<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Denizli Güncel Sağlık</title>
    <link>https://www.denizliguncelsaglik.com</link>
    <description>Denizli'nin Güncel Sağlık Haber Sitesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/rss/hastalik-tani-ve-tedavi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 08:58:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/rss/hastalik-tani-ve-tedavi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizli Tekden’de Boy Uzatma Ameliyatı yapıldı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizli-tekdende-boy-uzatma-ameliyati-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/denizli-tekdende-boy-uzatma-ameliyati-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 lang="tr">Denizli’de kısa boyundan kaynaklı fiziksel ve bedensel rahatsızlıklar yaşayan hasta, çareyi Denizli Özel Tekden Hastanesi’nde buldu. 1.58’lik boyunun uzatılması için başarılı bir operasyon geçiren hasta, tedavisinin tamamlanmasının ardından 10 santimetre daha uzun bir boya sahip olacak.</h1>

<p>Denizli’de yaşayan 39 yaşındaki M.G., boyunun 1.58 olmasından kaynaklı fiziksel ve bedensel sorunların yaşadığını, daha uzun bir görünüme kavuşmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla Denizli Özel Tekden Hastanesi’ne başvurdu. Hasta uzun yıllardır boyunun kısalığının gerek günlük yaşamda gerekse sosyal çevresinde çeşitli zorluklara yol açtığını dile getirdi. Aynı zamanda duruş bozukluğu ve bazı fiziksel rahatsızlıklar nedeniyle uzman bir hekime danışma kararı alan M.G., hastanenin Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde görev yapan iki uzman doktora başvurdu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Argün ve Op. Dr. Necip Özateş tarafından detaylı şekilde muayene edildi. Doktorlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu, hastanın ortalama 10 santimetre daha uzamasının mümkün olduğu belirtildi.</p>

<p>"Ameliyat ve uzama işlemleri meşakkatli ve özen isteyen süreçtir"</p>

<p></p>

<p>Ameliyat aşamasının ardından gerçekleşen süreci tek tek dile getiren Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Argün, "Hastamız 1.58 boyunda olması nedeniyle sürekli boyunun kısalığından dolayı hem fiziksel hem de bedensel rahatsızlıkların olduğunu dile getirdi. Israrla boyunun uzatılmasını bizden talep eden hasta 2 aşamalı olunması gereken muayeneyi 1 aşamalı olmasını istedi. Sol tarafından başlayarak hem femur hem de tibia 5 ila 6 santimetre arasında uzatmayı planladık. Hastamızı ameliyata alıp bu işlemleri gerçekleştirdik. Hasta şuanda uzatma işlemlerinin yapılabilmesi için malzeme yerleştirme aşamasını gerçekleştirdik. Ameliyattan 10 gün sonra uzatma işlemlerini başlayacağız. Uzatma işlemleri yaklaşık 60 gün sürecek. Uzatma işlem süreci geçtikten sonra işlemi durdurup kaynaması için 2-3 ay bekleyeceğiz. Ardından ise hastanın üzerinden malzemeleri yaklaşık 150-200 gün arasında çıkaracağız. Bu tarz işlemler meşakkatli ve özen isteyen ameliyatlar" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzama sürecinde her gün 1 milimetre olmak üzere kurulan mekanizmanın başladığını dile getiren Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Necip Özateş, "Her gün 1 milimetre olmak üzere, üzerindeki mekanizma üzerinden hem uyruk kemiği hem kaval kemiği uzatılmaya başlıyor. Hem bu şekilde kemik uzaması hem de bu esnada kemik kaynaması aynı anda olduğu için daha kontrollü bir işlem oluyor. Hedef uzunluğa ulaştığımızda uzatma işlemini sonlandırıyoruz. Sonrasında da kemiğin kaynaması sürecine geçiyoruz" dedi.</p>

<p>"Süreçlerin sonunda gayet iyi sonuçlar elde ediyoruz"</p>

<p>İlk 4 hafta üzerine bastırmadıklarını ardından ise kontrollü bir şekilde sürecin ilerlediğini belirten Op. Dr. Necip Özateş, "İlk etapta ameliyatın erken dönemlerinde ilk 4 haftaya kadar üzerine bastırmıyoruz. Ondan sonraki günlerde yavaş yavaş hasta koltuk değnekleri yardımı ile destek alarak üzerine basmaya ve günlük yaşantısına daha rahat devam etmeye başlıyor. Yapılan ameliyat bir vatandaşın günlük hayatına etkileyen bir şey değil. Bu süreç hastanın da bilgisi dahilinde özen ve biraz daha sabır gerektiren bir süreç. Bu konuda hastayla fikirde varıldığı zaman gayet iyi sonuçlar elde ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizli-tekdende-boy-uzatma-ameliyati-yapildi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/01/denizli-guncel-saglik-acik-kalp-ameliyati-baypas-ameliyati-denizlide-suresi-kisaliyor-saglikli.jpg" type="image/jpeg" length="19610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizli'de Göz Cerrahisinde Yeni Bir Gelişme]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizlide-goz-cerrahisinde-yeni-bir-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/denizlide-goz-cerrahisinde-yeni-bir-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2 itemprop="description">Göz sağlığı alanında son yıllarda büyük bir yenilik olarak öne çıkan Smile Pro Lazer yöntemi, Denizli'de Prof. Dr. Cem Yıldırım ve Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Şefik Can İpek tarafından başarıyla uygulanmaya başladı. Klasik yöntemlere alternatif olan hızlı ve konforlu yeni tedaviyle, binlerce hasta, gözlük ve kontakt lens kullanımına veda ediyor.</h2>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cem Yıldırım, göz sağlığında yaşanan teknolojik gelişmelerin başında Smile Pro yönteminin geldiğini söyledi. Prof. Dr. Cem Yıldırım, klasik lazer tedavilerine kıyasla daha az invaziv bir yöntem olan Smile Pro yönteminin hem iyileşme sürecini hızlandırdığını hem de hasta konforunu artırdığını belirterek; "Bu yöntem, hastaların günlük yaşamlarına çok daha kısa sürede dönmesini sağlıyor. Aynı zamanda ameliyat sonrası yaşanan rahatsızlıklar da minimum düzeyde kalıyor.&nbsp; "Gözde yalnızca 2 ila 3 milimetrelik küçük bir kesi açılarak,&nbsp; gözdeki kırma kusurları düzeltiliyor. " dedi&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Cem Yıldırım, işlemin gelişmiş lazer sistemleri sayesinde yalnızca saniyeler içinde tamamlandığını vurgulayarak, "Bu hız, hastaların işlem sırasında daha az stres yaşamalarını sağlıyor. Ayrıca, kornea sinirleri daha az etkilendiği için ameliyat sonrası kuru göz gibi şikâyetler oldukça nadir görülüyor. Uygun göz yapısına sahip hastalar, genellikle birkaç gün içinde görme netliğine kavuşup günlük aktivitelerine dönebiliyor" diye konuştu.<br />
<br />
Görme bozukluklarının tedavisinde hem konforu hem de güvenliği bir araya getiren Smile Pro yönteminin geleceğin lazer teknolojisi olarak değerlendirildiğini kaydeden Prof. Dr. Cem Yıldırım, "Bu yöntem sayesinde binlerce hasta, gözlük ve kontakt lens kullanımına veda ediyor. Smile Pro, görme kalitesini artırmak isteyenler için modern ve etkili bir çözüm sunuyor" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Kimler Smile Pro için uygun?</p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şefik Can İpek ise klasik lazer tedavilerine kıyasla daha az invaziv olan Smile Pro yönteminin miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde daha hızlı ve daha konforlu bir iyileşme süreci sunduğunu belirtti. Smile Pro yönteminin her göz yapısına uygun olmadığını hatırlatan Dr. Şefik Can İpek, bu cerrahinin genellikle 18 yaşını geçmiş, göz numarası en az bir yıldır sabit olan ve kornea kalınlığı yeterli düzeyde olan bireyler için önerildiğine dikkat çekerek, "Yöntem, miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar sunuyor. Ancak her birey bu yöntem için uygun olmayabilir; bu nedenle detaylı bir göz muayenesi şarttır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizlide-goz-cerrahisinde-yeni-bir-gelisme</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2025/07/183yhoi6qwjkkcxs3snouis5c5076ibn.jpg" type="image/jpeg" length="65433"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tavas Devlet Hastanesi’nde girişimsel radyoloji başladı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/tavas-devlet-hastanesinde-girisimsel-radyoloji-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/tavas-devlet-hastanesinde-girisimsel-radyoloji-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p itemprop="headline" style="text-align:justify">Denizli’nin Tavas ilçesindeki Tavas Devlet Hastanesi, sağlık hizmetlerinde yenilikçi bir adım atarak girişimsel radyoloji uygulamalarını başlattı. Görüntüleme teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilen bu minimal invaziv yöntemler, hastaların cerrahi operasyonlara ihtiyaç duymadan tedavi edilmesini sağlıyor. Radyoloji Uzmanı Dr. Eren Tanrıseven, girişimsel radyolojinin sunduğu imkanları ve hastanede yapılan işlemleri detaylı bir şekilde açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ, PEK ÇOK ALANDA CERRAHİYE ALTERNATİF OLUŞTURULUYOR</p>

<p style="text-align:justify">Girişimsel radyoloji, ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) ve anjiyografi gibi görüntüleme teknikleri eşliğinde yapılan tanı ve tedavi işlemlerini içeriyor. Dr. Eren Tanrıseven, bu yöntemin kanser tedavisi, damar tıkanıklıkları, biyopsi ve drenaj gibi pek çok alanda cerrahiye alternatif oluşturduğunu belirtti. “Girişimsel radyolojideki işlemler, görüntüleme kılavuzluğunda cerrahiye göre çok daha az invaziv yöntemler kullanarak tedaviyi yönlendirir. Genellikle bu işlemler hastalar için daha kolaydır. Çünkü geniş kesiler yoktur, daha az ağrı, risk ve daha kısa iyileşme zamanı ile işlemler tamamlanır” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Tanrıseven, işlemlerin önceden planlandığını ve çoğunlukla lokal anestezi altında, gerektiğinde ise genel anesteziyle gerçekleştirildiğini aktardı. Görüntüleme cihazlarından elde edilen verilerle tedavinin hassas bir şekilde yönetildiğini vurguladı. Bu yaklaşımın, hastaların tedavi sürecinde konforunu artırdığı ve komplikasyon riskini azalttığı ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">ÇOK SAYIDA HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE AKTİF OLARAK KULLANILIYOR</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Tavas Devlet Hastanesi’nde girişimsel radyoloji birimi, çok sayıda hastalığın tedavisinde aktif olarak kullanılıyor. Dr. Tanrıseven, sunulan hizmetlerden bazılarını şu şekilde sıraladı: “Asit drenajı ile karında biriken sıvı ultrason eşliğinde dışarı alınır, böylece ağrı ve şişkinlik giderilir. Plevral efüzyon drenajı ile akciğer zarları arasındaki sıvı birikmesi, nefes darlığına yol açmadan ince bir tüple boşaltılır. Apse, kist ve koleksiyon tedavilerinde ise vücuttaki iltihap ya da sıvı birikimi cilt üzerinden bir tüple temizlenir.”</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, kalıcı ve geçici kateter uygulamaları, port kateter ve santral damar yolu gibi işlemlerin de bu yöntemle kolayca yapıldığı belirtildi. Biyopsi işlemlerinde tiroid, meme gibi doku örneklemelerinin ultrason ve tomografi rehberliğinde güvenli bir şekilde alındığı aktarıldı. Tanrıseven, “Bazı kist ya da tümörlere doğrudan ilaç uygulanabilir ya da içerikleri boşaltılabilir. Bu yöntemler, hastaların büyük ameliyatlara gerek kalmadan tedavi edilmesini sağlıyor” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">HASTA KABULÜ VE HİZMET SÜRECİ</p>

<p style="text-align:justify">Girişimsel radyoloji birimi, Tavas Devlet Hastanesi’nde diğer kliniklerden konsültasyon ve poliklinik başvuruları yoluyla hasta kabul ediyor. Dr. Tanrıseven, “Tavas Devlet Hastanesi olarak Tavas halkının tıbbın gelişen bu alanından mahrum bırakmamak, tanı ve tedavide hastalarımıza mümkün olan en kısa sürede destek olmak adına girişimsel radyoloji birimimizde hizmet veriyoruz” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Hastanenin, bölge halkına ileri teknolojiyle sağlık hizmeti sunmayı hedeflediği belirtildi. Girişimsel radyoloji biriminin, özellikle cerrahi gerektiren durumlarda hasta konforunu artırdığı ve tedavi süreçlerini hızlandırdığı vurgulandı. Bu hizmetin, Tavas ve çevresindeki vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırdığı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/tavas-devlet-hastanesinde-girisimsel-radyoloji-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Jun 2025 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-devlet-hastanesi-tomografi-cihazi-berna-ozturk-mehmet-erkaleli-bashekim-kac-dakika-surer-ilacli-yan-etkileri-hastalar-nedir-nasil-cekilir-doktor.jpg" type="image/jpeg" length="52785"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Giderek yaygınlaşan kanser hastalığı hakkında açıklama yaptı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/giderek-yayginlasan-kanser-hastaligi-hakkinda-aciklama-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/giderek-yayginlasan-kanser-hastaligi-hakkinda-aciklama-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstatistikler her beş kişiden birinin kanser riski taşıdığını söylüyor. Kanser haftasında açıklama yapan Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Prof. Dr. Gamze Gököz Doğu ise tam da bu konuya dikkat çekerek açıklama yaptı. İşte Doğu'nun açıklamaları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">PAÜ Hastaneleri&nbsp;Tıbbi Onkoloji&nbsp;Bilim Dalı&nbsp;Prof. Dr. Gamze Gököz Doğu açıklamasında şu bilgileri paylaştı: “Kanser&nbsp; sosyal, psikolojik ve ekonomik yönleri olan, hastayı ve hasta yakınlarını etkileyen çok yönlü ve ciddi bir hastalıktır. Bu önemli sağlık sorununa halkın dikkatinin çekilmesi ve kansere yönelik bilincinin arttırılması amacıyla Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu’nun önerisi ile 1956 yılından itibaren her yıl 1-7 Nisan arası Kanser Haftası olarak belirlenmiştir. Böylece kanserle savaşa yönelik ilgi ve farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır. Dünyada nüfusun yaşlanması ile birlikte, 2040 yılında 29.9 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıkacağı ve 15.3 milyon kişinin ise bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceği Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından öngörülmektedir. Dünya kanser istatistiklerine göre; 75 yaşa kadar her 5 kişiden 1’inde kanser gelişme riski, her 10 kişiden 1’inde ise kanser nedeniyle hayatını kaybetme riski mevcuttur. Türkiye’de ise sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp-damar hastalıklarından sonra en sık görülen ikinci ölüm sebebi olarak dikkat çekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12439" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kanserin gelişiminde çevresel faktörler daha önemli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kanserin önlenebilir ve erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna değinen Prof. Dr. Gamze Gököz Doğu, erken tanı ve tedavi kanserli hastalarda önemli oranda iyileşmenin mümkün olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Gököz Doğu sözlerine şöyle devam etti: “Bilgi eksikliği, korku, ihmal gibi nedenlerle tanı geciktiğinde tedavi de güçleşmektedir. Tarama asemptomatik hastalarda hastalığın erken evrede belirlenmesidir. Kansere bağlı erken ölümlerin yüzde 30-35’i bu sayede önlenebilmektedir. Böylece ileri evre kanserler için gerekli olan agresif tedaviler ve yan etkiler de azaltılabilir. Bu da bize tarama programlarının erken tanı ve tedavide ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Kanser birçok faktörün bir arada etkileşimiyle oluşur. Kanser gelişiminde, yüzde 90 çevresel, yüzde 10 oranında ise genetik faktörler etkilidir. Çevresel faktörlerde düzelme ile gelişmekte olan kanserlerin günümüzde yüzde 30 yüzde 50 oranında önlenebileceği bilinmektedir. Yaygın görülen birçok kanser türünün en az üçte biri daha sağlıklı bir beslenme biçiminin seçilmesi, tütün ürünlerinden uzak durulması, fiziksel aktivitenin artırılması, alkol kullanımının azaltılması ultraviyole radyasyondan korunma, mesleksel ve çevresel maruziyetlerin önüne geçilmesi ile önlenebilmektedir. Ülkemizde meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir. Ayrıca prostat ve akciğer kanseri için de bazı durumlarda tarama yapılması, onkolojide etkinliği gösterilen kanserler arasındadır.”</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12098" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Erken teşhis her zaman hayat kurtarıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Gamze Gököz Doğu: “Kanserle mücadelede şunları yapabiliriz. Öncelikle bilgilenerek&nbsp;kanserle ilgili yanılgıları ortadan kaldırmak ve korkuları azaltmak mümkündür. Bilgi, farkındalık ve anlayış yoluyla, çevremizdeki kanserle ilgili yanlış algılar ve tutumları azaltarak zararlarını önleme gücü bizim elimizdedir. Kanser taramalarımızı zamanında yaptırmakta kanserle mücadelede önemlidir. Kansere karşı mücadelede farkındalık ve bilinç düzeyinin artırılması önemli bir strateji olup, her yıl 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası’nda, sağlıklı bir toplum için önemi giderek artan kanser hastalığına karşı halkta farkındalık oluşturmak, taramalara katılımı artırmak için düzenlenen bu etkinliklerle halkı bilgilendirmek ve bilinçlendirmek hedeflenmektedir. Farkındalık çalışmalarının yıl boyunca sürdürülmesi kanserle mücadelede önemli bir unsurdur. Pamukkale Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı olarak sadece Denizli’ye değil çevre il ve ilçelerden gelen kanser hastalarına da tedavi hizmeti vermekteyiz. Verilerimizi taradığımızda geçen 1 yılda toplam 72.570 poliklinik başvurusu olduğunu ve bunlar içinde 4745 hastanın yeni tanı olduğunu saptadık. Bu rakamlar kanser vaka sayısında ciddi artış olduğunu ve Denizli ile çevre illerden çok sayıda hastaya hizmet verdiğimizi ifade etmektedir. Ayrıca merkezimiz bünyesinde multidisipliner yaklaşımla hastalar değerlendirilmekte ve tedavisi planlanmaktadır. Bu yıl “Kanser Değil Sen Güçlüsün” sloganıyla farkındalık çalışmaları planlıyoruz.” şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts-archive id="6768" color="bg-primary"][/related-posts-archive]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/giderek-yayginlasan-kanser-hastaligi-hakkinda-aciklama-yapti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 21:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2025/04/denizli-guncel-saglik-kanser-haftasi-gamze-gokoz-dogu-onkoloji-pamukkale-universitesi-pau.jpg" type="image/jpeg" length="68379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsanlık tarihi kadar eski olan tüberkülozdan kurtulmak mümkün]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/insanlik-tarihi-kadar-eski-olan-tuberlukozdan-kurtulmak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/insanlik-tarihi-kadar-eski-olan-tuberlukozdan-kurtulmak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizlili doktor tüberkülozdan kurtulmanın mümkün olduğunun müjdesini verdi. Halkın verem hastalığı olarak bildiği bu illet hakkında açıklama yapan Dr. Zahide Alaçam tüberkülozu tüm ayrıntılarıyla anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Denizli Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Dr. Zahide Alaçam, tüberlükoz hakkında açıklamada bulunarak doğru ve etkin bir tedavi ile bu hastalığı önlemenin mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İnsanlık tarihi kadar eski bir hastalık</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tüberküloz(TB) yani halk arasında verem diye tabir edilen hastalığının insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi olduğunu ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zahide Alaçam, geçmiş zamanlarda büyük salgınlara yol açan bu hastalık hakkında şunları dile getirdi: “Tüberküloz, mycobacterium tuberculosis isimli bakterinin yaptığı bir enfeksiyon hastalığıdır. İnsanlık tarihi var olduğundan beri verem hastalığı hep var olmuş, geçmiş dönemlerde pek çok insanın ölümüne sebep olan büyük salgınlar yaşanmıştır. Günümüzde aktif bir tedavisi olmasına rağmen tüm dünyada en sık ölüme sebep olan enfeksiyon hastalıklarından biridir. Aslında çok eski bir mikrop olmasına rağmen ilk defa 24 Mart 1982 tarihinde Robert Koch tarafından mikroskop altında tespit edildiği için 24 Mart günü Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 1996 yılından itibaren ‘Dünya Tüberküloz Günü’ olarak ilan edilmiştir. Bu günde; etkinliklerle tüberküloz hastalığına dikkat çekilerek hastalık hakkındaki farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır. 1982’de mikrop tanımlanmış, bu mikroba yönelik antibiyotikler 1940’lı yıllarda keşfedilmiş ve sonrasında etkin tedaviye başlanmıştır” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12402" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2025/03/denizli-guncel-saglik-gogus-hastaliklari-zahide-alacam-tuberkuloz-verem-doktor.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sessiz ve sinsi bir hastalıktır</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tüberküloz mikrobunun en fazla akciğeri tuttuğunu ve dünya nüfusunun yüzde yirmibeşinin halen tüberküloz basili ile enfekte olduğunu (bu mikropla karşılaştığını) altını çizerek söyleyen Uz. Dr. Zahide Alaçam; “Tüberküloz mikrobu en çok akciğeri tutar, genelde de zaten akciğer tüberkülozu olarak bilinir. Fakat tüberküloz, çoğunlukla akciğerler olmak üzere tüm organ ve dokuları tutabilen, önlenebilir ve tedavi edilebilir bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaş sadece solunum yoluyla olur. Yani hastalıklı kişinin öksürmesi, hapşırması ile havaya yayılan mikroplar, havada damlacık enfeksiyonu şeklinde asılı kalır ve sağlıklı bir birey o damlacığı nefes yoluyla solumak suretiyle akciğerlerine ulaştırarak hastalığın oluşmasına sebep olur. İşin esasında dünyadaki tüm insanların yaklaşık dörtte biri bu mikropla karşılaşır. Yani mikrobu bir şekilde biz, hasta kişiden alırız ve o bizim vücudumuzda çoğunlukla sessiz olarak kalır. Ancak mikrop vücuda ulaştıktan sonra bu kişilerin yaklaşık onda birinde bağışıklığı baskılayan bir durum (AİDS, kronik karaciğer, şeker ya da kalp hastalığı, sigara, alkol, madde kullanımı) olduğu zaman bu mikrop sessizce beklemeyi bırakır ve aktifleşerek hastalığa sebep olur” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="7777" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hasta olan kişiyle aynı evde yaşayanlar risk altında</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bulaş yolu ile ilgili en çok merak edilen konulara dikkat çeken Alaçam, bulaşın sadece solunum yoluyla gerçekleştiğini söyledi ve şöyle konuştu: “Hastalıklı kişinin kaşığını, çatalını kullanmak, yastığını, yorganını ya da ortak havlu kullanmak gibi şeyler bulaşa sebep olmaz. Kısa süreli temasta bulanan kişilerle hemen kolaylıkla bulaş olması beklenmez. Hasta kişiyle aynı evde yaşayan ya da ortamda çalışan kişiler bulaş açısından risklidir. Tüberküloz, eğer tedavi edilmezse mikrobun tuttuğu organda harabiyet oluşur, organ fonksiyonunu yerine getirememeye başlar ve bu durum ölümle sonuçlanabilir. Ancak tüberküloz mikrobuna yönelik 1940’lardan bu yana yeni birçok antibiyotikler geliştirilmiştir. Bunlara bağlı olarak da etkin ve uygun tedaviler vardır. Ülkemizde tüberkülozun tedavileri; Verem Savaş Dispanserlerinde Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) yoluyla tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirilmektedir. Burada yürütülen etkin tedaviler sayesinde her geçen yıl % 6-7 oranında verem hastası görülme oranı azalmaktadır.&nbsp; Bu hastalıktan etkin ve doğru tedavi ile yüzde yüz kurtulmak mümkündür” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/insanlik-tarihi-kadar-eski-olan-tuberlukozdan-kurtulmak-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Mar 2025 18:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2025/03/denizli-guncel-saglik-gogus-hastaliklari-zahide-alacam-tuberkuloz-verem.jpg" type="image/jpeg" length="59164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizlili Doktordan Rahim Ağzı Kanseri İle İlgili Umut Veren Açıklamalar]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizlili-doktordan-rahim-agzi-kanseri-ile-ilgili-umut-veren-aciklamalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/denizlili-doktordan-rahim-agzi-kanseri-ile-ilgili-umut-veren-aciklamalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rahim ağzı kanseri dünyada en çok görülen kanser çeşitleri arasında. Denizlili doktor ise sürecin zor olduğunu ancak tedavisinin de mümkün olduğunu hatırlatarak umut verici açıklamalarda bulundu. İşte ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünyada kadınlar arasında en sık görülen kanserler arasında 4. Sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Mehmet Emin Soysal “Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiği ve etkili bir şekilde tedavi edildiği sürece önlenebilir ve tedavi edilebilir” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12284" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Nasıl ortaya çıkar?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Rahim ağzı kanserinde en sık görülen bulguları düzensiz, mens (adet) dönemleri arasında veya cinsel ilişkiden sonrasında anormal vajinal kanamadır. Rahim ağzı kanserinin belirtileri, ancak kanser ileri bir aşamaya gelindiğinde ortaya çıkma eğilimindedir.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/01/denizli-guncel-saglik-rahim-agzi-kanseri-doktor-aile-kadin-doktor-kanser-nedir-korunma-yollari-kadin-rahim-agzi-kanseri-nasil-anlasilir-belli-olur-kanserle-dans.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12091" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kanser taramaları ne zaman başlamalı?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Rahim ağzı kanseri taramasını , “cinsel olarak aktif kadınlarda 21 yaşından itibaren başlanılmalıdır. En az 65 yaşına kadar, uygun aralıklarla tarama testlerine devam edilmelidir. Rahim alınması (histerektomi) operasyonu yapılan kadınlarda rahim ağzı ile ilgili bir anormallik yoksa tarama sonlandırılabilir. 21 ile 29 yaş arasında 3 yılda bir pap-smear testi uygulanır. 30 yaşından sonra ise her 5 yılda bir HPV-DNA ve pap-smear testleri birlikte uygulanmalıdır. Buna alternatif olarak, 3 yılda bir tek başına pap-smear testi uygulanabilir.” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sigaradan uzak durun!</strong></p>

<p style="text-align:justify">Son olarak Prof. Dr. Mehmet Emin Soysal Kadınların bağışıklık sistemini her daim güçlü tutmalarını sağlayacak dengeli bir beslenme, yeterli alınmış bir uyku, düzenli taramalar &nbsp;ve sigaradan uzak bir hayat tavsiyesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizlili-doktordan-rahim-agzi-kanseri-ile-ilgili-umut-veren-aciklamalar</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jul 2024 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/01/denizli-guncel-saglik-mehmet-emin-soysal-kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-egekent-hastanesi-doktor-rahim-agzi-kanseri-korunma-yollari-nedir-mucadele-nasildir-kansere-karsi-ne-yapmaliyiz.jpg" type="image/jpeg" length="84145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer hastalığı konusunda bilinmesi gerekenleri anlattı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/alzheimer-ileri-yaslarda-ortaya-cikar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/alzheimer-ileri-yaslarda-ortaya-cikar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alzheimer hastalığı yaygın görülen bir demans türüdür. Günümüzde yaygınlığı artmakla birlikte bilim insanları bu hastalığa karşı savaşı sürdürmekte. Nöroloji Uzmanı Dr. Can Emre Erdoğan ise bu hastalık hakkında açıklamalarda bulundu. İşte ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Can Emre Erdoğan Alzheimer hastalığının yaygın görülen bir demans (bunama) türü olduğunu söyleyerek şunları kaydetti, “Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Günümüzde tüm dünyada en hızlı artan yaş grubunu 65 yaş ve üstü kişiler oluşturmaktadır. Alzheimer hastalığının görülme sıklığı yaş ile artmaktadır. Hastalığın ileri evrelere gelmesi 5-6 yıl sürebilir. İlerleyici bir hastalık olması nedeniyle Alzheimer’de erken belirtiler genellikle son yaşanan olayların unutulması şeklinde görülürken birkaç yıl içerisinde bireyler günlük aktivitelerini tek başlarına gerçekleştirmekte zorlanacak hale gelebilirler” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12272" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İşte alzheimer hastalığına yakalanma süreci</strong><br />
Hastalığın en önemli özelliğinin unutkanlık olduğunu, basit yaşlılık unutkanlığı ile hastalık belirtisi olan unutkanlığın birbirinden ayrı tutulması gerektiğine değinen Uz. Dr. Can Emre Erdoğan; “Bu ayrım hastanın muayenesi, hasta yakınlarının verdiği bilgi, beyin işlevselliğini değerlendiren nöropsikolojik test ve gerekirse diğer yardımcı tetkiklerin (MR, BT, kan testleri) bir araya getirilerek yorumlanmasıyla yapılmaktadır. Zaman geçtikçe unutkanlık artarak devam eder ve hasta yeni olayları hiç aklında tutamamaya başlar. Örneğin 5 dakika önce sorduğu soruyu tekrar tekrar sorabilir. Torunlarının isimlerini unutabilir. Koyduğu eşyaların yerini hatırlamakta zorlanır. Eğer unutkanlığı olan bir yaşlı iyi bildiği yolları bulamıyorsa, evin yolunu bulamayıp kayboluyorsa ya da evin içinde odaları karıştırıyorsa, bunlar alzheimer hastalığı ile ilişkili bulgular olabilir. Hastalar daha önceden olmayan bir şekilde içlerine kapanabilir. Hastalar uğraş ve hobilerini terk edebilir. Para hesabında güçlük olabilir. Ek olarak bazı psikiyatrik bulgular da olabilir. Hastalar olmayan şeylerden bahsedebilir, onları gördüğünü, işittiğini söyleyebilir.65 yaş altı kişilerde ve özellikle gençlerde görülen unutkanlığın altından ise sıklıkla modern yaşam tarzının getirdiği özellikle yoğun çalışan kişilerde ruhsal sıkıntılar ve hastalıklar (depresyon, anksiyete gibi) çıkmaktadır. B12 gibi bazı vitamin eksikliklerinin ve tiroid bezi bozukluklarının da gençlerde unutkanlığa neden olabileceği unutulmamalıdır” dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>O kişilerde alzheimera yakalanma riski daha yüksek</strong><br />
İleri yaş ve ailede başka Alzheimer hastalarının bulunmasının en sık görülen risk faktörleri olduğuna vurgu yapan Erdoğan şöyle devam etti: “Düşük eğitim düzeyi, kronik kafa travmaları, geçmişte uzun süreli depresyon varlığı, kronik alkol kullanımı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı gibi damar tıkayıcı hastalıklar hastalığın oluşma riskini arttıran diğer faktörlerdir. Ailesinde Alzheimer öyküsü bulunan fakat henüz hastalığa ilişkin bir teşhis almamış bireylerde sigara kullanımından kaçınmak, hareketli yaşam tarzını benimsemek ve sağlıklı beslenmek gibi önlemler alınmalıdır. Alzheimer olmamak için zihinsel faaliyetlerin sürekli olarak yenilenmesi önerilir. Yeni şeyler okumak, araştırma yapmak, yeni bir dil öğrenmek, kişinin Alzheimer olma olasılığını düşüren etkenlerdir” dedi.<br />
&nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/alzheimer-ileri-yaslarda-ortaya-cikar</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Jun 2024 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/06/denizli-guncel-saglik-alzheimer-nedir-alzheimer-dernegi-demans-bunama-haber-belirtileri-denizli-devlet-hastanesi.jpg" type="image/jpeg" length="32923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Hiperlipidemi Damar İltihaplanması Yapıyor]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-hiperlipidemi-damar-iltihaplanmasi-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-hiperlipidemi-damar-iltihaplanmasi-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur Hiperlipidemi (Kanda yağ oranı yüksekliği) damar iltihaplanması yaptığı konusunda açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Op. Dr. İhsan Alur “Ateroskleroz ya da damar yağlanması/kireçlenmesi, vücudumuzdaki bağışıklık hücrelerinden salgılanan iltihaplanmayı tetikleyen maddeler ve bu bağışıklık hücreleri ile damar iç yüzeyini oluşturan endotel hücreleri arasındaki karmaşık etkileşimleri içeren kronik inflamatuar bir hastalıktır. Kanda yağ oranı yüksekliğinin (hiperlipidemi) bu kronik iltihaplanmayı alevlendiren, artıran bir etkisi vardır. Nedeni ne olursa olsun kanda yağ fazlalığı olduğunda karaciğer bu fazla yağları azaltmaya ve zararsız hale getirmeye çalışır. Ancak karaciğerin kapasitesini aşan oranda kanda fazla miktarda yağ bulunuyorsa bu yağlar oksitlenmeye ve zararlı maddelere dönüşmeye başlar” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Hiperlipidemiye yol açan faktörlerden bahseden Dr. İhsan Alur “Hiperlipidemiye yol açan faktörler; Diyabet hastalığı, metabolik sendrom, ailesel kolesterol yüksekliği, sigara ve alkol tüketimi, kronik böbrek hastalığı, karaciğer yetmezliği, tiroid hastalığı, sağlıksız beslenme, obezite, hareketsiz yaşamdır” şeklinde sıraladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="7534" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">Lipid bozukluğu olan hastalarda erken aterosklerotik kalp ve damar hastalığı riski dramatik bir şekilde arttığından bahseden Dr. İhsan Alur “Son çalışmalar, hiperkolesterolemi, obezite, metabolik sendrom, diyabet ile damar iltihaplanması arasında kesin bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Bu hastalıklar aynı zamanda aterogenezin (damar yağlanması) en erken aşamalarından biri olan arter duvarına lökosit infiltrasyonunu (bağışıklık hücre toplanması) içeren, endotelin proinflamatuar (iltihaplandırıcı) ve protrombotik (pıhtılaştırıcı) bir durum olan endotel disfonksiyonu/inflamasyonu ile de ilişkilidir. Yine kanda yağ oranı yüksekliğinin (hiperlipidemi) endotel fonksiyon bozukluğu ve iltihaplanmaya sebep olduğu, lipit düşürücü tedavi ile bu durumun tersine döndüğü gösterilmiştir. Kanda yağ oranı yüksekliği ile ilgili araştırmalarda çocukluk ve ergenlik döneminde lipit yüksekliğinin erken ve orta yetişkinlikte daha yüksek kardiyovasküler riskle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Karotis arter (şah damarı) hastalığında hiperlipdemi en önemli risk faktörlerinden biri olup kolesterol düşürücü tedavinin karotis damarı içerisindeki yağ birikimlerini azalttığı ve damar kireçlenmesini/yağlanmasını ve dolaysı ile damar daralmasını durdurduğu gösterilmiştir. Yine kalbi besleyen koroner damarlarda da hiperlipidemi ile bağlantılı olarak yağlanmanın ve damar daralmasının hızlandığı, kolesterol düşürücü tedavinin koroner damarlardaki yağlanmayı yavaşlattığı azalttığı çalışmalarda gösterilmiştir” ifadelerine yer verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Günümüzde bilgi kirliliğinin fazlalığına deyinen Dr. İhsan Alur Son zamanlarda bu kolesterol düşürücü tedavi ile ilgili yanlış bilgiler, önyargılı açıklamalar insanların kafasını karıştırmış ve hatta bazı hastaların yüksek kan yağı oranlarına rağmen tedavi olmayı reddettiklerini ve dolayısıyla kafa karışıklığı yaşadıklarını görmekteyiz. Günümüzde birçok konuda olduğu gibi bu kolesterol düşürücü tedavi ile ilgili de dezenformasyon (bilgi kirliliği) devam etmektedir. Bunu maalesef üzülerek görüyoruz. Hastaların kolesterol düşürücü tedavilerine devam etmeleri gerektiğini, bilimin yolundan gitmelerini, bilimsel gelişmeleri takip etmelerini kuvvetle önermekteyiz. Hastalarımızın gerçek dışı yanlış eksik bilgilere itibar etmemesini, hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmayan yanlış ve eksik bilgileri ileri süren kişi veya grupları dikkate almamalarını tavsiye ediyoruz&nbsp; cümlelerinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-hiperlipidemi-damar-iltihaplanmasi-yapiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Feb 2024 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-hiperlipidemi-damar-iltihaplanmasi-egekent-hastanesi-kanda-yag-orani-yuksekligi-ihsan-alur-kalp-damar-cerrahisi-uzmani.jpg" type="image/jpeg" length="98390"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuk ve Kuru Kış Aylarında Cildinize Dikkat Edin]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/soguk-ve-kuru-kis-aylarinda-cildinize-dikkat-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/soguk-ve-kuru-kis-aylarinda-cildinize-dikkat-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Cildiye Uzmanı Uzm. Dr. Osman Aydın, kış mevsiminin cilt üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti. İşte ayrıntılar]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dr. Osman Aydın “Soğuk ve kuru kış ayları, tüm cilt tiplerini etkiler. Cildimiz, soğuk kış günlerinde kuru havanın etkisiyle nemsiz kalır. Eğer cildiniz kurumaya eğilimliyse, uzun ve sıcak duşlar yerine kısa ve ılık duş almalısınız. Sıcak duşlar, cildin yağ tabakasına zarar verir ve cildi kurutur. Kış boyunca, gliserin içeren yağsız bir nemlendirici kullanmalısınız. Eğer cildiniz çok kuru ve çatlamışsa, krem veya losyon yerine merhem veya balsam türü nemlendiriciler seçilmeli” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="3853" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">Cilt nemlendirmenin öneminden bahseden Dr. Osman Aydın, “Cilt yapısındaki nem miktarının azlığı, cilt problemlerinin hızlanmasına neden olmaktadır. Egzama, yağlı egzama, gül hastalığı, soğuğa bağlı kurdeşen, soğuğa bağlı kuru kaşıntı ve sedef hastalığı gibi cilt problemleri, kuruluk nedeniyle alevlenir ve bu hastalıklarda artış görülmektedir. Bu gibi hastalıklara sahip olan kişilerin, özellikle kış aylarında ciltlerini bol bol nemlendirmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/soguk-ve-kuru-kis-aylarinda-cildinize-dikkat-edin</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Feb 2024 00:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-cilt-kurulugu-hangi-vitamin-eksikliginden-olur-cildiye-uzmani-osman-aydin-egekent-hastanesi-cilt-hastaliklari-nedenleri.jpg" type="image/jpeg" length="31555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Sinüzit Kış Aylarında Daha Fazla Görülüyor]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-sinuzit-kis-aylarinda-daha-fazla-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-sinuzit-kis-aylarinda-daha-fazla-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmet Çerçi kış aylarında yaşam kalitesini olumsuz etkileyen “Sinüzite” karşı uyardı. İşte ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Burun tıkanıklığı ve akıntısı ile yüzde ağrı ve dolgunluk hissiyle seyreden sinüzit yaşam kalitesini ciddi derecede düşürüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Dr. İsmet Çerçi “ Yaşam kalitesini yakından etkileyen sinüzit, en sık kış aylarında görülmektedir. Burunda tıkanıklık, boğaz ağrısı, hafif ateş, halsizlik ve adaptasyon güçlüğü, göz ve yüz çevresinde zonklayıcı bir baş ağrısı, burun ve genizden sarı yeşil renkli akıntı, ağızda koku ve tat bozukluğu, sinüzitin başlıca belirtileridir. Genellikle yüzün ön kısmında (yanaklar, alın ve göz arkalarında) bu ağrı hissedilmektedir. Bu tip baş ağrıları sabahları şiddetli olup, gün içinde ise azalma eğilimi gösteriyor” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">[article id="11916" color="bg-primary"][/article]</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-sinuzit-kulak-tikanikligi-bas-agrisi-yapar-mi-ameliyat-sart-mi-hasta-hastalari-hastane-hastaneler.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Alerjin Bünyeyi Daha Fazla Etkiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dr. İsmet Çerçi hastaların yaşam kalitelerine direkt olarak olumsuz etki eden sinüzitten korunmak için alınması gereken önlemleri açıkladı;</p>

<p style="text-align:justify">“Alerjik bir bünyeniz varsa sinüzit riskiniz yüksektir. Bu nedenle alerji tedavinizi aksatmayın ve alerjinizi kontrol altına alın. Sigara dumanı ve kirli hava sinüzit için tetikleyici olabileceği için böyle ortamlardan uzak durun. Çünkü sigara dumanı ve kirli hava partikülleri hava yollarında enflamasyona neden olarak hastalığı alevlendirebilir. Solunan havanın nem düzeyinin uygun seviyelerde bulunmasını sağlamak da sinüzitin önüne geçirebilir.” dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="540" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/kis-aylarinda-sinuzit-nedir-karsi-neler-yapilmali-sinuzite-belirtileri-denizli-hastane.jpg" width="960" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Sorun Kronikse Ameliyat Zorunlu Olabilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Eğer sinüzit kronik hale gelmişse ve sinüslerin burun içine açılan deliklerinde açılmayacak tıkanıklıklar oluşmuşsa ameliyatla tedavi etmek gerekir. Beraberinde çok ağır bir nazal alerji varsa ve ameliyat sonrası hastanın ilaç tedavisi ile durumu iyi takip edilmezse sinüzit tekrarlayabilir. Diyerek cümlelerini noktaladı.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-sinuzit-kis-aylarinda-daha-fazla-goruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Feb 2024 05:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-sinuzit-icin-hangi-doktor-agrisi-nerelere-vurur-agrisina-ne-iyi-gelir-beyinde-belirtileri-kbb-uzmani-ibrahim-cerci.jpg" type="image/jpeg" length="75628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel Ağrıları Hakkında Bilmediklerinizi Uzman Doktor Sıraladı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/bel-agrilari-hakkinda-bilmediklerinizi-uzman-doktor-siraladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/bel-agrilari-hakkinda-bilmediklerinizi-uzman-doktor-siraladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özdemir ÖZTEKİN bel ve sırt ağrıları için altın değerinde tavsiyelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bel ve sırt ağrılarının en önemli sebeplerini sıralayan Op. Dr. Özdemir Öztekin “Oturarak geçirilen uzun saatler, düzensiz beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik, kilo artışı, obezite, eklem hastalıkları, kaza ve spor yaralanmaları, kronik sırt ağrılarının en yaygın sebepleri arasında sayılabilir” .&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;“Çok yumuşak yataklarda uyurken vücut fazla gömüleceğinden dolayı, omurga gömülür ve doğal duruş bozulur. Çok sert yataklar da ise bel boşluğu desteklenmez. Her iki durumda da bel ağrısı yaşamak olasıdır. Yatak seçiminin yanı sıra yastık seçimine de dikkat etmek gerekir. Zira gereğinden yüksek bir yastıkta yatmak da bel ağrılarına neden olabilir. Yastık kullanmadan uyumak ise boyunu desteksiz bırakacağından dolayı, tutulmalara ve ağrılara yol açabilir” ifadelerine yer verdi.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="8168" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-sag-bel-agrisi-gebelikte-neden-olur-sirt-egekent-hastanesi-ozdemir-oztekin-obezite-panik-atak-sirt-agrisi-yapar-mi-sol-sirt-agrisi-genclerde.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">“Çalışma masasının ve sandalyenin yüksekliğinin doğru ayarlanmalı, oturduğumuz sandalye sırtımızı desteklemelidir. Dengeli yük dağılımı için tek taraflı çantalar yerine &nbsp;iki taraflı sırt çantası kullanın, bir şeyleri kaldırmak için belden bükülerek değil, dizlerimizi bükerek yükü üst bacaklara aktarmalıyız. Saçı ıslak bırakmayıp, uyurken bel için bacaklar yastıkla desteklenmelidir” ifadeleriyle cümlelerini bitirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/bel-agrilari-hakkinda-bilmediklerinizi-uzman-doktor-siraladi</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 23:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-sag-bel-agrisi-gebelikte-neden-olur-sirt-egekent-hastanesi-ozdemir-oztekin-obezite-panik-atak-sirt-agrisi-yapar-mi-sol-sirt-agrisi.jpg" type="image/jpeg" length="98544"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktordan Şah Damarı Uyarısı! Düzenli Kontrol Önemli]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/doktordan-sah-damari-uyarisi-duzenli-kontrol-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/doktordan-sah-damari-uyarisi-duzenli-kontrol-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi, Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bilgin Emrecan şah damarı darlıkları can kaybı ve felç ile sonuçlanabilen tehlikeli hastalıklar olduğu konusunda bilgilendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Şah damarı tıkanıklığının tanımını yapan Prof. Dr. Bilgin Emrecan &nbsp;“Beynin bir bölgesine giden dolaşımın bir kaç dakikadan daha fazla kesilmesiyle o bölgedeki beyin hücrelerinin tahrip olması sonrasında oluşur ve hastada&nbsp; geçici bile olsa kol ve bacaklarda uyuşma, güçsüzlük, göze perde inmesi, peltek konuşma, şah damarı tıkanıklığı veya darlığı belirtisi gösterir” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="12054" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align: justify;">Bu belirtilerin bir bölümü geçici olabilir bir bölümü ise dakikalar içinde geçebilir. Bu duruma geçici ‘iskemik atak’ denir. Oluşan pıhtı kendiliğinden erir yada tedaviyle erir ve damar sistemi yeniden düzgün olarak&nbsp;çalışmaya başlar. Eğer bu geçmez de kalıcı olursa inme veya felç şeklinde ortaya çıkar. İnme, sakatlıkların ve ölümün başta gelen sebeplerinden biri olup, şah damarı darlıkları veya karotis stenozları inmenin en önemli ve önlenebilir nedenlerinden birisidir. Aynı zamanda kalp ve kanser hastalığından sonra en sık rastlanan ölüm sebebidir, diyerek sözlerine devam etti.</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="3966" color="bg-primary"][/related-posts]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Düzenli kontrolün önemine vurgu yapan Prof. Dr. “Yüksek tansiyon, diyabet, kolestrol yüksekliği olan hastalar ve ayrıca ailesinde inme öyküsü, kalp krizi öyküsü olan hastaların mutlaka şah damarı için halk arasında renkli ultrason diye bilinen doppler ultrason çekilmesini öneriyoruz” diyerek cümlelerini noktaladı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/doktordan-sah-damari-uyarisi-duzenli-kontrol-onemli</guid>
      <pubDate>Thu, 01 Feb 2024 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-sah-damari-neden-tikanir-ameliyati-doktor-bilgin-emrecan-egekent-hastanesi-belirtileri-tikanikligi-felc-yapar-mi-kalp-krizi.jpg" type="image/jpeg" length="14575"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İltihaplanma Kanseri Tetikleyebilir]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/iltihaplanma-kanseri-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/iltihaplanma-kanseri-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur kronik düşük dereceli iltihaplanmaya dikkat çekerek kanser uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">“Enflamasyon (iltihaplanma), insan vücudunda bağışıklık sistemi için gerekli olan, hasarlı dokuların onarılmasına ve zararlı etkenlerin (bakteri, virüs, parazit, mantar, kanser hücresi, kanser metastazı) ortadan kaldırılmasına hizmet eden bir bağışıklık savunma tepkisidir. Ancak bu yanıt kronikleştiğinde (kalıcı hale geldiğinde) bağışıklık sistemi hücrelerinin artmasına ve dokularda faydadan çok zarara neden olur. Eğer bağışıklık sistemi normal çalışırsa doku onarımı veya zararlı etkenlerin (bakteri, virüs, parazit, mantar, kanser hücresi, kanser metastazı) ortadan kaldırılmasından sonra bu enflamasyon (iltihaplanma) süreci misyonunu tamamlayıp kendini sonlandırır. Bu durumda enflamasyon faydalı rolünü oynamış olur. Ancak herhangi bir nedenle bu enflamasyon (iltihaplanma) sonlanmayıp düşük yoğunluklu olarak devam ederse yani kronikleşirse bu durumda bazı zararlı sonuçlara yol açacaktır. İşte enflamasyonun (iltihaplanma) sonlanmayıp düşük yoğunluklu olarak devam etmesine kronik düşük dereceli enflamasyon denir.</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="3219" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align: justify;">Dr. İhsan Alur KDDE durumunu, insan vücudundaki denge durumunu bozar, metabolik işlevlerde bozulmaya yol açarak kanser, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi çok çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıkların gelişimini tetikleyebilir. Mevcut kanıtlar, bulaşıcı olmayan hastalıkların gelişimi için değiştirilebilir davranışsal risk faktörleri arasında artık diyetin de olduğunu vurgulamaktadır diye açıkladı.</p>

<p style="text-align: justify;">Enflamasyon (iltihaplanma), insan vücudunda bağışıklık sistemi için gerekli olan, hasarlı dokuların onarılmasına ve zararlı etkenlerin (bakteri, virüs, parazit, mantar, kanser hücresi, kanser metastazı) ortadan kaldırılmasına hizmet eden bir bağışıklık savunma tepkisidir. Ancak bu yanıt kronikleştiğinde (kalıcı hale geldiğinde) bağışıklık sistemi hücrelerinin artmasına ve dokularda faydadan çok zarara neden olur, eğer bağışıklık sistemi normal çalışırsa doku onarımı veya zararlı etkenlerin (bakteri, virüs, parazit, mantar, kanser hücresi, kanser metastazı) ortadan kaldırılmasından sonra bu enflamasyon (iltihaplanma) süreci misyonunu tamamlayıp kendini sonlandırır. Bu durumda enflamasyon faydalı rolünü oynamış olur. Herhangi bir nedenle bu enflamasyon (iltihaplanma) sonlanmayıp düşük yoğunluklu olarak devam ederse yani kronikleşirse bu durumda bazı zararlı sonuçlara yol açacaktır. İşte enflamasyonun (iltihaplanma) sonlanmayıp düşük yoğunluklu olarak devam etmesine kronik düşük dereceli enflamasyon denir.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/01/denizli-guncel-saglik-ihsan-alur-kalp-ve-damar-cerrahisi-uzmani-egekent-hastanesi-kronik-ve-dusuk-dereceli-iltihaplanmaya-dikkat-enflamasyon-bagisiklik-kanser-mantar-iltihap-cilt-ten.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /></p>

<p style="text-align: justify;">KDDE durumu, insan vücudundaki denge durumunu bozar, metabolik işlevlerde bozulmaya yol açarak kanser, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi çok çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıkların gelişimini tetikleyebilir. Mevcut kanıtlar, bulaşıcı olmayan hastalıkların gelişimi için değiştirilebilir davranışsal risk faktörleri arasında artık diyetin de olduğunu vurgulamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Son yıllarda, dünya çapında ultra işlenmiş gıdaların (UPF) artan tüketimine (fastfood) özellikle dikkat edilmektedir. Aşırı lezzetli, uygun fiyatlı ve yemeye hazır olmasıyla (fastfood) karakterize edilen UPF, besinsel bileşimleri nedeniyle diyet kalitesinin kötüleşmesine yol açmıştır ve diyetle ilişkili hastalıklar için bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Son bilimsel araştırmalar, UPF tüketiminin düşük dereceli iltihaplanmayı teşvik edip edemeyeceğini ve dolayısıyla bulaşıcı olmayan hastalıkların gelişimini destekleyip desteklemeyeceğini araştırmaya odaklanmıştır. Ortaya çıkan kanıtlar, UPF tüketiminin olumsuz etkilerini yalnızca UPF açısından zengin bir diyetin sağladığı besinlere değil, aynı zamanda besleyici olmayan bileşenlere ve bunların bağırsak mikrobiyotası (bağırsaklarımızda bulunan yararlı bakteriler) üzerindeki etkisine de bağlamaktadır. İltihabi yanıt, zararlı etkenleri ortadan kaldırarak ve hasarlı dokuların onarımını teşvik ederek konakçıyı virüsler, bakteriler, toksinler, enfeksiyonlar ve kanser hücreleri gibi zararlı uyaranlardan koruyan, doğuştan gelen bağışıklık sisteminin bir savunma mekanizmasıdır. KDDE, damarlarda yağlanma ve pıhtı oluşumuna dahil olması nedeniyle kardiyovasküler hastalıkların gelişiminde de önemli bir rol oynar ve anormal sayıda hücre artışını teşvik ederek, apoptozu (kontrollü hücre ölümü) azaltarak ve anjiyogenez ve metastazı artırarak farklı kanser türlerinin ilerlemesini destekleyebilir.</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="11849" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align: justify;">Enflamasyon süreçlerini etkileyen potansiyel besin bileşikleri arasında makro ve mikro besinler, polifenoller gibi biyoaktif moleküller ve özelleşmiş gıda bileşenleri yer alır. Genel olarak, yüksek sebze, meyve ve tam tahıl tüketimi, orta düzeyde baklagil ve balık tüketimi ve düşük kırmızı et tüketimi içeren bitki bazlı beslenme kalıpları, daha büyük bir anti-inflamatuar (iltihap önleyici) potansiyel ile ilişkilendirilmiştir. Bunlar, genellikle minimum düzeyde işlenmiş veya işlenmemiş gıdalara dayanan, ‘<b>Akdeniz diyeti’</b> (ağırlıklı olarak sebzenin ve yağ olarak zeytinyağının kullanıldığı diyet tipi&nbsp;şeklinde açıklanabilir. Temel ögeleri arasında kepekli tahıllar, sebze meyve, deniz mahsulleri, fındık ceviz gibi kuruyemişler, baklagiller ve zeytinyağı bulunur) veya ‘<b>İskandinav diyeti’</b> (genel olarak orman meyveleri, elma, armut gibi meyvelerin; kök sebzeler, turpgiller, patatesler, lahana gibi sebzelerin, tahıl olarak tam tahılların ve çavdar ekmeğinin, yüksek miktarda balığın; az yağlı süt ürünlerinin ve yağ kaynağı olarak kanola yağının tüketimine odaklanır) gibi çeşitli geleneksel sağlıklı diyetleri içerir. İltihaplanmayı teşvik eden diyet faktörleri, Batı diyet modellerinde yüksek seviyelerde bulunan oksitlenmiş lipitler, doymuş yağ asitleri (SFA'lar) ve trans yağ asitleridir. Yüksek kalorili alım ve yüksek miktarda tatlı, rafine tahıl, kırmızı ve işlenmiş et, atıştırmalık ve şekerli içecek tüketimi ile karakterize edilen bu beslenme modeli, artan iltihaplanma potansiyeli ile ilişkilendirilmiştir. En yaygın olarak tüketilen UPF'ler arasında <b>yumuşak ve şekerli içecekler, işlenmiş ekmek, rafine kahvaltılık gevrekler, şekerleme ürünleri, önceden paketlenmiş soslar, ısıtılmaya hazır yemekler ve işlenmiş et ürünleri</b> yer alır. Çoğu UPF, <b>ilave şekerler, doymuş ve trans yağ asitleri ve sodyum açısından yüksek, protein, lif ve potasyum, magnezyum, C vitamini, D vitamini, çinko, fosfor, B12 vitamini ve niasin gibi bazı mikro besinler açısından düşük, enerji açısından yoğun ürünlerdi</b>r. Nihai ürünü daha lezzetli, daha iyi duyusal niteliklere sahip ve daha uzun raf ömrüne sahip hale getirmek için sıklıkla katkı maddeleri eklenir. UPF üretiminde yaygın olarak kullanılan katkı maddeleri arasında tatlandırıcılar, emülgatörler, aspartam, siklamat veya stevia türevi bileşikler gibi tatlandırıcılar yer alır. Hem besin içeriklerinin sağlık aleyhine olması hem de bir sürü katkı maddesi içermeleri ultra işlenmiş gıdaların (UFP) vücudumuzda iltihaplanmayı tetikleyip birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Ülkemizin Akdeniz Bölgesi’nde bulunması ve tarım açısından bereketli topraklara sahip olmamız nedeniyle ‘<b>Akdeniz diyeti’ </b>ile beslenmeyi ve iltihaplanmayı tetikleyen işlenmiş gıdalardan uzak durmayı gerektirmektedir. Burada anne ve babalara önemli bir görev düşmektedir. Çocukları ve gençleri iltihaplanmayı tetikleyen işlenmiş gıdalardan uzak durmaları gerektiği ve dolayısıyla kronik düşük dereceli enflamasyondan (KDDE) kendimizi korumamız gerektiğini anlatmalıyız. KDDE’dan kendimizi koruyabilirsek kanser, diyabet, kalp ve damar hastalıkları, kalp krizi, felç (inme), bacak damar tıkanıklığı ve daha birçok hastalıktan da korunmuş olacağımızı bilmek gerekir. Unutulmamalıdır ki Batı tipi beslenme modeli (ultra işlenmiş gıdalardan zengin kalorisi yüksek, faydalı bileşenleri az olan beslenme) bizim genetik kodlarımızda olmayan ve hatta çoğu zaman damak tadımıza uymayan bir beslenme modelidir. Bu beslenme modelinden özellikle çocukları ve gençleri uzak tutmak önemli bir konudur diyerek cümlelerini sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/iltihaplanma-kanseri-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jan 2024 22:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/01/denizli-guncel-saglik-ihsan-alur-kalp-ve-damar-cerrahisi-uzmani-egekent-hastanesi-kronik-ve-dusuk-dereceli-iltihaplanmaya-dikkat-enflamasyon-bagisiklik-kanser-mantar.jpg" type="image/jpeg" length="29723"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik Ağrılar Birçoğumuzun Canını Sıkıyor]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/kronik-agrilar-bircogumuzun-canini-sikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/kronik-agrilar-bircogumuzun-canini-sikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Algoloji (Ağrı) Uzmanı Dr. Pınar Özlülerden, her türlü kronik ağrının yanı sıra sebebi bilinmeyen şiddetli ağrıların tanı ve tedavisinin de algoloji yöntemleri ile mümkün olduğunu söyledi. Uzm. Dr. Özlülerden kronik ağrılar ve ağrı tedavileri ile ilgili önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ağrı insan hayatını olumsuz etkileyen ve yaşam kalitesini düşüren önemli bir konu. Üç aydan fazla devam eden ağrılar ise kronik ağrı olarak isimlendiriliyor. Ağrı tedavileri günümüzde sağlıkta farklı bir bilim dalı olarak kabul ediliyor. Kronik ağrıların teşhis ve tedavisine ise Algoloji yan dal uzmanı doktorlar bakıyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Denizli’de ağrı tedavilerini başarıyla uygulayan Algoloji (Ağrı) Uzmanı Dr. Pınar Özlülerden, ameliyat olmak istemeyen, ameliyat olması gerekmeyen veya ameliyat olmasına rağmen durumu düzelmeyen ağrılı hastaların teşhis ve tedavisinin algoloji yöntemleriyle yapıldığını söyledi.</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="1742" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align: justify;">Dr. Pınar özlülerden, ağrının ve hastanın durumuna göre radyofrekans tedavisi, PRP, kök hüçre, eklem sıvısı, proloterapi uygulamaları, sinir kökü blokajı, ameliyatsız fıtık küçültme ile girişimsel ağrı tedavilerini tercih ettiklerini bildirdi.</p>

<p style="text-align: justify;">Uzm. Dr. Pınar Özlülerden şu bilgileri verdi:</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-pinar-ozlulerden-kok-hucre-algolog-algoloji-agri-uzmani-istanbul-algologlar-ne-is-yapar-meslek-doktor-mu.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><b>Algoloji Nedir?</b></p>

<p style="text-align: justify;">Algoloji ya da ağrı bilimi, ağrının nedenlerini inceleyen ve tedavi etmeyi hedefleyen tıp yan dallarından birisi. Anestezi, Nöroloji veya Fizik Tedavi&nbsp; uzmanı doktorlar 2 yıllık ek bir eğitimden sonra algoloji uzmanı ünvanı alıyor. Algoloji uzmanları; her türlü kronik ağrının yanı sıra sebebi bilinmeyen şiddetli ağrıların tanı ve tedavisi ile ilgileniyor.</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="1955" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Ne Tür Ağrılar Tedavi Ediliyor?</b></p>

<p style="text-align: justify;">Ağrının birçok çeşidi bulunuyor. Bel fıtığı, boyun fıtığı, bel kireçlenmesi, boyun kireçlenmesi, kanal daralması, baş ağrıları, nevrajiler, omuz, diz, kalça gibi eklem ağrıları, yüzde ağrılar, kanser ağrıları, kas tendon yırtıkları hastalarımızın en çok şikayetçi oldukları konular. Hastadan ağrının öyküsünü dinleyip gerekli tetkikleri yaptıktan sonra teşhis ve tedavisine karar veriyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Hangi Ağrıya Hangi Tedavi?</b></p>

<p style="text-align: justify;">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bel ve boyun fıtıklarında ameliyatsız fıtık küçültme</p>

<p style="text-align: justify;">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bel ve boyun kireçlenmesinde ameliyatsız radyofrekans tedavisi</p>

<p style="text-align: justify;">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diz, omuz, kalça gibi eklemlere ultrason eşliğinde PRP kök hücre, eklem sıvısı, Proloterapi uygulamaları</p>

<p style="text-align: justify;">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kas yırtıkları, tendon ve kas zedelenmesi gibi durumlarda ultrason eşliğinde tedaviler</p>

<p style="text-align: justify;">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Trigeminal Nevralji, Oksipital Nevralji, küme baş ağrısı gibi durumlarda sinir kökü blokajı ve radyofrekansı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kanser ağrılarında girişimsel ağrı tedavileri</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-doktor-pinar-ozlulerden-hatane-doktorlar-algoji-uzmani-agri-doktoru-algolog.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><b>Radyofrekans Tedavisi Nedir? Nasıl Uygulanır?</b></p>

<p style="text-align: justify;">Radyofrekans; radyo dalgaları aracılığıyla hasta vücudunun belli bir bölgesine yüksek ısı vererek dokuların tedavisini sağlayan bir cihaz. Çok ilerlemiş fıtık vakaları hariç bel ve boyun fıtığı vakalarının yüzde 95’inde ağrıları Radyofrekans yöntemiyle giderilebiliyor. Fıtık olan bölgeye özel Radyofrekans iğneleri ile giriyoruz. Hem disk içi hem de fıtığın baskı yaptığı sinire kontrollü elektrik enerjisi verilerek fıtıkta küçülme sağlıyor ve baskı altındaki sinirin ağrı iletimi durduruyoruz. Yaklaşık 45 dakikalık işlemden sonra hasta taburcu ediliyor. Ertesi gün de istirahata gerek kalmadan normal hayatına, işine dönebilir. Bel ve boyun fıtığı hastaları, fıtığının durumuna göre bu şekilde uygulanan 1 veya 2 seans ile ağrılarından kurtuluyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Daha çok yaşlılarda görülen eklem kireçlenmelerine bağlı ağrıların tedavisinde de Radyofrekans yöntemi uygulanabiliyor.</p>

<p style="text-align: justify;"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/kronik-agrilar-bircogumuzun-canini-sikiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Dec 2023 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-kronik-agrilar-nasil-tedavi-edilir-algoloji-uzmani-agri-pinar-ozlulerden-hastane-berna-ozturk.jpg" type="image/jpeg" length="39770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! bu havalarda Raynaud Fenomeni olabilirsiniz]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-bu-havalar-raynaud-sendromu-yapabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-bu-havalar-raynaud-sendromu-yapabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan ALUR Soğuk havalarda Raynaud hastalığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Raynaud&nbsp; Fenomeni hastalığının tanımını yapan<strong> </strong>Op. Dr. İhsan ALUR “Genellikle soğuk ve ruhsal strese cevap olarak ellerde, bazen de ayaklarda (özellikle parmak uçlarında) kılcal damarlarda spazm oluşmasına bağlı dolaşım bozukluğuna <strong>Raynaud &nbsp;Fenomeni</strong> denir.” Ellerde veya ayaklarda soğukluk, üşüme, his kaybı, morarma ve ağrı gibi semptomlara neden olabilir. Hatta hastalığın ilerlemesi durumunda el parmaklarında dolaşımın uzun süreli bozulmasına bağlı olarak kangren ve doku kaybına (amputasyon) yol açabilir, hastanın iş ve sosyal hayatını olumsuz etkileyebilir. Risk faktörleri, sigara içiciliği, soğuk hava, soğuk suyla temas, psikolojik ruhsal gerginlik, stres veya bazen genetik kökenli de olabilir. Cümlelerini ekledi.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="3904" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tedavisi mümkün mü?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sebebi tam bilinmemekle beraber, <strong>Raynaud Fenomeni </strong>bazı hastalıklara eşlik edebilmektedir. (<strong>Sekonder</strong> <strong>Raynaud fenomeni</strong> veya <strong>Raynaud sendromu</strong>) Bu hastalıklar, romatolojik hastalıklar, kolajen doku hastalıkları (Skleroderma, SLE, Romatoid artrit, Dermatomiyozit, Sjogren sendromu, Hepatit B antijenine bağlı Vaskülit, Henoch-Schönlein purpurası, Reiter sendromu vb.), bazı atardamar hastalıkları (Buerger hastalığı, akut arteriyel emboli), bazı kanser hastalıkları veya kanser ilaçları, Pulmoner hipertansiyon (Akciğer hipertansiyonu) gibi birçok durumda karşımıza çıkabilir. Bazen de bu patolojiyi açıklayacak bir sebep bulunamaz, ki bu durumda <strong>Primer Raynaud fenomeni</strong> veya <strong>Raynaud Hastalığı</strong> olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla genç ve orta yaş grubunda (30-50 yaşlar arası) bu hastalık görülmektedir.&nbsp; <strong>Raynaud &nbsp;Fenomeni</strong> ile gelen bir hastada romatolojik hastalık (Romatizma hastalığı) veya kolajen doku hastalığı, kanser hastalığı, vaskülit (damar iltihabı), hepatit B (sarılık), pulmoner hipertansiyon (Akciğer hipertansiyonu) gibi sekonder nedenler mutlaka araştırılmalı, gereklilik halinde ileri tetkikler yapılmalıdır. Özellikle <strong>Raynaud Fenomeni’ne </strong>eşlik eden altta yatan hastalık durumunda kılcal damar spazmı ile birlikte damar pıhtılaşması da olabileceğinden bu hastalarda mutlaka pıhtı önleyici ilaç (antikoagülan) tedaviye eklenmelidir. <strong>&nbsp;</strong>Kılcal damarları etkilediği için anjiyo veya cerrahi ile tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Parmak uçlarında yaralar oluşmaya başlamışsa ve spazm atakları sık oluyorsa semptomları hafifletmek amacıyla semptektomi ameliyatı yapılabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-reynaud-raynaud-fenomeni-hastaligi-nedir-kisun-soguk-havalar-ihsan-alur-egekent-hastanesi.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Peki bu hastalığa karşı ne yapmalıyız</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan ALUR<strong>,&nbsp;</strong>Dikkat etmemiz gereken önemli noktalara değindi “Sigara içiciliği varsa kesinlikle sigara bırakılmalı ve hatta sigara içilen ortamlardan uzak durulmalı, soğuk hava veya suyla temastan kaçınmalı, kış aylarında eldiven kullanılmalı, stresten uzak durulmalıdır’’ Yine damar spazmını artıracağı için kafeinli içeceklerin aşırı tüketilmemesi, fenilefrin içeren antigribal ve soğuk algınlığı ilaçlarının kullanımına dikkat edilmesi, kadınlarda doğum kontrol haplarının dikkatli kullanılması, Beta Blokör ilaçların kullanımına dikkat edilmesi gerekmektedir. Günümüzde Sigara ve diğer tütün içeren ürünleri kullanımının gençler arasında hızla yaygınlaşması, post modern yaşam tarzının bireylerde oluşturduğu baskı ve stres nedeniyle <strong>Raynaud Fenomeni’</strong>nin de buna paralel olarak<strong> </strong>artışa geçeceğini ileri sürmek yanlış olmayacaktır dedi ve bu nedenle ‘’Gençlerin bu hastalık konusunda bilinçlenmeleri, damar sağlığına önem vermeleri, sigara ve diğer tütün içeren tüm ürünlerden uzak durmalarını tavsiye ederim.” Cümlelerinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>HABERLER, Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/dikkat-bu-havalar-raynaud-sendromu-yapabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-reynaud-raynaud-fenomeni-hastaligi-nedir-belirtileri-romatizma-ihsan-alur-egekent-hastanesi-doktor.jpg" type="image/jpeg" length="42568"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Doktordan Umut Veren Açıklamalar]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/uzman-doktor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/uzman-doktor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur “Erken damar yaşlanmasının ne kadar farkındayız?” sorusuna cevap niteliğinde açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Op. Dr. İhsan Alur,&nbsp;erken damar yaşlanması hakkında “Erken damar yaşlanması (EDY), aynı yaş ve cinsiyetteki bazı bireylerde damar yapısının daha erken bozulması, ilerleyici elastik lif kaybı ve kollajen liflerde anormal artışa bağlı olarak damar sertleşmesi, arter yapısında ve fonksiyonunda erken hasarlanma oluşması olarak tanımlanmaktadır. Örneğin diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi / hiperkolesterolemi, sigara içiciliği gibi risk faktörlerinden biri veya birkaçını taşıyan bireylerde kalp ve damar hastalıklarının daha erken ve yaygın görülmesi bu mekanizma ile açıklanabilir. Erken damar yaşlanması için ileri sürülen mekanizmalar mitokondriyal disfonksiyon, oksidatif stres, kronik inflamasyon (iltihaplanma), telomer kısalması, histon modifikasyonları ve DNA metilasyonu’dur. Bu mekanizmaların son varış noktası damarlarımızın iç yüzeyini oluşturan endotel hücrelerinin işlevsel bozukluğu, damar düz kas hücrelerinin hiperplazisi / hipertrofisi (aşırı çoğalması veya büyümesi), artmış damar sertliği (damar esnekliğinin kaybolması), damar duvarında tonus düzensizliği (damarların tansiyon değişikliklerine uyumluluğunun azalması) ve damarların genişleyebilme kapasitesinin (elastikiyet) kaybıdır” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/kalp-damar-cerrahi-op-dr-ihsan-olur-doktor-doktorlar-dizisi-sekeri-olanlar-damar-yaslanmasi-egekent.jpg" style="width: 800px; height: 457px;" /></p>

<p style="text-align: justify;">Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur sözlerine şu şekilde devam etti “Endotel hücrelerinin fonksiyon bozukluğu, kronik vasküler düşük dereceli inflamatuar süreçleri başlatır. İşte damar patolojilerinde prognozu belirleyen etken öyle görünüyor ki bu kronik düşük dereceli inflamasyondur (KDDİ). Eğer düşük dereceli inflamasyon kronik olarak devam ederse damar trombozu, aterosklerotik plak ülserasyonu, plak rüptürü, damar duvarında iltihaplanma ve zayıflamaya bağlı anevrizmatik genişleme ve hatta anevrizma rüptürüne (damar duvarının yırtılması) neden olur. KDDİ’na yol açan etiyolojik faktörlerden biri insülin direnci diğeri ise Periodontitis’tir (diş eti iltihabı). İnsülin direnci, tip 2 diyabet hastalarında hem hiperglisemiye hem de düşük dereceli inflamasyona da yol açar. Periodontitis sırasında ileri glikasyon son ürünlerinin (AGE'ler) birikmesinin, bir iltihaplanma sürecini tetiklediği, bunun da endotel hücre geçirgenliğini artırdığı, endotel hücrelerinin normal çalışma akışını bozduğu ve buna bağlı olarak damarlarımızda yaşlanmayı hızlandırdığı bildirilmiştir. Glikasyon, glukoz ya da riboz şekerleri ile protein amino grubu arasında oluşan bu glikasyon ürünleri karmaşık reaksiyonlara maruz kalır ve geri dönüşümsüz çapraz bağlı hale gelerek AGE’leri oluşturur. İleri glikasyon son ürünleri (AGE) yaşlanmayla birlikte birikir ve dokuların ve kan damarlarının esnekliğini kaybetmesiyle beraber katılaşmasına neden olur.”</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="8959" color="bg-primary"][/related-posts]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">KDDİ ‘nin tedavi edilmesi ya da kontrol altına alınması Erken Damar Yaşlanmasını yavaşlatabileceğini hatta durdurabileceğine vurgu yapan Op. Dr. İhsan ALUR “KDDİ konusunda toplumsal farkındalık oluşturulmaya çalışılmalı, insülin direnci (Tip 2 Diyabetes Mellitus) ve periodontitis (diş eti iltihabı) ile ilgili koruyucu tedbirlere ağırlık verilmeli, bilgilendirici etkinlikler (sempozyum, toplantı, çalıştay vb.) düzenlenmeli, okullarda öğrencilere bu konunun önemi anlatılmalıdır. Örneğin, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının daha küçük yaşlarda kazandırılmasının önemli olduğu, fastfood tüketim alışkanlıklarının ileride yaratacağı sorunlar belirtilmeli, çocukların ve ergenlik dönemindeki gençlerin sağlıklı beslenme konusunda bilinç düzeyi yükseltilmelidir. Yine ağız ve diş/diş eti sağlığının ne kadar önemli olduğu, ağız ve diş/diş eti iltihaplanmasının yaşlanmayı hızlandırdığı, damar sağlığını olumsuz etkilediği, kalp ve damar hastalıklarına davetiye çıkardığı, ağız hijyeninin ve diş/diş eti bakımının bizi kalp ve damar hastalıklarından korumada ne kadar önemli olduğu topluma yeterince ve ısrarla anlatılmalıdır. Bir atasözünde sağlam kafanın sağlam vücutta olduğu belirtilse de, sanırım sağlam bir kafa için ise sağlam bir vücudun gerekli olduğunu söyleyebiliriz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/uzman-doktor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Nov 2023 20:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/denizli-guncel-saglik-kalp-damar-cerrahisi-uzmani-op-dr-ihsan-alur-ozel-egekent-hastanesi-damar-erken-yaslanma-diyabet-kan-sekeri-hastalik-seker-hastaligi-haber.jpg" type="image/jpeg" length="80627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmmünoterapinin Kemoterapiye Göre Farklarını Anlattı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/immunoterapinin-kemoterapiye-gore-farklarini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/immunoterapinin-kemoterapiye-gore-farklarini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birçoğumuz kemoterapiyi biliyoruz fakat bu haberimizde Akciğer Kanseri tedavisinde kullanılan İmmünoterapi'den bahsedeceğiz. Bu tedavide bağışıklık sistemi kanser hücrelerine karşı çok daha güçlü olabiliyor. İşte ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Denizli Özel Egekent Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Nail ÖZHAN 1- 30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı için Akciğer Kanseri tedavilerinde kullanılan “İmmünoterapi”&nbsp; tedavisinin öneminden bahsetti.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İmmünoterapi Tedavisi Nedir, Nasıl Çalışmaktadır ?</strong></p>

<p style="text-align: justify;">İmmünoterapi tedavisinin tanımını yapan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Nail ÖZHAN “Bu güncel tedavinin temelinde vücudumuzun bağışıklık sistemini kanser hücresine karşı harekete geçirmesi ve tetiklenmesi yer almaktadır. Normal şartlarda kanser hücresi vücudumuz için yabancı bir oluşum olduğunda bağışıklık sistemi hücrelerimizin bunu tanıması ve yok etmesi gerekmektedir. Fakat ne yazık ki kanser hücreleri adeta yüzeylere sardıkları zırhlarla savunma sistemine saklanmakta ve çoğalmaya devam etmektedir. Bu sebeple bağışıklık sistemimimiz ne kadar güçlü olursa olsun kanser hücresini tanımadığı için harekete geçmemektedir. İşte çoğu zaman serum yoluyla verdiğimiz immünoterapi tedavilerinin de kanser hücreleri tarafından bu zırhlar kapatılmakta bağışıklık sistemi tarafından tanınıp yok edilmeleri sağlanmaktadır“ sözleriyle immünoterapi tedavisinin çalışma sistemine değindi.</p>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="7777" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İmmünoterapi Tedavisisinin Kemoterapiye Göre Farkları Nelerdir ?</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Denizli Özel Egekent Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Nail ÖZHAN “İmmünoterapi tedavileri kemoterapiye göre çok daha fazla tümör seçiciliğine sahiptir. Bunun sonucunda tedavi tamamlandığında normal dokular kanser hücrelerine göre daha az hasar görmekte ve bunun sonucunda yan etkiler çok daha az görülmektedir. Bir diğer immünoterapiyi öne çıkaran husus ise kemoterapiye göre tedavi yanıtlarının çok daha uzun süreli olmasıdır. Eğer uygun hastalarla bu tedavileri buluşturursak aylarca, yıllarca ve bazen kalıcı hale gelebilen yanıtlar görülebilmektedir. İşte bu sebeple tüm akciğer kanseri hastalarının &nbsp;tedavi öncesinde geniş kapsamlı moleküler analizleri yapılarak uygun olan tüm hastaların immünoterapi tedavisi ile buluşturulması önemlidir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">[related-posts id="6768" color="bg-primary"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/immunoterapinin-kemoterapiye-gore-farklarini-anlatti</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Nov 2023 23:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/denizli-guncel-saglik-nail-ozkan-onkoloji-uzmani-egekent-hastanesi-kemoterapi-immunoterapi-kanserin-tedavisi-varmi-kanser-hastalari-engelli-raporu-onkoloji-hastalari-rapor.jpg" type="image/jpeg" length="71836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareketsiz ve Sağlıksız Yaşamdan Uzak Durun]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/hareketsiz-ve-sagliksiz-yasamdan-uzak-durun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/hareketsiz-ve-sagliksiz-yasamdan-uzak-durun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla Diyabet Hastalığı hakkında bilgi veren Denizli Devlet Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. İffet Dağdelen Duran, hareketsiz, sağlıksız yaşamdan uzak durulması, düzenli fiziksel egzersiz yapılması, beslenme ve diyete dikkat edilmesi ile diyabet hastalığından korunmanın mümkün olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Endokrinoloji Uzmanı Dr. İffet Dağdelen Duran, diyabetli hastaların yıllar içinde giderek arttığını vurgulayarak 2045 yılında dünyada diyabetli hastanın 700 milyonu geçeceğinin öngörüldüğünü belirtti. Duran: “14 Kasım Dünya Diyabet Günü, diyabetin dünya çapında farkındalığının arttırılabilmesi için kabul edilmiş bir gündür. Ulusal Diyabet Federasyonunun diyabet için belirlediği simge; mavi renkteki halkadır. Mavi olmasının nedeni, tüm dünya vatandaşlarını bir çatı altında toplayan gökyüzünü simgelemesinden kaynaklanmaktadır. Halka da yaşam ve sağlığı simgelemektedir. Diyabetin, hangi organlara vurduğunu düşünürsek diyabet hasalığının tanısının ve takibinin ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.<b> </b>Diyabet Hastalığı, 2019 yılında tüm dünyada yaklaşık 460 milyon kişide tespit edilmiştir. Bu sayının giderek daha da fazla artacağı, 2045 yılında 700 milyonu geçeceği öngörülmektedir. Ancak dünyadaki diyabet hastalarının yarısından fazlasının da aslında tanısını daha almamış olduğu bilinmektedir. Türkiye’de de diyabet hastası tanısı konulan kişi sayısı yaklaşık 8 milyondur ve diyabetli hastaların yarısının daha tanı konmadığı değerlendirildiğinde, 16 milyondan fazla hastamızın olduğu düşünülebilir. Diyabet hastalığının pek çok tipi vardır. Bunlardan en çok bilinenleri tip 1 ve tip 2 diyabettir. Bunların dışında latent otoimmun diyabet, gençlikte ortaya çıkan erişkin başlangıçlı diyabet, neonatal diyabet gibi başka tipleri de vardır. Basitçe anlatacak olursak tip 2 diyabet, en fazla bilinen ve en fazla görülendir. Tip 1 diyabet, daha nadir görülmekte olup insülin ihtiyacı kesinlikle olan bir hastalıktır ve daha çok genç yaşlarda 25 yaşın altında gözükür. Tip 1 diyabet hastaları, insülin tedavilerine uyduklarında, diyet, egzersiz ve yaşam kalitelerine dikkat ettiklerinde sıkıntı genellikle yaşanmamaktadır. Bu hastalıkta sürekli bir insüline bağımlı olarak yaşamak zordur, fakat bu koşullara dikkat ederlerse çok rahat yaşamlarına devam edebilmektedirler. Tip 2 diyabet ise, dediğimiz gibi en fazla gördüğümüz diyabet hastası grubudur ve 30 yaş ve üzerinde daha çok görmekteyiz. Bu hastalarda obezite beraberinde olmakla birlikte ailede de tip 2 diyabet öyküsü görmekteyiz. Diyet ve egzersiz, bu hastalar için olmazsa olmazdır. Yani sadece ilaç tedavisi başlandı bunları kullanacağım diye düşünmesinler, bu hastaların diyetlerine ve egzersizlerine mutlaka ama mutlaka uymaları gerekmektedir. Beraberinde de ilaçlarını kullanmalıdırlar. Bir süre sonrasında insülin de hastalara başlanabilmektedir” diye konuştu.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Egzersiz ve Diyet Önemli</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Diyabet hastalığında, risk grubundaki kişilerin üç yılda bir takip edilmesi gerektiğini ifade eden Duran; “Diyabet hastalığında tanı konulması için yapılması gereken testler vardır; açlık kan şekerine bakılması bu hastalar için uygun olmaktadır. Ailesinde; birinci derece akrabalarında tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalık, kolesterol yüksekliği, tansiyon yüksekliği, sedanter (hareketsiz) yaşam olanlarda, daha önce gebelikte kan şekeri yüksekliği tespit edilenlerde, üç yılda bir diyabet tanısı için gerekli testlerin yapılması çok önemlidir. Herkesin sedanter yaşamdan yani sağlıksız, hareketsiz yaşamdan uzak durması, mümkün olduğunca fiziksel egzersizler yapması, diyetine dikkat etmesi, diyabet hastalığından korunmak ve bu hastalığa hiçbir zaman yakalanmamak için olmazsa olmazımızdır. Hastalığı olanların da gerekli tedavilerine ve doktor kontrollerine devam etmeleri bizim tarafımızca önerilir. Hiçbir zaman lütfen doktorunuzdan korkmayın. Yaşamak için, sağlıklı olmak için, daha iyi bir yaşam sürdürebilmek için egzersiz ve diyetlerimize dikkat edelim. Hayata sıkı sıkı sarılalım” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İffet Dağdelen Duran Kimdir?&nbsp;</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Denizli ilinde 1980 yılında dünyaya gelen Duran üniversite öğrenimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yaptı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Uzmanlığı, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ise Yandalı tamamlayan Duran; diyabet, troid, obezite, hipofiz, üreme sağlığı, troid biyopsisi ve ultrason alanında uzmanlığa sahiptir. Önceki yıllarda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çameli Devlet Hastanesi ve Kırıkkale Yüksek İhtisas Devlet Hastanesi'nde çalışma deneyimi olan Denizlili doktor, şu an Denizli Devlet Hastanesi'nde görevini sürdürüyor.</p>

<p></p>

<p><br />
<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align: justify;"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/hareketsiz-ve-sagliksiz-yasamdan-uzak-durun</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Nov 2023 17:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/denizli-guncel-saglik-dunya-diyabet-gunu-hareketsiz-sagliksiz-yasam-fiziksel-aktivite-seker-hastaligi-obezite-olanlar.jpg" type="image/jpeg" length="58090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme Kanserinde Erken Teşhis Çok Önemli]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/meme-kanseri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/meme-kanseri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekim ayı meme kanserinde farkındalık ayı etkinlikleri kapsamında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji BD Başkanı Prof. Dr. Gamze Gököz Doğu meme kanseri hakkında bilgilendirici açıklamalarda bulundu .]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Meme kanseri; genellikle memede bulunan lobüllerin (süt salgılayan bezler) veya duktusların (süt taşıyan kanallar) kötü huylu tümörleridir.&nbsp;<strong>Meme kanseri taramaları büyük önem taşımaktadır.&nbsp;</strong><strong>Tarama programları ile daha erken evrede teşhis edilebilmektedir. Erken evrelerde</strong><strong>&nbsp;</strong>tespit edilen meme kanserlerinin tedavilerinde daha başarılı olunmakta, hastanın&nbsp;<strong>yaşam kalitesi</strong><strong>&nbsp;</strong>önemli ölçüde artmaktadır. Her yıl ekim ayı tüm dünyada Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak bilinmekte ve farkındalığı arttırıcı etkinlikler yapılmaktadır.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Risk faktörleri nelerdir?</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Tanımlanan faktörleri taşıyan kişilerin taşımayanlara oranla meme kanserine daha fazla yakalanma olasılığı gösterdiği belirtilen faktörlerdir. Unutulmamalıdır ki; bu faktörleri taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacağı söylenemez. &nbsp;</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Cinsiyet:</strong>&nbsp;Kadın olmak meme kanseri için temel risk faktörüdür. Tüm meme kanseri vakalarının %1’den azı erkeklerde görülmektedir.&nbsp;<strong>İleri yaş:</strong>&nbsp;Son dönemlerde genç kadınlarda da sıklığında artış olduğunu gözlemlesek de meme kanseri vakalarının çoğunluğu 50 yaşından sonra görülür. &nbsp;&nbsp;<strong>Geçirilmiş meme kanseri öyküsü:</strong>&nbsp;Daha önce meme kanseri geçirmiş olan kadınlarda ikinci bir meme kanseri oluşma riski daha yüksektir.<br />
<strong>Ailede meme kanseri öyküsü:</strong>&nbsp;Öncelikle anne, kız kardeş ve kızından oluşan birinci derece akrabalarda meme kanseri öyküsü riski artırmaktadır.&nbsp;<strong>Genetik mutasyonlar:</strong>&nbsp;Meme kanserlerinin yaklaşık %5-10 kadarı genetik mutasyonla yani kalıtsal geçişle alakalıdır &nbsp;<strong>Erken adet görmek ve/veya geç menapoza girmek:</strong>&nbsp;12 yaşından önce adet görmek, 55 yaşından sonra menapoza girmek riski artırmaktadır.<br />
<strong>Hiç doğum yapmamış veya geç doğum yapmış olmak:</strong>&nbsp;Çocuk doğurmak, vücudun adet döngüsünü ve hormon maruziyetini değiştireceği için meme kanseri için koruyucu faktörlerden biridir. Bu yüzden hiç doğum yapmamak veya 30 yaşından sonra doğum yapmanın meme kanseri riskini artırdığı bilinmektedir.&nbsp;<strong>Doğum kontrol hapları:</strong>&nbsp;Araştırmalar 10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinde biraz artış olduğunu göstermiştir.&nbsp;<strong>Hormon replasman tedavisi:</strong>&nbsp;5-10 yıldan uzun süre kullananlarda meme kanseri riskinin arttığı gözlenmiştir.&nbsp;<strong>Sigara</strong>: Sigara kullanımı ile meme kanseri riskinde artış saptanmıştır.&nbsp;<strong>Alkol alımı:</strong>&nbsp;Meme kanseri riski alınan alkol miktarı ile orantılı olarak artmaktadır.&nbsp;<strong>Obezite:</strong>&nbsp;Özellikle menapoz sonrası kilolu olmak meme kanseri riskini artırmaktadır&nbsp;<strong>Beslenme ve yaşam tarzı:&nbsp;</strong>: Kilolu olmanın meme kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir. Egzersizin ise meme kanseri riskini azalttığı yönünde veriler bulunmaktadır.&nbsp;<strong>Radyasyon (ışın) tedavisi almış olmak:</strong>&nbsp;Daha önce göğüs/boyun bölgesine radyasyon almış olmak riski artırmaktadır.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Muayene bulguları nelerdir?</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Memede kitle ele gelmesi: En sık rastlanılan bulgudur. Çoğunlukla ağrısız bir kitledir. Ele gelen kitle 2 farklı yapıda olabilir. İçi sıvı dolu kese halindeki kistler genellikle meme kanseri belirtileri arasında değildir. İçi farklı bir doku dolu solid kitleler ise mutlaka araştırılmalıdır.</li>
 <li style="text-align: justify;">Meme derisinde değişiklik: Bazen kitle olmadan da meme derisinde kızarıklık, şişme, kalınlaşma veya portakal kabuğu görünümü olması meme kanseri belirtisi olabilir.</li>
 <li style="text-align: justify;">Meme başında değişiklik: Meme başında yeni gelişen, içeri doğru bir çekinti olması meme kanseri belirtisi olabilir.&nbsp;</li>
 <li style="text-align: justify;">Meme başından akıntı: Her akıntı kanser anlamına gelmemektedir. Özellikle memeyi sıkmadan kendiliğinden gelen, kanlı veya kahve-siyah renkli akıntı varsa hekiminize başvurmalısınız.</li>
 <li style="text-align: justify;">Memede şekil değişikliği:&nbsp;Meme şeklinde ve boyutunda değişiklikler olabilir,</li>
 <li style="text-align: justify;">Koltuk altında ele gelen kitle:&nbsp; Koltuk altı lenf bezlerindeki büyüme, kanser hücrelerinin koltuk altına ulaştığının göstergesi olabilir.&nbsp;</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"><strong>Erken tanı için birlikte yapılması önerilen üç yöntem vardır:</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Kişisel (Kendi Kendine) Meme Muayenesi</li>
 <li style="text-align: justify;">Klinik (Doktor Tarafından) Meme Muayenesi</li>
 <li style="text-align: justify;">Mamografi</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;">Meme kanseri için bugün kullanılan tarama görüntüleme yöntemi mamografidir. 40 yaşından sonra risk faktörlerine göre değerlendirilerek yılda bir veya iki yılda bir mamografi çekilmesi önerilmektedir.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kendi kendine meme muayenesi ne zaman yapılır?</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">20 yaşını geçen her kadının adetinin bittiği tarihten sonra ilk hafta içinde,</li>
 <li style="text-align: justify;">Adet görmeyen kadınlarda her ayın belirli bir günü,</li>
 <li style="text-align: justify;">Emziren kadınlarda emzirme veya süt boşaltımı sonrası&nbsp;kendilerini muayene etmeleri önerilmektedir.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kendi kendine meme muayenesinde nelere dikkat edilir?</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Memelerden birinde anormal büyüme, şişlik veya ele gelen kitle</li>
 <li style="text-align: justify;">Meme derisinde kızarıklık veya kalınlaşma</li>
 <li style="text-align: justify;">Meme başında şekil veya renk değişikliği</li>
 <li style="text-align: justify;">Meme başından akıntı</li>
 <li style="text-align: justify;">Kotuk altında ele gelen kitle</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Önce gözleyerek sonra elle yapılır.</p>

<p style="text-align: justify;">Görsel olarak yapılan muayene:</p>

<ul type="disc">
 <li data-level="1" data-list="1" style="text-align: justify;">Belden yukarısı çıplak olacak şekilde bir aynanın karşısına geçiniz.</li>
 <li data-level="1" data-list="1" style="text-align: justify;">Her iki kol aşağı sarkacak şekilde bakınız.</li>
 <li data-level="1" data-list="1" style="text-align: justify;">Her iki kol yukarı kaldırılarak bakınız.</li>
 <li data-level="1" data-list="1" style="text-align: justify;">Her iki elinizi bele bastırarak bakınız.</li>
 <li data-level="1" data-list="1" style="text-align: justify;">Her iki elinizi bele bastırırken öne doğru eğilerek bakınız.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;">Elle yapılan muayene:</p>

<ul type="disc">
 <li data-level="1" data-list="3" style="text-align: justify;">Elinizin 2.3.4 parmakları ön yüzleri kullanınız.</li>
 <li data-level="1" data-list="3" style="text-align: justify;">Hangi taraftaki meme muayene edilecek ise o taraftaki elinizi başınızın üstüne kaldırarak diğer eliniz ile dairesel hareketlerle meme bölgenizi muayene ediniz.</li>
 <li data-level="1" data-list="3" style="text-align: justify;">Her iki meme bölgesini ayakta muayene ettikten sonra düz bir yatağa uzanarak aynı muayeneyi tekrar ediniz.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;">Bu yıl Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak&nbsp;<strong>“Kontrol sende cevabı gende”</strong>&nbsp;projesi hayata geçirilmiştir. Prof. Dr. Gököz Doğu son olarak kontrol&nbsp;<strong>EL</strong>’imizdedir diyerek ve tüm kadınlara Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ücretsiz yapılan tarama programlarına dahil olmalarını tavsiye ederek erken teşhis hayat kurtarır dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/meme-kanseri</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Oct 2023 03:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-meme-kanseri-pamukkale-universitesi-hastaneleri-onkoloji-tip-fakultesi.jpg" type="image/jpeg" length="37880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Doktor O Hastalıkla Nasıl Mücadele Edileceğini Anlattı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/uzman-doktor-o-hastalikla-nasil-mucadele-edilecegini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/uzman-doktor-o-hastalikla-nasil-mucadele-edilecegini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur 13 Ekim Dünya Tromboz Günü kapsamında topluma Trombozu hatırlatmak ve Trombozdan korunma yolları hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kan hücrelerinin (alyuvarlar, pıhtılaşmadan sorumlu kan pulcukları) damarların iç yüzeyine (endotel) yapışması ve kan akışının önünde engel oluşturarak damarların tıkanmasına ‘Tromboz’&nbsp;denir. Genellikle toplardamarlarda oluşmakla beraber atardamarda da Tromboza rastlanmaktadır. Derin toplardamarlarda oluşan Tromboza ‘Derin Ven Tromboz’, yüzeysel toplardamarlarda oluşan Tromboza ise ‘Tromboflebit’ denir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;"><strong>Hastalığın Belirtileri</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Op. Dr. İhsan Alur “En sık karşılaşılan belirtilerin, ani bir şekilde başlayan bacakta şişlik, kızarıklık, hassasiyet, ciltte sıcaklık artışı, yanma ve ağrıdır. Bacaktaki şişlik sebebiyle çap artışı olur, hareket esnasında ağrı ve hassasiyet gelişir. Yürürken veya ayakta sabit dururken bacakta şişlik ve ağrı daha da artar. Renkli doppler ultrason ile damar içindeki pıhtının görüntülenmesi ile kesin tanı konulabilir” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İşte Trombozu Tetikleyen Durumlar</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Derin Ven Trombozu ya da Tromboflebiti tetikleyen bazı durumlar vardır. Bunlar; uzun süre yoğun bakımda yatma (hareket kısıtlılığı olması), büyük ortopedik ameliyatlar (kalça kırığı, protez ameliyatları), morbid obezite, ileri yaş, hiperlipidemi (kan yağlarının yüksek olması), ileri evre kalp yetersizliği, aktif sigara içiciliği, kanser hastalığı varlığı (özellikle akciğer, karaciğer, pankreas, kolon kanseri, meme, prostat), kemoterapi tedavisi, kalıcı santral venöz kateterler, genetik pıhtılaşma bozuklukları ve sedanter yaşam tarzı (hareketsiz yaşam stili) ve uzun süren uçak yolculuğu sayılabilir.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Hastalıktan Korunma Yolları</b></p>

<p style="text-align: justify;">“Bazen Derin Ven Trombozu ya da Tromboflebiti tetikleyen belki de tek neden kanser hastalığı başlangıcı olabilmektedir. Mesela hasta hekime ani başlayan bacak şişliği, ağrı şikayeti ile başvurur. Hekim fizik muayene yapar. Bacakta çap artışı, şişlik, ödem veya hassasiyet tespit eder. Kanda pıhtılaşma testi (D-dimer) ister. Bir de renkli doppler ultrason görüntüleme yaptırır. Eğer damar içerisinde pıhtı tespit edilirse Tromboz tanısı konur. Kan sulandırıcı ilaç tedavisi başlanır. Eğer Trombozu açıklayacak bir neden yoksa ve beraberinde kanser bulguları olan spontan kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk, kan değerlerinin düşmesi, nedeni bilinmeyen ateş, idrarda veya gaitada kan görülmesi gibi belirtiler varsa kanserden şüphelenmek gerekir. Böyle hastaları ilgili bölümlere yönlendirmek ve bazı ileri tetkikleri yaptırmak gerekmektedir.” İfadelerini kullanan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur “Dünya’da ve Türkiye’de ortalama insan ömrünün uzaması, genç nüfusa oranla yaşlı nüfusun artması, kanser hastalıklarının sıklığının artması, özellikle son üç yılda koronavirüs pandemisine bağlı olarak Tromboz vakalarının artmasına sebep olmuştur. Derin Ven Trombozundan korunmak için, hareketli bir yaşam tarzı oluşturulması gerektiğinin altını çizerek, her gün düzenli olarak yürüyüş veya egzersiz yapmalı, sigara içiyorsak sigarayı bırakmalı, yağlı yemeklerden ve besinlerden uzak durmalı, düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmeli, doktorumuzun tavsiyelerini uygulamalıyız. Kısacası, Tromboza karşı harekete geçmeli. Sağlığımızı önemsemeliyiz. “şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, HABERLER, Gündem, Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/uzman-doktor-o-hastalikla-nasil-mucadele-edilecegini-anlatti</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Oct 2023 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-tromboz-gunu-kalp-damar-cerrahisi-ihsan-alur-egekent-hastanesi-kanser-belirtisi.jpg" type="image/jpeg" length="78921"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
