedir. Böyle durumlarda yaralar genelde kendiliğinden pansumanla iyileşir ancak kalın kabarık izler oluşturabilir.
Bazen bizlere morbid obez hastalar başvurmakta ve diyetisyene başvurduklarını, kilo veremediklerini ve obezite ameliyatı da geçirmek istemediklerini söylemektedirler. Bu durumda hastalarda yine kilo verdirme amacıyla değil ancak hiç değilse alt karın bölgesinde sarkan fazlalık deri ve deri altı yağlı dokuların alınması yani abdominoplasti ameliyatı yapılması fayda sağlayabilir. Ancak bu hasta grubu komplikasyon gelişmesi açısından en riskli grubu oluşturur. Hastaları, onları ameliyat sonrasında bir gül bahçesi beklememeleri konusunda bilgilendirmek gerekmektedir.

Karın germe ameliyatı olduktan sonra hamile kalınırsa çocuğun büyüyemeyeceği de bir mittir. Evet, biz karın kaslarında gevşekliği gidermek için karın kaslarını yaklaştırıcı dikişler koyarız ancak hiçbir dikiş rahmin büyüme kuvvetini engelleyebilecek güçte değildir. Yani bu ameliyattan sonra hamile kalınabilir ancak hamilelik ameliyatınızın sonucunu bozar. Yani bizim, üst karnınızı düzleştirmek için yaptığımız işlemi sıfırlar ve hamilelik sonrası üst karında tekrar bombeleşme oluşabilir. Bu nedenle eğer hastalar sabredebiliyorlarsa bu ameliyatı tüm hamilelik süreçleri bittikten sonra olmalıdırlar
Lazer lipoliz, kavitasyon, kriyolipoliz lenf drenaj ve diğer yarı cerrahi-medikal teknikler asla cerrahinin yaptığı şekillendirmeyi yapmazlar. Yalnızca daha hafif incelme sağlarlar. Kesinlikle kilo verdirme amacıyla medet umulmamalıdır. Cihazlar pahalı oldukları için fiyatlar da neredeyse cerrahiler kadar pahalı olabilir.
Obez olan hastalar tabiî ki tıbbi destek almalıdırlar ancak bunun için ilk adresleri plastik cerrah veya pahalı güzellik merkezleri olmamalıdır. Hastalar öncelikle diyetisyen, Dahiliye veya Endokrinoloji Uzmanı ve Obezite Cerrahisi konusunda uzmanlaşmış Genel Cerrahlara başvurmalıdır. Kilo verdikten sonra oluşacak cilt sarkmaları için ise doğru adres Plastik,ve Estetik Cerrahi Uzmanlarıdır. Bizim yaptığımız ameliyatlara uygun hastalar ise doğru cerrahı tercih ettiğinden emin olarak bu işlemlere girişmelidir.

Özel Sağlık Hastanesi – Op. Dr. Onur SAKA’

TEILEN
Önceki İçerikBu Yenilik İhracatta Avantaj Sağlayacak
Sonraki İçerikSeyahatte Uyulması Gereken Genel Sağlık Kuralları
Op. Dr. Onur Saka
1982 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı. 1999 yılı üniversite sınavında Türkiye 42.’si olarak İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Bölümü’nü kazandı. Fakülteyi 2005 yılında Bölüm 2.’si olarak bitirdi. 2005 yılı TUS sınavında Türkiye 14.’sü olarak tıp eğitimi boyunca hayalini kurduğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda göreve başladı. 2011’de uzmanlık eğitimini tamamlayıp mecburi hizmetini Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaptı. Van Depremi döneminde yaptığı hizmetlerden dolayı T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından “Teşekkür Belgesi” ile ödüllendirildi. Aynı hastanede 2012 yılından hizmet süresini doldurduğu 2013 yılına dek Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği ile Yanık Ünitesi Şefi olarak görevlendirildi. Devlet Hizmet yükümlülüğünün dolması sonrası Temmuz 2013’te Aydın Nazilli Devlet Hastanesi’ne atandı. Nazilli Devlet hastanesinin ilk Plastik Cerrahı olarak kliniğin kurulmasında ve bölge halkını bu hizmetle tanıştırmakta önemli rol oynadı. Mayıs-Temmuz 2013’te Los Angeles, ABD’de UCLA Plastik Cerrahi Kliniği’nde gözlemci olarak bulundu. Eğitim sürecindeki tescilli başarısını, çalıştığı kurumlarda klinik tecrübesi ve becerisi ile perçinleyen Op. Dr. Onur Saka gerçekleştirdiği tedavi ve ameliyatlarla ilklere imza attı. Evli ve iki çocuk babası olan Op. Dr. Onur Saka Denizli Özel Sağlık Hastanesi’nde görev yapmaktadır.

CEVAP VER