Sağlıklı Karaciğer İçin Beslenme Önerileri / Diyetisyen Elvan Nalçacı

0
192

Vücudumuzun en büyük organı, bir kimya laboratuvarı, metabolizmamızın askeri diyebiliriz onun için ‘’ KARACİĞER ‘’. Beslenmemiz tüm vücudumuzu etkiliyor elbette ama tüm bu besinler ilk aşamada karaciğerde işlenerek metabolizmamıza giriyor.

Karaciğerin işlevlerini sıralayacak olursak:

  • Kan depo işlevi
  • Kan temizleme işlevi
  • Metabolik işlevleri;
    • Karbonhidrat metabolizması
    • Yağ metabolizması
    • Protein metabolizması
  • Diğer işlevleri;
    • Vitaminlerin depo edilmesi
    • Kanın pıhtılaşmasına etkisi
    • Karaciğerde demirin ferritin olarak depolanması
    • Bilirubin atılımına etkisi
    • İlaç metabolizması ve detoksifikasyon

Vücudumuz için çok çalışan bu organa iyi bakmak lazım. Son dönemlerde karaciğer yağlanması çok arttı.  Türk Gastroenteroloji Derneği’nin yayınladığı bir araştırma raporunun sonucu  ülkemizde her 10 erişkinden birinin karaciğerinin yağlı olduğunu gösteriyor.

Peki bunun sebebi ne;

  • Yanlış besleniyor; şekere ve nişasta bazlı besinlere (ekmek, fırın-pastane ürünleri, cipsler, bisküvi, gofret ve benzerleri, eve servis pizzalar, şekerli gazlı kolalı içecekler) fazla yükleniyoruz.
  • Fast food besinleri aşırı tüketmeye başladık.
  • Sağlıklı besinleri bile aşırı tüketiyoruz.
  • Alkol tüketimindeki artış da önemli bir neden.
  • Çok fazla ilaç, özellikle de çok fazla parasetamol içerikli ağrı kesici kullanıyoruz
  • Egzersiz yapmıyoruz
  • İnsülin direnci problemi önemli bir neden.
  • Obezite en büyük etkenlerden biri, özellikle bel çevresi yağlanması.
  • Ağır metal (cıva, arsenik, kurşun) tehdidi.
  • Fruktoz zengini besinleri (meyveler) ve içinde fruktoz bulunan içecekleri (meyve suları) çok ve sık tüketiyoruz.

Bir problem varsa ilk önce bunun sebeplerinin tespit edilmesi gerek. Sorun: Karaciğer yağlanması.

Sebeplerini belirledik. Şimdi sıra çözümde.

Karaciğer yağlanmasını önlemek için neler yapmalı:

  • Günde 3 ana 3 ara öğün, az ve sık beslenerek 2 -3 saatten fazla aç kalınmamalı
  • Uykusuz kalmamalı
  • Çok yorulmamalı
  • Alkolden uzak durulmalı
  • Sigara ve benzeri toksinler alınmamalı
  • Hayvansal yağlardan sakınılmalı
  • Vitamin, mineral ve liften zengin olan meyve ve sebzelere öncelik verilmeli
  • Bitkisel proteinlere ağırlık verilmeli.
  • Stresin azaltılması ya da uzak durulmasının yolları bulunmalı
  • Fazla kilolar verilmeli
  • Egzersiz yapılmalı
  • İyi, güzel ve doğal beslenmeye çalışın
  • Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayınız.

Karaciğer dostlarımızı da unutmayalım;

  • Tüm yeşil ve sarı sebzeler özellikle; enginar (İçinde bulunan silimarin maddesi hücrelerin hasar görmesini engeller.
  • Kabak, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, karnabahar, kereviz, sarımsak, maydanoz, fesleğen, havuç, nane, soğan, böğürtlen, yaş ve kuru üzüm, yaş ve kuru incir, elma, portakal, turunç, limon gibi tüm meyveler ve yağdan fakir, kolesterolü az, lif miktarı çok gıdalar tüm vücuda olduğu kadar karaciğere de oldukça faydalıdır.
  • Deve dikeni ya da yabani enginar silimarin içeriyor. Silimarin; karaciğer hücre zarının yapısını değiştirerek toksinlerin hücre içine girmesini önler. Hepatit ve siroz gibi karaciğer hastalıklarında tedaviye yardımcı ve koruyucu olarak önerilir. Serbest radikallere karşı güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Yumurta: Özellikle zengin lesitin ve kolin içeriği ile karaciğer dostlarından biri.
  • Pancar, turp: Turpun da beyazından çok morunu, siyahını, yani renklilerini tercih edin.
  • Yerfıstığı ve ay çekirdeği: Atıştırmalık aklınıza geldiğinde karaciğerinizi düşünüyorsanız bu ikiliye öncelik verin. Zira ikisi de bol miktarda kolin içeriyor.

Özetleyecek olursak vücudumuzun kimya laboratuarı karaciğerimize iyi bakmak gerek. Uzun vadede onu çok yorarsak artık bize yeteri kadar hizmet edemez ve bu da çok ciddi sağlık sorunlarına sebebiyet verebilir. Yeterli ve dengeli beslenme, doğru besin tercihleri, biraz egzersiz, minimum stres, yeterli ve verimli uyku tüm yapmamız gereken. Sağlıklı bir hayat için kendimizi sevmeli ve özen göstermeliyiz.

     ‘’Diyetisyen Elvan NALÇACI’’


TEILEN
Önceki İçerikKuraklığın Ayak Sesleri / Ziraat Mühendisi Ayşen Kunduracı
Sonraki İçerikAnne Adayları Sertifikalarını Aldı
Diyetisyen Elvan Nalçacı
1988 tarihinde dünyaya geldi. ilk, orta ve lise öğrenimini Denizli’de tamamladı. Adıyaman Üniversitesi MYO Aşçılık Bölümünden mezun olduktan sonra İstanbul’da ‘’SOFT FOOD’’ üyesi restoranlarda aşçılık yaptı. Denizli’de restoran müdürlüğü ve Halk Eğitim Merkezinde Aşçı öğreticilik yaptı. Liderlik okulu eğitimlerini tamamladı. Liderlik okulu eğitimlerinde yeni bir bakış açısı kazandı ve insanın sınırının olmadığına, istediklerini hiçbir zaman ertelememesi gerektiğine inandı. Tekrar sınava girdi. 2014’te Yakındoğu Üniversitesi Beslenme Ve Diyetetik Bölümünü kazandı ve 2017’de mezun oldu. Pamukkale Üniversitesi Hastanelerinde Stajını yaptıktan sonra Selçuk Üniversitesi Yaşam koçluğu eğitimini tamamladı ve psikoloji üzerine eğitimlere katıldı. Hala psikoloji üzerine yayınları takip ediyor. Beslenme üzerine eğitim ve seminerlere katıldı. Şu an Pamukkale Üniversitesi Hastanelerinde hizmet vermeye devam ediyor. Beslenme psikoloji konusunda sürekli kendini geliştiren, sürekli yeni yayınları takip eden Diyetisyen Elvan Nalçacı bütüncül sağlığa inanarak ‘’Bir insan sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve pozitif düşünceyle daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürdürebilir.’’ diyor.

CEVAP VER