<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Denizli Güncel Sağlık</title>
    <link>https://www.denizliguncelsaglik.com</link>
    <description>Denizli'nin Güncel Sağlık Haber Sitesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/rss/kisisel-gelisim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 23 Apr 2026 13:12:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/rss/kisisel-gelisim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni yıl yenilenmek için bir fırsat olacak, işte uzmanından açıklamalar]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/yeni-yil-yenilenmek-icin-bir-firsat-olacak-iste-uzmanindan-aciklamalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/yeni-yil-yenilenmek-icin-bir-firsat-olacak-iste-uzmanindan-aciklamalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sizi yavaşlatan ve hedeflerinize yürümekten alıkoyan engelleri ortadan kaldırmanın zamanı gelmedi mi? Yeni yılın yenilenmek adına fırsatlar barındırdığını kaydeden Eğitim Danışmanı Barış Balcı ise zihinsel olarak yeni yıla hazırlanmanın formülünü açıkladı. İşte Balcı'nın açıklamaları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Eğitim Danışmanı Barış Balcı yeni yılın yenilenmek ve yeni hedefler belirlemek için doğru zaman olduğunu söyledi. Günümüzde her şeyin hızla yenilendiğini ve bazı şeylerin eskidiğini vurgulayan Balcı, çağa ayak uydurmak gerektiğini ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni yıla girmeden zihinsel olarak hazırlanmak gerektiğini kaydeden Balcı, “Yenilenmeliyiz. Aldığımız eğitimler var. Bu eğitimlerle birlikte bir kariyer planımız var, beklenti içindeyiz. Ancak bazı şeyler değişiyor ve geçerliliği kalmıyor. Onlardan kurtulmak gerekiyor. Çağın gerektirdiği koşullara uyum sağlamamız gerekiyor. Bazen kullandığımız yöntemler geride kalıyor. Yalnız verilenlerle yetinmek bizi sınırlıyor. Belki de şu an kullandığımız bazı eğitimleri ileride iş hayatında kullanma şansımız olmayacak. O zaman yeni donanımlara yeni becerilere sahip olmamız gerekecek” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Eğitim Danışmanı Barış Balcı, yeni yıla hazır girmek. Gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurmak için şu önerilerde bulundu:</p>

<p style="text-align:justify">[article id="362" color="bg-primary"][/article]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Geçmişi geride kalsın</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeni yılda belki bazı alışkanlıklarımız, düşüncelerimiz, bazı tutumlarımız bizi daha iyi olmaktan alıkoyabilir. Ezberlerimizi bir kenara bırakarak, değişime ayak uydurmalıyız. Geçmişe takılıp kalmayalım. Bazı eski düşüncelerimizi geride bırakıp yeni düşüncelere açık olmalıyız. Çağa ayak uyduramadığımızda sistemin dışında kalabiliriz. Gelişmemizi engelleyen duygu ve düşüncelerimizi, alışkanlıklarımızı 2024’de bırakıp daha sağlam adımlarla ilerlemeliyiz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Teknolojinin gerisinde kalmamalıyız</strong></p>

<p style="text-align:justify">Teknoloji durmadan değişiyor ve yenileniyor. Bunların oluşturduğu haz çok hızlı tüketiliyor. Duygularımızı kaybetmeden teknolojiden yararlanmamız gerekiyor. Çağın gerektirdiği koşullara ve sürece ayak uyduralım.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="9194" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İletişim becerilerini güçlendirelim</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bir takıma lider olmak veya bir takımın parçası olabilmek için iletişim becerilerimi geliştirmemizi gerekiyor. Bu eğitim hayatımızda bize öğretilen bir şey olmayabilir ama iş hayatımızda karşımıza çıkıyor. Hazırla yetinmek bazen yaşantımızı engelleyecek bir duruma dönüşebiliyor. Sorun çözme becerilerimizi geliştirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde ileride iş hayatında sorunlarla karşılaştığımızda zorlanabiliriz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Problemler bizi diri tutar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaşadığımız süreçte karşılaştığımız problemler bizim gelişmemizi sağlıyor.&nbsp; Zorluklarla sıkıntılarla birlikte büyüyüp ilerliyoruz</p>

<p style="text-align:justify">Zihni, beyni canlı tutmak gerekiyor.&nbsp; Bu bazen şehri değiştirmek, bazen iş değiştirmek, bazen etkileşimde bulunduğumuz insanları değiştirmek, ya da ilgi alanlarımızı geliştirmek, yeni hobiler edinmekle mümkün olabiliyor. Bunların hepsi ilk etapta insanı zorluyor. Ama yeni koşullara adapte olurken yaşadığımız süreç, karşılaştığımız zorluklar ve problemler bizi canlı tutuyor ve geleceğe hazırlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">2025’den herkesin kendine göre istekleri beklentileri var. Hepimiz doğal olarak huzur ve sağlık istiyoruz ama unutmayalım ki yeni yılda karşılaştığımız sorunlar da gelişmemizi ve güçlenmemizi sağlayacak. Bu yüzden zorluklardan korkmadan ilerlemeliyiz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Her zaman yeni hedefler ortaya koyalım</strong></p>

<p style="text-align:justify">Güçlü bir amaca hedefe sahip olup o hedefe ulaşmayla ilgili eylem üretmek çok önemli. İnsan bir hedefe ulaştığında onunla ilgili bir hazzı kalmıyor. Kazanımlar elde ettikçe yaşantımızdaki hazlar azalıyor. Bu nedenle yeni hedefler yeni amaçlar oluşturmamız gerekiyor. Bunu oluşturmadığımızda güne başlarken daha yılgın, daha isteksiz oluyoruz. Yolda kalmak, yolda olduğumuzu bilmek ve değişimin kaçınılmaz olduğu bilinciyle hareket etmek çok anlamlı. Çünkü geçmiş geride kaldı onu değiştiremiyoruz ama geleceği şekillendirmek elimizde. Geçmişin tecrübesiyle geleceğe yönelik hazırlık yapmalıyız.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yeteneklerimizi ve becerilerimizi kullanalım</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ne kadar zeki olduğumuzun, hangi yeteneklere sahip olduğumuzun bunları doğru kullanmadığımızda bir anlamı yok. Sistemli bir çalışma yapmadığımızda bunlar açığa çıkmıyor. Bu nedenle planlı ve sistemli çalışarak kendi içimizdeki gizli güçleri açığa çıkarmamız gerekiyor .</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Risk al harekete geç</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Zihnimiz her ihtimale karşı kötüye odaklı bir yapıya sahip. Sürekli “Ya bir aksilik olursa, ya sorun çıkarsa” diye düşünüyoruz. Bu da ister istemez bizi daha güvenli bir alanda tutuyor. Risk almalı, cesaret göstermeli, eyleme geçmeliyiz. Bu şekilde gelişip güçlenebiliriz. Kabuğumuzu kırmamız, kabuğumuzdan çıkmamız gerekiyor. Onun için okumak, öğrenmek, araştırmak ve kendi güçlerimizin farkında olmak önemi.</p>

<p style="text-align:justify">[article id="12066" color="bg-primary"][/article]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Aile ve çevreni ihmal etme</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeni arkadaş kitleleri edinmek, bazı hobiler geliştirmek, zayıf yönlerimizi fark edip&nbsp; o yönlerimizi güçlendirmek ve bunun farkında olmak çok değerli.</p>

<p style="text-align:justify">Bilimsel araştırmalar günümüz insanının giderek yalnızlaştığını, bireyselleştiğini gösteriyor. Oysa mutlu bir yaşam sürdürebilmemiz için aile ilişkilerimize sosyal ilişkilerimize de dikkat etmemiz gerekiyor. Aile bağlarının, sosyal çevrenin güçlü olması çok değerli. Yeni yılda daha fazla etkileşimde bulunmalıyız. Yeni insanlar tanımak, yeni sosyal çevreler edinmek için çaba harcamalıyız..</p>

<p style="text-align:justify">Çevremizdeki insanlara karşı sorumluluklarımızı da unutmayalım. Sadece kişisel çıkarlarımız ve kazanç uğruna değil diğer insanların hayatına katkı sağlayacak projeler üzerine de düşünce üretmeli bunun için de çalışmalıyız.</p>

<p style="text-align:justify">Sevgi, dürüstlük, diğer insanların hak ve özgürlüklerine saygı göstermek bizi biz yapan değerler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/yeni-yil-yenilenmek-icin-bir-firsat-olacak-iste-uzmanindan-aciklamalar</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Dec 2024 00:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/12/yeni-yil-yilbasi-noel-bayrami-eglence-yeni-yilda-baris-balci-egitim-danismani-kisisel-gelisim-nlp.jpg" type="image/jpeg" length="84526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile danışmanından psikolojik manipülasyon uyarısı geldi]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/aile-danismanindan-psikolojik-manipulasyon-uyarisi-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/aile-danismanindan-psikolojik-manipulasyon-uyarisi-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile içinde veyahut sosyal hayatta sık sık karşılaştığımız bir durum olabiliyor psikolojik manipülasyon. Bu konuda uyarılarda bulunan Ebru Özer Özkul, sosyal medya bu durumla sık sık karşılaşıldığını ve bazen de aldatıcı ve taciz edici olabileceğini kaydetti. Manipülasyon çeşitleri hakkında da ayrıntılı bilgiler veren Özkul şunları kaydetti:]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günümüzde manipülasyon çok yaygın hale geldi. Adeta hayatımızın içinde yer edinmiş durumda. Bazı durumlarda biz birilerini manipüle ediyoruz bazen de manipülasyon bize karşı kullanılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul&nbsp; psikolojik manipülasyonun, bireylerin davranışlarını duygularını kontrol etmek bakış açılarını kendi menfaatleri doğrultusunda değiştirme, bireyleri farklı bir alana doğru etkileme, karar verme süreçlerini ele geçirme durumu olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal psikolojinin de alanına giren manipülasyonun; aldatıcı ve taciz edici olabildiğini kaydeden Özkul, “Çoğu zaman kontrol amaçlı yapılan, hepimizin hayatında öyle ya da böyle maruz kaldığımız ya da kendimizin farkında olmadan veya bile isteye yaptığımız bu durum pek çok konuda karşımıza çıkabiliyor” dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/10/kisisel-gelisim-denizli-guncel-saglik-psikolojik-manipulasyon-nedir-ne-demek-ebru-ozer-ozkul-aile-danismani.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul psikolojik manipülasyon konusunda şu bilgileri verdi:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Duygusal Manipülasyon bireyin yaşam kalitesini etkiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">“Duygusal manipülasyon, bir bireyin diğer bireyi kontrol etmek istediği şeyleri elde etmek için duygusal bağlılık alanını işgal edip kullanmasıyla oluşur. Bazen karşı tarafa suçluluk yükleyerek bazen utanç gibi olumsuz duyguları yükleyerek gerçekleşebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Duygusal manipülasyon, sağlıklı ilişkinin kurulmasını engelleyen ve maruz kalan bireyin hayat kalitesini etkiler ve özgüven sorunlarını yaratıp, tetikleyebilir. Bir manipülasyon çeşidi olan Gasligting ile ilgili uzun bir yazı paylaşmıştım fakat kısaca ifade etmek gerekirse bireyin gerçeklik algısını bozmaya çalışan ve kafa karışıklığına sebep olan bir durumdur. Kafa karışıklığı ve gerçeklikten uzaklaştırarak kişinin özgüvenini ve kendi hafızasından şüphe etmesini sağlayarak yapılan tehlikeli bir manipülasyon tekniğidir.</p>

<p style="text-align:justify">Günlük hayatta son zamanlarda bu kavram oldukça sık telaffuz edilir hale geldi. İlişkilerin içinde daha sık karşılaştığımız durum ise ego okşama diye adlandırılan bireyin kendini iyi hissetmesi sağlamak ve kişinin hayır demesini engellemek için yapılan manipülasyon tekniğidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocuklarla iletişim kurulurken de manipülasyon kullanılıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Pozitif sağlamlaştırma ile zaman zaman çocuklarımız doğru davranışa sevk etmek için yaptığımız davranışın tekrarlanma olasılığını arttırmak için kullandığımız bir güven artırma yöntemidir. Çocuklarımızı bir davranışa alıştırmak ve davranışın olumlu sonuçlarını arttırmak için kullandığımız övgü, ödüllendirme, gülümseme gibi davranışları kapsar.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bazen bu durum duygu sömürüsü haline gelebilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Manipülasyon her ne kadar negatif duygu uyandırsa da aslında hepimiz bu durumu hayat rutinimizde sıkça kullanırız. Duygu sömürüsü de bir manipülasyon taktiğidir. Bu tür davranışlar insanların acılarını endişelerini ve kaygılarını kullanarak çıkar elde etmek kullanılır. Mahrum bırakma davranışı da bir psikolojik manipülasyondur.</p>

<p style="text-align:justify">Pek çoğumuzun maruz kaldığı şu söylemlerde ‘böyle yaparsan seni sevmezler’ söylemleri bireyin diğerinin sevgisinden mahrum kalma tehdidine karşı durmasını gerektirir. Birey ya sevilmemeyi göze alacaktır ya da sevilmeyeceğine dair genel bir kanı oluşturacaktır. Psikolojik yapıya bakıldığında her iki farklı etkilet yaratacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Negatif sağlamlaştırma bireyin olumsuz davranışlarını durdurmak ve değiştirmeye yönelik yapılan davranışlardır. Büyürken pek çoğumuz büyüklerimiz, öğretmenlerimiz ya da komşularımız tarafından azarlandık veya cezalandırıldık. Korkutulma, tehdit edilme şeklinde daha uç sınırlarda cezalandırılma korkusu yaşamış olmamız öz değerimizle ilgili sıkıntılar yaşamamıza sebep olmuş olabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sosyal medyada çok sık kullanılmaya başladı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Günlük hayatın akışında sosyal medya manipülasyon tekniğini çok kullanılan bir alan oldu Gelinen noktada bir ürün veya hizmet satmanın ötesine geçmiş durumda hayat tarzı ve geleneği kabul edilmeye yönelik manipülasyonlarla karşı karşıya kalıyoruz. İnsanın olduğu her çağda ve zamanda her ilişki de önümüzde olan bir durum ülkeler, politikalar ve eğitimlerde bunu yapıyor ve yapacak.</p>

<p style="text-align:justify">Manipülasyon bireysel ilişkilerde de oldukça yaygın bir durum. Sürekli şikayet eden anneler, para harcamanızı sağlayan pazarlama teknikleri, nasıl bir hayat kurmanızı öğütleyen tv programları, sürekli gidip gezdikleri ve yediklerini gözler önüne koyan sosyal medya hepimizin maruz kaldığı bazen sıkılıp şikayet ettiği bazen de hiç fark etmediğimiz manipülasyonlar…..</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Manipülasyon aile ilişkilerini bozabilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;Aile içindeki manipülasyon; sürekli eleştirilme kötü sözler ve hakaretler, sık sık kendinizi suçlu hissettirilme, duygularınız üzerinden eksik ve zayıf hissettirme, hayatınızla ilgili kontrol edilme ve verdiğiniz karalar saygı duyulmaması durumlar olarak karşımıza çıkıyor. Dışarıdan yapılan müdahaleler fark edilirken aile içindeki yapılan manipülasyonlar fark edilmeden ilişkiler üzerinde bozucu etkilere sebep olabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sevgi ve manipülasyon ilişkisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hepimiz sevgiyi bir değiş tokuş aracı olarak kullanabiliyoruz. Böyle davranırsam kabul edilmem, böyle giyinirsem beni sevmez gibi kültürel yapılarla karşılaşıyoruz. Bunları minimuma çekmek oldukça güç fakat bireyin kendini tanıması ve hayat yolundaki kendi sınırlarını bilip fark etmesi önemli bir kavrayış. Kendimizi güçlü ve özgüvenli hissetmek doğal sistemin bir parçası olduğumuz kabul etmek ve kendi düzenleyici sistemimizi oluşturmak ile mümkün. Dışımızdaki ve içerimizdeki sistemin dengesi burada çok önemli ….</p>

<p style="text-align:justify">Mutluluk bazen yavaşlayıp bakmayı bazen hızlıca kararlar alıp eyleme geçmeyi gerektiren bir süreç.“</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/aile-danismanindan-psikolojik-manipulasyon-uyarisi-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Oct 2024 22:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/10/denizli-guncel-saglik-psikolojik-manipulasyon-nedir-ne-demek-ebru-ozer-ozkul-aile-danismani.jpg" type="image/jpeg" length="84032"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[O hastalığa yakalanan kimse evlenmek istemiyor]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/bu-hastaligi-olanlar-evlenmek-istemiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/bu-hastaligi-olanlar-evlenmek-istemiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bireylerin memnun olmadığı bir fiziksel özelliğini aklına takıp bununla çok uğraşmasını ifade eden beden dismorfik bozukluğu hakkında açıklama yapan Ebru Özer Özkul, karşı cinsle doğru iletişim kuramadığı kaydederek bu rahatsızlığı taşıyanların çoğunun bekar veyahut boşanmış olduklarını söyledi. İşte ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p style="text-align:justify"><strong>Beden dismorfik bozukluğu</strong>; kişinin beğenmediği bir fiziksel özelliğini kafaya takıp bununla aşırı uğraşması olarak ortaya çıkan bir psikolojik rahatsızlık. Psikolog ve Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul, bu rahatsızlığı olanların karşı cinsle sağlıklı iletişim kuramadığını belirterek, hastaların büyük çoğunluğunun bekar veya boşanmış kişiler olduğunu dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="7885" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hayatınızı alt üst edebilir</strong></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Herkesin kendince beğenmediği fiziksel bir özelliği var. Kimimiz burnunu, kimi saçını beğenmiyor. Erkekler daha kaslı, kadınlar ise daha zayıf görünmek için çaba sarf ediyorlar. Bu durum bir yere kadar normal. Ancak kişinin kendini beğenmeme durumu aşırıya kaçtığında, sürekli kusur olduğuna inandığı fiziksel özelliğinizi düşünüp, bunu gizlemek ve düzeltmek için çaba sarf ettiğinde hayatı alt üst oluyor. Kişi sosyalleşemiyor, normal hayatını sürdüremez duruma geliyor. Buna psikolojide “Beden dismorfik bozukluğu” deniyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karşı cinsle iletişim kuramıyorlar</strong></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Psikolog ve Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul, beden dismorfik bozukluğunun; kişilerin sosyal yaşantısını olumsuz etkilediğini, hatta kişilerin karşı cinsle sağlıklı iletişim kuramadıkları için evlenemediklerini ya da evliliklerini sürdürmekte güçlük çektiklerini söyledi. Özkul, yurt dışında yapılan bir araştırmada; beden dismorfik bozukluğu olan kişilerin yüzde 83’ünün bekar, yüzde 7’sinin boşanmış ve sadece yüzde 10’unun evli olduklarının belirlendiğini ifade etti. Ebru Özer Özkul, Türkiye’de yapılan araştırmalarda da benzer sonuçlarla karşılaşıldığını belirterek, evli hasta oranının bir araştırmada yüzde 26, diğerinde ise yüzde 15 çıktığını bildirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Denizlide Denizli Güncel Sağlık Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir Anksiyete Ile Nasıl Başa Çıkılır Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/06/denizlide-denizli-guncel-saglik-sosyal-anksiyete-bozuklugu-nedir-anksiyete-ile-nasil-basa-cikilir-aile-danismani-ebru-ozer-ozkul.jpg" width="860" /><strong>Dizilerin ve Sosyal Medya Olumsuz Etkiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Dizilerde fit ve kaslı erkekler ile ince güzel kadınların toplumda bir &nbsp;idealizasyon algısı yarattığını kaydeden Ebru Özer Özkul, sosyal medyada daha iyi, daha güzel, daha kusursuz, daha mükemmel görünme isteğinin de beden dismorfik bozukluğunu tetiklediğini dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Beden dismorfik bozukluğunu düzeltmek için bilişsel davranışsal terapileri tercih ettiklerini kaydeden Özkul, rahatsızlığın erken fark edildiğinde kolay çözüldüğünü, uzun süre devam ettiğinde ise kişilik haline gelebildiğini ve tedavisinin zorlaştığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Psikolog ve Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul “Beden dismorfik bozukluğu” konusunda şu bilgileri verdi:</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Beden Dismorfik Bozukluğu Olan Kişilerin Özellikleri:</strong></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --></p>

<ul>
 <li style="text-align:justify">Yüzde 93’ü yüz ve baş bölgesinde bir fiziksel özelliğini beğenmiyor.</li>
 <li style="text-align:justify">Kusur olduklarını düşündükleri fiziksel özellikleriyle aşırı uğraşıyorlar, bu kusuru gizlemek için kompulsif abartılı, tekrarlayan davranışlarda bulunuyorlar.</li>
 <li style="text-align:justify">Sık sık aynada kendilerini kontrol ediyorlar.</li>
 <li style="text-align:justify">Kendilerini ideal görünüme, ölçülere getiremediklerinde kişinin sıkıntısı daha da artıyor, depresyona giriyorlar.</li>
 <li style="text-align:justify">Yüzde 92’sine başka bir ruhsal bozukluk eşlik ediyor. En sık görüleni depresyon. Sonra obsesif kompulsif bozukluk geliyor. Yüzde 23’ünde intihar düşüncesi gelişiyor. Paranoya ve şizofrene kayan sanrısal davranışlar gösterenler de var</li>
 <li style="text-align:justify">Takıntılı oldukları fiziksel durumları ile ilgili dermatolog, estetik cerrah, diyetisyen gibi uzmanların kapısını aşındırıyorlar.</li>
 <li style="text-align:justify">Kadınlar beden dismorfik bozukluğunu nispeten erken fark ederken, erkekler davranışlarını normal zannederek çok daha ileri yaşlarda fark edebiliyor.</li>
 <li style="text-align:justify">Hastalar “fobik kaçınma” davranışı gösteriyorlar. Yani kendilerini eksik ve kusurlu gördükleri için sosyal ortamlara girmekten kaçınıyorlar. Buna karşın sosyal medyada çok fazla zaman geçiriyorlar. Gerçek hayatta sosyalleşemeyince sosyal medyaya yöneliyorlar.</li>
 <li style="text-align:justify">Gerek gerçek hayatta gerekse sosyal medyada beğenmedikleri fiziksel özelliklerini saklama çabası içindeler.</li>
 <li style="text-align:justify">Kadınlarda beden ölçüleri ile ilgili takıntılar da çok fazla. Bu hastalarda anoreksiya (düzensiz ve az yeme bozukluğu) gözlemleniyor. Çevredekiler kilolu olmadığını söylese, hatta doktoru diyetisyeni kilosunun normal olduğunu ifade etse bile reddediyorlar.</li>
 <li style="text-align:justify">Bazı erkek hastalarda bigoreksiya olarak adlandırılan kaslı vücuda sahip olma takıntısı var. Daha az yağ kütlesine sahip olmayı arzulayıp vücutlarındaki kas kütlesini artırmaya çalışıyorlar. Bunun için spor salonlarında çok zaman geçiriyorlar. Kas yapmak için aşırı yeme şeklinde bir beslenme bozukluğu görülüyor.</li>
 <li style="text-align:justify">Ergenlik yaşındaki gençlerde okula gidememe, arkadaşlarıyla görüşmeme gibi aşırıya kaçan davranışlar yoksa bu tür takıntılar daha normal karşılanıyor.</li>
 <li style="text-align:justify">Beden dismorfik bozukluğunun ortaya çıkmasında aile ve partnerin etkisi var. Ayrıca mükemmeliyetçi kişiliğe sahip insanlarda daha fazla görülüyor.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list --></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/bu-hastaligi-olanlar-evlenmek-istemiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Jun 2024 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/06/denizli-guncel-saglik-beden-dismorfik-bozuklugu-evlenmek-istemiyor-evlenme-yasi-bosanma-bekar-ebru-ozer-ozkul.jpg" type="image/jpeg" length="23083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zorluklarla mücadelenin anahtarı psikolojik sağlamlık]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/zorluklarla-mucadelenin-anahtari-psikolojik-saglamlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/zorluklarla-mucadelenin-anahtari-psikolojik-saglamlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stresli şehir yaşamında insanlar risklere maruz kalıyor ve zorluklarla karşılaşıyor. Bunun yanına zorlu yaşam serüveni içinde mücadele içine giren bireylerin psikolojik sağlamlığı çok önemli unsur haline geldi. Psikolojik sağlamlıkla ilgili açıklama yapan Aile Danışmanının verdiği doyurucu bilgilerle kamuoyunu aydınlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul, psikolojik sağlamlığın; travma, zorlu yaşam olayları ya da belirgin bir risk altında baş etme, sağlıklı uyum gösterme ya da yeterlilik geliştirebilme süreçlerini içerdiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Bazen başarıyla bazen de başarısızlıkla baş edebilmek gerektiğini kaydeden Özkul, ”Risk ya da zorluğa maruz kalma durumunda psikolojik sağlamlık gündeme geliyor. Kişinin duruma uyum sağlayarak mevcut tüm olumsuz koşullara rağmen yaşamın farklı alanlarında başarı elde edebilmesi gerekiyor. Bu da psikolojik sağlamlık gerektiriyor” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="11184" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">Psikolojik sağlamlığın alt başlıklarında; eğitimsel sağlamlık, akademik sağlamlık, duygusal sağlamlık, davranışsal sağlamlık, ego sağlamlığı gibi kavramların bulunduğunu anlatan Ebru Özer Özkul şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/04/denizli-guncel-saglik-psikolojik-saglamlik-ilkokul-pano-ogrenci-veli-stres-ebru-ozer-ozkul-aile-danismani-mutlu-cocukluk-haber.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Psikolojik sağlamlığı olan kişilerin özellikleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">“Eğer kişide yeterlilik ve yetenekleri ile doğru orantılı kendine güven varsa, uyum becerisi, sosyal beceri, özyetkinlik, özerklik, problem çözme becerisi, yüksek benlik saygısı ve ego kontrolü varsa psikolojik sağlamlıktan söz edebiliriz. Otokontrolün olması çok önemli. En önemlisi de yüksek benlik saygısı. Etkili problem çözme becerilerine sahip olmak, özerklik, iyimserlik, geleceğe umutla bakıyor olabilmek psikolojik sağlamlığı olan kişilerde bulunan özellikler. Zeka da psikolojik sağlamlıkla doğru orantılı. Ayrıca daha uyumlu bir mizaca sahip olmak da psikolojik sağlamlık açısından bir avantaj”.</p>

<p style="text-align:justify">Psikolojik sağlamlığı olan bireylerin daha mutlu olduğunu ifade eden Ebru Özer Özkul, mizah ve espri anlayışlarının da üst düzeyde olduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12033" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">Aile Danışmanı Ebru Özer Özkul psikolojik sağlamlık konusunda şu bilgileri verdi:</p>

<p style="text-align:justify">“Psikolojik sağlamlığı olanlar, zorlu yaşantıları tehdit olarak algılamak yerine becerilerini sınayabileceği bir fırsat olarak algılayan, kontrolünü kaybetmeyen, karşılaştıkları olumsuzlukları kendi lehine çevirebilen ve böylece stres seviyelerini düşürebilen insanlar olarak tanımlanıyor. Tüm risk faktörlerine rağmen koruyucu faktörlerle olumlu sonuçlar elde etmeleri söz konusu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mutlu çocukluk geçirenlerin psikolojik sağlamlığı daha fazla</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ailede psikolojik sağlamlık çok önemli. Aile içindeki duygusal bağlar, okuldaki veya toplumdaki sosyal destek varlığı psikolojik sağlamlığı olumlu etkileyen faktörler. Sosyal bir çevrenin içinde yer alma, iyi okullarda okuma. Bir gruba ait olmak. Sevildiğin sevdiğin ilişkilerin olması, öyle bir ortamda olmak önemli.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer yandan; destekleyici sıcak bir ailede büyümeyen çocuğun psikolojik sağlamlığa ulaşması daha zor. Aile içi iletişimin sıkıntılı olması, düşük sosyoekonomik düzey, iyi ebeveynlerin olmaması, bunların hepsi psikolojik sağlamlıkla ilgili bir risk oluşturuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan bir araştırmada; psikolojik sağlamlığı olan, mizah ve espri anlayışı olan çocuk ve ergenlerin diğerlerine göre daha sağlıklı, daha az çocukluk hastalığı geçirmiş, fiziksel olarak daha güçlü, uyku ve yeme örüntüleri daha düzenli bireyler olduğu tespit edilmiş.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="11887" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cinsiyete göre psikolojik sağlamlık</strong></p>

<p style="text-align:justify">Cinsiyet de psikolojik sağlamlıkla ilişkili görülüyor. Kızların psikolojik sağlamlığı erkeklere oranla daha fazla. Erkekler aile parçalanmalarına, toplumsal etkilere, davranışsal anlamda kızlara oranla daha olumsuz şekilde tepki gösteriyorlar. Bu durumlar erkeklerde davranış bozukluğuna yol açabiliyor, akademik başarılarını olumsuz yönde etkiliyor. Kızlar ise zorluklara rağmen akademik başarıya daha yatkınlar.</p>

<p style="text-align:justify">Fakat, genç yaşlarda kız çocuklarının psikolojik sağlamlığı daha fazla iken, ilerleyen yaşlarda erkeklerin psikolojik sağlamlığı kızları geçiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Psikolojik sağlamlığı etkileyen faktörler</strong></p>

<p style="text-align:justify">Psikolojik sağlamlığı belirleyen birçok bireysel ve çevresel faktör var. Aile, okul, toplum ve çevrenin iyi olması, kişinin kendisiyle ilgili olumlu atıfları, entelektüel kapasitenin yüksek olması, yumuşak başlı ve herkes tarafından sevilen biri olması, iyi sosyoekonomik düzey, hepsi psikolojik sağlamlığı olumlu etkiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim, Yaşam</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/zorluklarla-mucadelenin-anahtari-psikolojik-saglamlik</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Apr 2024 20:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/04/denizli-guncel-saglik-psikolojik-saglamlik-ilkokul-pano-ogrenci-veli-stres-ebru-ozer-ozkul-aile-danismani.jpg" type="image/jpeg" length="40599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar havası sınav motivasyonunu düşürmesin]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/bahar-havasi-sinav-motivasyonunu-dusurmesin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/bahar-havasi-sinav-motivasyonunu-dusurmesin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Danışmanı Barış Balcı, baharın gelişinin insanın enerjisine ve ruhuna olumlu yansımaları olduğunu, ancak bu enerjiyi doğru yere kanalize etmek gerektiğini söyledi. Havaların güzelleşmesiyle sınav adaylarının dikkatinin dağılabileceğini ve dışarıda daha fazla zaman geçirmek isteyeceklerini kaydeden Balcı, sınav çalışma programının aksatılmaması uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Eğitim Danışmanı Barış Balcı, üniversite ve lise giriş sınavlarının tarihi giderek yaklaşırken, sınav adayları ve ailelerine bahar rehaveti uyarısında bulundu. Balcı, baharda doğanın canlanması ile birlikte insanın da yenilendiğini ve pozitif enerjiyle dolduğunu belirterek, sınav öğrencilerinin bu enerjiyi doğru yere kanalize etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu aylarda havaların güzelleşmesiyle adayların dikkatinin dağılıp rehavete kapılabileceğini ifade eden Barış Balcı, üniversite ve lise giriş sınavlarına hazırlanan adayların günlük çalışma programlarını aksatmamalarını istedi.</p>

<p style="text-align:justify">[article id="362" color="bg-primary"][/article]</p>

<p style="text-align:justify">Açık havada uzun süre zaman geçirme ve yorucu aktivitelerin öğrenciyi çalışma programından uzaklaştırabileceğini, sınav programını aksatabileceğini kaydeden Balcı, bunun yerine adayların günlük okuma, deneme çözme gibi rutinlerinden bazılarını, eğer dikkatlerini dağıtacak etkenler yoksa; balkon, bahçe gibi yerlerde yapmalarını önerdi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/04/denizli-guncel-saglik-sinav-adaylari-bahar-rehaveti-baris-balci-egitim-uzmani-kpss-lgs-ogrenci-motivasyon-basari.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>&nbsp;Aileler destek olmalı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Eğitim Danışmanı Barış Balcı, ailelerin de, bu süreci sağlıklı ve verimli geçirebilmeleri için çocuklarına destek olmalarını isteyen Barış Balcı, gerekirse sınav adayının model aldığı ve sözünü dinlediği dayı, amca, hala, teyze gibi akrabalardan da destek alınabileceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Hedeflerinizden vazgeçmeyin</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sınava hazırlık sürecindeki öğrencilerin bu dönemde konuları bitirip deneme sınavlarına yoğunlaştığını hatırlatan Barış Balcı, sınav için çok önemli bir dönem olan bahar aylarını programını aksatmadan düzenli çalışarak geçiren öğrencilerin hedefine ulaşacağını, yoğun çalışma programının ardından rehavete kapılan veya yorulup özgüvenini kaybeden, umutsuzluğa düşen vazgeçen adayların ise hedefinden uzaklaşacağını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu dönemde; Ders çalışmayı bırakmak, ‘seneye yeniden hazırlanırım’ gibi düşüncelere kapılmanın büyük hata olacağını kaydeden Balcı, “Hedeflerinizden vazgeçmeyin. Hedefe ulaştığınızda, sınavda istediğiniz sonucu aldığınızda neler yaşayacağınızı, neler hissedeceğinizi hayal ederek yol almalısınız” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/04/denizli-guncel-saglik-sinav-adaylari-bahar-rehaveti-baris-balci-egitim-uzmani-kpss-lgs-ogrenci-dikkat-eksikligi-ogrenci.jpg" width="860" /><strong>Sınav adayları kan değerlerini kontrol ettirmeli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sınav sürecinde sınav adayının bazı değerlerinin düşmesi; kansızlık, b12 eksikliği, vitaminsizlik gibi sorunların dikkat, odaklanma ve algılamayı doğrudan etkilediğini belirten Barış Balcı, aile hekimine giderek bu değerlerin kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Balcı, alınacak bir vitamin veya takviyenin öğrencinin dikkat ve odaklanmasına, öğrenmeye doğrudan etki edeceğini dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hızlı okuma sınavda avantaj sağlar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Eğitim Danışmanı ve Kişisel Gelişim Uzmanı Barış Balcı, sınav öğrencilerinin sınavda kendilerine avantaj sağlayacak hızlı okuma, mental aritmetik, hafıza teknikleri gibi eğitimleri alarak başarılarını daha üst noktaya taşıyabileceklerini de ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/bahar-havasi-sinav-motivasyonunu-dusurmesin</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Apr 2024 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/04/haber-guncel-denizli-guncel-saglik-sinav-adaylari-bahar-rehaveti-baris-balci-egitim-uzmani-kpss-lgs-ogrenci-dikkat-eksikligi-ogrenci.jpg" type="image/jpeg" length="28219"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukların akademik başarısında anne ve babaların rolü büyük]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/anne-baba-cocuklarin-akademik-basarisinda-cok-etkili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/anne-baba-cocuklarin-akademik-basarisinda-cok-etkili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küçük yaşlarda sorumluluk alarak zorluklara karşı mücadeleyi öğrenen çocuklar, akademik hayatında başarılı oluyor. Bu sözlerin sahibi Eğitim Danışmanı Barış Balcı. Çocuklar engelleri kendisi aşsın. Ödevleri de çocukların yerine yapmanın yanlış olduğunu kaydeden Balcı, çocukların bu yaşlarda kendi sorunlarının üstesinden gelmeyi öğrenmesi gerektiğini kaydetti. Ayrıntılar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Anne baba tutumunun çocukların akademik başarısında çok etkili olduğunu belirten Eğitim Danışmanı Barış Balcı, ailelerin çocuklarına verebileceği en değerli şeyin koşulsuz sevgi olduğunu ifade etti. Mutlu ve huzurlu bir ortamda yetişmenin çocuklar için çok önemli olduğunu kaydeden Balcı, “Sevginin çok güçlü bir ilaç olduğunu düşünüyorum. Paradan, hediyeden, ayakkabıdan, kıyafetten daha değerli. Kişi sevildiğini hissettiğinde hayata karşı daha güçlü ve sağlam yol alıyor. Çocuğa gerekli zamanı ayırmak, ilgiyi sevgiyi göstermek, eğitimle ilgili olanakları sağlamaktan çok daha önemli” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Küçük yaşta sorumluluk alan çocukların akademik yaşantısında daha başarılı olduğunu vurgulayan Barış Balcı Şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="9194" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">“Çok küçük yaşta alışkanlık kazandırmak, sorumluluk vermek gerekiyor. Çocuk çantasını hazırlamak, odasını düzenlemek, ayakkabısını ayakkabılığa koymak gibi kendi yapabileceği şeyleri kendi yapmalı. Yemeğini kendi yemeli, ceketini iliklemeyi, ayakkabısını bağlamayı kendisi yapabilmeli. Aile sadece hatırlatıcı yönlendirici olmalı. Yemek yedikten sonra tabağını bardağını masadan kaldıran, yatağını toplayan çocuklar bazı görevlerini kendi başına yapar hale geliyor. Ödevini kendi başına yapıyor. Küçük yaşta kendi sorunlarını aşmayla ilgili kişi deneyim yaşadığında bunu hayatı boyunca sürdürüyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-baris-balci-nlp-uzmani-cocuk-aile-anne-baba-akademik-basari-kisisel-gelisim.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Emeklemeden yürümeye geçerken her çocuk defalarca düşer kalkar. Kalkarken tutunuyor, kasları güçleniyor. Orada başkası tarafından tutulup kaldırılmamız başarımızın elimizden alınması anlamına geliyor. Bizi zorlayan şeyler bizi güçlendirir. Aşacağı engelleri önünden aldığımız zaman kendini gerçekleştirmekte zorluk çekiyor. Bazen ödevini yapmadığında bunun oluşturduğu suçluluğu, pişmanlığı o kötü duyguyu da yaşaması gerekiyor. Kişi o duyguyu yaşamamak, acıdan kaçmak o sıkıntıyı zorluğu yaşamamak adına harekete geçebilir. O ödevi çocuğun düşünüp başarmasını engellediğimiz zaman o konuda gelişemiyor, geri kalmış oluyor. Beyin bir zorluğu aştığında, düşündüğünde gelişiyor. Aileler onun yerine ödevini yaparak, sorununu çözerek hem acıyı hem de hazzı çocukların hayatlarından alabiliyorlar. Oysaki zorluklar ve onları aşma çabası kişiyi güçlendiriyor. Onların yerine bir şeyleri yaparak hayatla tanışma süreçlerini geciktirmiş oluyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ceza ve Baskı Çözüm Değil</strong></p>

<p style="text-align:justify">Eğer siz sürekli “çalış” diye uyardığınız halde çocuk sorumluluklarını yerine getirmiyor, ödevini yapmıyorsa, bu yöntem işe yaramıyorsa yapılmamalı. O ilacı kullandınız ama iyi gelmedi, o halde başka ilaç kullanmanız gerekiyor. Onda çalışma isteği oluşturmak için çaba göstermeniz daha doğru olacaktır. Ona düşündürüp ona karar aldırabilmek önemli. Neden okula gidiyor, neden ödevini yapmalı bunu anlaması ve sorumluluğunu bilmesi gerekiyor.&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">‘Bunu yap, şunu getir’ diye direk söylemek yerine ‘Yapman gereken bir şey var mı?’ diye onu düşündürmek çok daha etkili. Yapmazsa neler olacağını, ya da yaptığında elde edeceği şeyleri düşündürmek çok etkili.</p>

<p style="text-align:justify">Küçük yaşlarda da ceza, yaptırım, baskıdan ziyade bir şeyi yapması için çocukta istek uyandırmak önemli. Yapılacak işi eylemi bir oyuna çevirmek küçük çocuklarda genellikle işe yarıyor. Oyunla beyin daha iyi öğreniyor.”</p>

<p style="text-align:justify">Eğitim Danışmanı Barış Balcı, çocukların akademik başarısı için ailelere şu&nbsp; önerilerde bulundu:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocuklarınız İyi Model Olun</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Çocuklar anne babanın çalıştığı işi modelleyebiliyor, onun mesleğini seçebiliyor. Çocukluğundan itibaren konuşulan kelimeler kullanılan oyuncaklar, yapılan faaliyetle anne babanın mesleğiyle ilişkili olduğu için çocuklar bundan etkileniyor. Zihinsel ve fiziksel performans olarak ailelerin işi çocuğa yansıyor. Araştıran, öğrenen anne baba olması küçük yaşta çocuğu olumlu etkiliyor. Siz kitap okuduğunuzda çocuğunuz da okuyor. Çocuğun akademik yatkınlığı artıyor, kendisine bir avantaj sağlıyor. Çok sevilen dayı, teyze, amca, hala da model alınabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Okuma anlama becerisi çok önemli. Okumayla öğrenmeyle ilgili anne babanın model olması gerekiyor. Kelime haznesi fazla olduğunda insan daha yaratıcı, daha üretken oluyor. Okumayı, öğrenmeyi, gelişimi kendi hayatımızda bir numaraya koymalıyız. Aksi halde hem kişisel hem de toplumsal olarak bunun sıkıntısını yaşıyor olacağız.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Her Çocuğun Potansiyeli Farklı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çocuklar okul çağına gelmeden zihin gelişiminin büyük bir kısmını tamamlamış oluyor. Aile ortamı ve aldığı eğitimler onu geliştirse de genetik yatkınlık ve IQ, duygusal zeka, sosyal zeka ve bunların oluşturduğu etki çok daha fazla. Bununla birlikte kişide çok büyük bir potansiyel olsa bile bunu açığa çıkarmak için gerekli koşullar sağlanmazsa, zeki olması yeterli olmuyor. Doğru ortamda doğru kişilerle bulunması hayatını etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Her insan bir potansiyele sahip ama bu potansiyelin açığa çıkabilmesi için bir takım faaliyetlerde bulunması gerekiyor. Çocukların güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek için bazı testler var. Çoklu zeka testleri, mesleki eğilim testleri var. Bunlarla çocuğunuzun üstün ve zayıf yönlerini tespit ederek hangi konularda desteklenmesi gerektiği konusunda bilgi edinebilirsiniz. Bazı çocuklar çok hareketli ya da içe kapanık olabiliyor, hafıza ve dikkatle ilgili sorunlar yaşayabiliyor. Bunlar vitamin eksikliğinden bile kaynaklanabiliyor. Bu testler, bu tür sorunların ortaya çıkmasını da sağlıyor. Böylece belki de alacağı B12, omega 3 veya vitamin takviyesi bile onun öğrenmesini etkileyebiliyor. Hafıza ve odaklanmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-akademik-basari-okul-sinif-aile-kadin-erkek-baris-balci-egitim-uzmani-nlp-kisisel-gelisim-haber.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocuğunuz Bir Yatırım Aracı Değil</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çocuğumuzun geleceğini inşa etmek için onun eğitimine önem vermek elbette çok önemli. Ancak bunu parasal bir yatırım gibi görüp karşılık beklemek doğru değil. Anne babanın söyleyebileceği “Yemedik yedirdik, içmedik içirdik, en iyi hocaları tuttuk, en iyi dershanelere gönderdik” gibi cümleler çocukları olumsuz etkileyebiliyor. Bazı çocuklar bu konuda çok duyarlı, çok hassas olabiliyorlar.&nbsp; Çocuğun bir sınavı kötü sonuçlandığında, bir denemede başarısız olduğunda böyle bir şeyi duyuyor olması onu demoralize edebiliyor. Belki ileride ona aldığımız telefonu ayakkabıyı hatırlamayacak ama, aldığı eğitim, sahip olduğu bilgi ve kültür 22-25 yaşından sonra hayatının tamamı etkileyecek, hayatına o kariyerle devam edecek. Onun geleceği için yaptığımız her yatırım bize para olarak, kazanç olarak dönmeyecek. Ama onun mutlu ve doyumlu şekilde hayatını sürdürmesini sağlayacak.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hayallerinizi Çocuklar Üzerinden Gerçekleştirmeye Çalışmayın</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hepimizin hayalleri var. Gerçekleşmese bile peşinden gidiyor olmak canlılık, enerji, ilham veriyor. Bazen bunları çocuklarımıza direk ifade etmesek de farkına varmadan davranışlarımızla tutumlarımızla bunu onların hayatına aktarmaya çalışabiliyoruz. Kişinin kurduğu hayallerle çocuğunun kendi dünyasında kurduğu hayaller bazen uyuşmayabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Anne baba olarak farkında olmadan kendi gerçekleştiremediklerini çocukları üzerinden gerçekleştirip bir tatmin, bir mutluluk arayışı içinde olabiliyoruz. Hepimiz ayrı bir bireyiz. Herkesin kendine özgü kişilik özellikleri var. çocuğumuzun kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini fark etmesine yardımcı olacak yönlendirmede bulunup kendisi için doğru idealler bulmasına yardımcı olmamız daha doğru ve daha anlamlı olur.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Barış BALCI - Eğitim Danışmanı" height="505" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-baris-balci-egitim-danismani-uzmani.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sanatsal ve Sportif Faaliyetler Akademik Başarıyı Artırıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Her çocuğun, her gencin müzikle veya bir spor branşıyla ilgilenmesini tavsiye ediyorum. Müzikle, sanatla, sporla ilgili birçok alanda herkesin farklı farklı yetenekleri var. Bunların geliştirilmesi için onları desteklememiz gerekiyor. Enstrüman çalan ya da sporla uğraşan bireyler disiplin, sistem konusunda daha güçlüler. Özgüvenleri daha yüksek oluyor, karşılaştıkları zorluklarla daha iyi mücadele edebiliyorlar.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mutlu Ailede Başarılı Çocuklar yetişiyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mutlu bir ailede, sevgi gören çocuklar evdeki sıcak ortam, sevildiğini hisseden bireyler bunu da yansıtıyor. Sadece eğitim ihtiyaçlarını, temel ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değil gerekli ilgi ve sevgiyi de istiyorlar. Daha mutlu bir şekilde okula gidiyorlar. Sevildiğini hisseden bireyler karşılaştıkları zorluklarla daha yüksek bir enerjiyle mücadele ediyorlar. Her türlü koşulda ailem benim yanımda, iyi ya da kötü sonuç almam onların bana olan sevgisini etkilemeyecek. Kişi bunun bilinciyle hareket ettiğinde ayakları daha sağlam yere basıyor. Başları daha dik oluyor, hakkını daha iyi savunabiliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/anne-baba-cocuklarin-akademik-basarisinda-cok-etkili</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Dec 2023 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/12/denizli-guncel-saglik-egitim-uzmani-baris-balci-kucuk-yasta-sorumluluk-alan-cocuk-akademik-basari-kisisel-gelisim-nlp.jpg" type="image/jpeg" length="41408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizli'den Kaz Dağlarının Zirvesine Yolculuk]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizliden-kaz-daglarinin-zirvesine-yolculuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/denizliden-kaz-daglarinin-zirvesine-yolculuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu’nun dört yanındaki enerjisi yüksek alanlara meditasyon amaçlı geziler düzenleyen Denizlili Motivo Grubu’nun bu seferki durağı Kaz Dağları oldu. Sarıkız’ın zirvesinde çember kurup meditasyon yapan, geceleri ateş etrafında toplanıp şaman davulu çalan grup Tahtakuşlar Köyü’nde yerel halkın da ilgi odağı oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Denizli’de Motivo Grubu, nefes terapisti, sembol okuyucusu ve karma astrolog eşliğinde Anadolu’nun dört yanında enerjisi yüksek alanlara meditasyon amaçlı geziler düzenliyor. Birlik bilinci ve ortak bir niyetle hareket eden grup, bu kez Kaz Dağları’nda kamp yaptı.</p>

<p style="text-align: justify;">&nbsp;Ehl-i Gönül adını verdikleri gezi kapsamında Efsanelere konu olmuş Sarıkız’ın zirvesine çıkıp çember kuran, sabahları Kaz Dağları’nda güneşin doğuşunu izleyen, geceleri ateş başında toplanıp şaman davulu eşliğinde meditasyon yapan grup yerel halkın da ilgi odağı oldu.</p>

<p style="text-align: justify;">Grup Sözcüsü, Edgü Tin Yaşam Gelişim Okulu Kurucusu Sosyolog ve Aile Danışmanı Gülşen Kazgın, “Dönüştüren Yolculuklar” olarak isimlendirdikleri bu gezilerde, içe dönerek kendi hayatları konusunda bir farkındalık yaşamayı ve ruhsal olarak rahatlamayı hedeflediklerini dile getirdi.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-gulsen-kazgin-kisisel-gelisim-kaz-daglari-haber-motivasyon-kampi.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /></p>

<p style="text-align: justify;">Her kampın kendine özgü bir frekansı, enerjisi olduğunu kaydeden Gülşen Kazgın,&nbsp; yola çıkmadan önce bu kampı Ehl-i Gönül, Ehl-i Muhabbet olarak isimlendirdiklerini ifade etti. Karma Astrolog Bircan Tükenmez ve Sembol Dili Eğitmeni Melek Kanbir ile birlikte bu geziye ve kampa rehberlik ettiklerini belirten Kazgın şunları söyledi:</p>

<p style="text-align: justify;">“Kaz Dağları tarihi ve doğasıyla enerjisi çok yüksek bir alan. Burada Balıkesir’in Güre ilçesine bağlı eski bir Şaman köyü olan, bilge Türkmenler’in yaşadığı Tahtakuşlar Köyü’ne gittik. &nbsp;Giysileriyle, törenleriyle, oyunlarıyla kadim geleneklerini yaşatan bir köy. Yerel halk bizi çok güzel karşıladı. Etkinliklerimize yoğun ilgi gösterdiler. Kim olduğumuzu merak ettiler. Bizim sohbetlerimize, çemberlerimize katıldılar.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-melek-kanbir-gulsen-kazgin-bircan-tukenmez-kaz-daglari-meditasyon-kampi.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><b>Tahtakuşlar Köyü’nde Şaman Davulu</b></p>

<p style="text-align: justify;">Şaman davulu ya da Türklerde bilinen ismiyle kam davulu ile meditasyon yaptık. Belli bir vuruş tekniği var. Ateş etrafında kendimizi davulun ritmine bıraktık. Gözlerimi kapatıyorum davul çalarken ve o bizi bir yolculuğa çıkarıyor. Ritim, beynin teta frekansında çalışmaya geçmesini sağlıyor. Böylelikle kişi beynindeki ulaşamadığı alanlardaki bilgilere ulaşıyor. Çok daha derini görüyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Dört günlük bir kamptı. Her sabah güneşin doğuşunu izledik, güneşi selamladık. Gündoğumunda çember kurarak meditasyon yaptık. Tahtakuşlar köyündeki etnografya müzesini, yakındaki Zeus Altarı’nı ziyaret ettik. Sürekli hareket halindeydik ama hiç yorgunluk hissetmedik. Gece 2’ye kadar vakit geçirsek de sabahları hep 6’da 7’de uyandık. Araştırmacımız Melek Kanbir bizlere Zeus’tan Truva’ya, Çanakkale Savaşı’na kadar bölgenin tarihini ve mitolojisini anlattı. Kendimizi bir masalın içinde hissettik. Karma astrologumuz Bircan Tükenmez; Sirius kavuşumuna denk gelen kampımızda gökyüzünün konumunu yorumladı. &nbsp;Yıldızların&nbsp; dünyasına yolculuk yaptık.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-kaz-daglari-zirvesi-balikesir-meditasyon-kampi-saman-kulturu-davulu.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><b>Sarıkız’ın Zirvesinde Meditasyon Çemberi</b></p>

<p style="text-align: justify;">Kazdağları’nın zirvesine, efsanelere konu olmuş Sarıkız’a çıktık. Dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer. &nbsp;Bulutlarla, gökyüzüyle, kuzgunlarla bir olduğunuz bir alan. Bir taraftan Çanakkale’yi bir taraftan Balıkesir’i görüyor. Orada bir meditasyonumuz oldu. Orada yaşanan duyguları anlatılabilmek çok zor. Bunu yaşamak gerek. &nbsp;Yüksek bir bağlantı halindeydik, güçlü enerjiler vardı.</p>

<p style="text-align: justify;">Geceleri ateş başı sohbetlerimiz oldu. Tefekkür ve muhabbet üzerine, niye oralarda bulunduğumuz, neden ayak bastığımız, neleri hatırlamamız gerektiği üzerine konuştuk. Kuantum alandan, psişik alandan, bilim alanından, mitoloji alanından derin bilgilerin de olduğu sohbetlerimiz oldu. Daima çemberi, el ele tutuşmayı, birbirini desteklemeyi ön planda tuttuk. &nbsp;Ateşin etrafında toplanıp dans ettik. İçimizden ne geliyorsa, ne söylemek istiyorsak söyledik. Özgürce, kimsenin kimseyi yargılamadığı bir ortamda herkes kendi deneyimi içinden geçti. Birbirimize ayna olduk.</p>

<p style="text-align: justify;">Daha önce Kayseri’de, Tunceli’de,&nbsp; Manisa Spil’e dönüştüren yolculuklar yapmıştık. Her yerde meditasyon yapmak mümkün fakat şehir dışına çıkmanın, doğada bulunmanın, başka alanlarda bulunmanın etkisi daha yüksek.</p>

<p style="text-align: justify;">Kamplarımızın en önemli özelliği akışta o anda ne olduğuna bakmak. Kontrol etmeyi bırakmak. Şehir hayatında insan her saatini her dakikasını kontrol ediyor ve bilmek istiyor. Bu kamplarda yaptığımız zamanı kontrol etmeyi bırakıp her ne oluyorsa gözlemlemek, hayatı akışına bırakmak.</p>

<p style="text-align: justify;">Bu deneyimi yaşamak isteyen herkesi&nbsp; bundan sonraki dönüştüren yolculuklarımıza davet ediyoruz.&nbsp; Sırada tekrar Manisa Spil Dağı var. Güvenli bir alanda bu deneyimi birlikte yaşayabiliriz”.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-meditasyon-kampi-saman-kulturu-efsani-gulsen-kazgin-haber.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><b>Şehirde de Doğayı Yaşayabiliriz</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Gülşen Kazgın, meditasyon yapmak için rahatlamak için ille de başka şehirlerde doğa yolculukları yapmak gerekmediğini söyledi. Kazgın, “Şehir hayatı ve doğal yaşam diye zihnimizde bir ayrımda bulunmamamız lazım.&nbsp; Şehirde de meditasyon yapabiliriz. Bir kuş ses dinlemek her yerde mümkün. Doğa içinde en yakın neresi varsa oraya gidebiliriz. Güneşin doğuşunu her yerde izleyebiliriz. Kampa gitmeden de bunu yapabiliriz. En yakın yeşil alanda bir araya gelip orayı deneyimleyebiliriz. Şehirde de o bilince yaşayabiliriz” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, HABERLER, Kişisel Gelişim, Yaşam</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/denizliden-kaz-daglarinin-zirvesine-yolculuk</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Oct 2023 23:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-kaz-daglari-meditasyon-kampi-motivo-grubu-tahtakuslar-koyu.jpg" type="image/jpeg" length="92370"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güne Başlamak İçin İyi Bir Nedeniniz Olmalı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/gune-baslamak-icin-iyi-bir-nedeniniz-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/gune-baslamak-icin-iyi-bir-nedeniniz-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Danışmanı ve Yaşam koçu Barış Balcı, herkesin bir hayat amacına sahip olması, bu amaç için yol alması ve hedefine ilerlerken süreçten keyif alması gerektiğini söyledi.  Balcı, başarıya geden yolda güçlü bir irade ve içsel motivasyona ihtiyacımız olduğunu dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Herkesin hayatında geliştirmek ve değiştirmek istediği şeyler, ulaşmak istediği hedefleri var. Ama bazen eksik çaba, bazen yanlış yöntemler başarıya ulaşmamızı engelliyor. Eğitim Danışmanı ve Yaşam Koçu Barış Balcı, bizim seçimlerimiz olan bugünkü davranış ve alışkanlıklarımızın geleceğimizi etkilediğini söyledi.</p>

<p style="text-align: justify;">Başarılı insanların; güne başlamak için iyi bir nedeni olan, sağlam bir iradeye ve güçlü bir içsel motivasyona sahip insanlar olduğunu kaydeden Barış Balcı, başarıya giden yolda ihtiyacımız olan unsurları şöyle sıraladı:</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Güne Başlamak İçin iyi Bir Nedeniniz Olmalı</b></p>

<p style="text-align: justify;">Japonların bu konuda güzel bir felsefesi var İkigai. &nbsp;Hherkesin sabah yataktan kalkmak için bir ikigaisi olması gerektiğini savunan bir felsefe.. İkigai&nbsp; “yaşamak için anlamlı bir neden, hayatı yaşamaya değer kılan şey; varoluş nedeni” anlamına geliyor. &nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Neden yaşıyorum? Neden varım? Bunu neden yapıyorum?&nbsp; Kişinin kendine bunları hatırlatması için görüntüler, resimler, hayaller kurgular oluşturması ve bunu sürdürüyor olmasını içeren bir felsefe. &nbsp;Eğer kişi kendi yaşam amacını bulamazsa, kendi hedeflerini koyamazsa birileri onun yerine bunu yapacak ve kişi istemediği seçimlerin sonuçlarını yaşıyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Hayatta; bir okulu kazanmak, bir meslek edinmek, para kazanmak gibi maddi hedeflerimizin yanında iyi bir insan olmak, insanlara katkı sağlamak, bir şeyler üretmek gibi amaçlarımız da olmalı. Varlığını bir gaye uğruna sürdürebiliyor olmak çok önemli.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-baris-balci-kisisel-gelisim-uzmani-denizli-nlp.jpg" style="width: 720px; height: 423px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><b>İçsel Motivasyon Şart</b></p>

<p style="text-align: justify;">Kişinin yaşam amacı, hedefleri ona içsel bir motivasyon sağlamalı. Yani dışarıdan kimsenin müdahalesine gerek olmadan hedefine ulaşmak için güçlü bir istek duymalı. Kişiyi motive eden güdü içerden geliyorsa kişi durdurulamaz oluyor. O hedef, o amaç uğruna ilerliyor, yol alıyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Bir sporcu için her antrenmanın her dakikası çok değerli. İçsel bir dinamikle, kendisini harekete geçirerek sürekli ilerliyor. Yaptığı her antrenmanla kendini geliştirerek istediği dereceleri elde ediyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Bir öğrenci de istediği okulu kazanmak, istediği puanı alabilmek için motive olmalıdır. Dışarıdan yönlendirme olmadan, kendi isteğiyle sistemli ve istikrarlı bir şekilde çalışabilmeli. Aksi taktirde, anne babanın ya da öğretmenlerinin zorlamasıyla, tehditle ya da ödül vaat ederek geçici bir motivasyon sağlansa da bu sürekli olmuyor. Baskı ya da ödül olmadığında kaytarıyor, yapması gerekenleri yapmıyor. Kendi istediği için, o mesleğe ulaşmak, o okulu kazanmak için çalışması gerekiyor.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Geleceği Gözünüzde Canlandırın</b></p>

<p style="text-align: justify;">Zihinsel, mental antrenman çok önemli.&nbsp; Gelecekteki hazzın duygusunu bugüne getiren insanlar, bu amaca ulaşabilmek için daha yüksek bir enerjiyle iş üretebiliyor. Güçlü bir gayeye sahipseniz, hedefe ulaştığınızda neler yaşayacağınızı, neler hissedeceğinizi hayal ederek yol almalısınız. Yaşayacağınız süreci ve elde edeceğiniz sonucu bir bütün olarak görürseniz, karşılaştığınız zorluklar size zor gelmeyecektir.</p>

<p style="text-align: justify;">Örneğin gitar çalmayı öğrenmek isteyen bir birey, gelecekte gitar eşliğinde güzel bir şarkı söyleyeceğini, alkışlanacağını, sahneye çıkıp ne kadar mutlu olacağını hayal ettiğinde, bu duyguları içinde hissettiğinde ve aklında tuttuğunda, gitar öğrenmek için çalışırken, parmaklarının acıması, su toplamasını sorun olarak görmüyor.&nbsp; Ya da bir öğrenci, hayalindeki okulu kazandığında neler yaşayacağını, nasıl hissedeceğini düşünerek heyecanlanıyorsa, soru çözmek, ders çalışmak ona zor gelmiyor.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Güçlü İrade &amp; İstikrarlı Çalışma</b></p>

<p style="text-align: justify;">İrademizi bir kasa benzetebiliriz. Hedefe giden yolda problemlerle uğraşarak irade kasımızı güçlendirebiliriz. Tabii bizi zorlayan şeylere karşı sabretmemiz gerekiyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Basket oynarken ilk seferde üçlük çizgisinden topu potaya yetiştiremeyebiliriz. Kaslarımız, gücümüz buna izin vermeyebilir. Ama bunu tekrar tekrar denediğimizde belirli bir süre sonra topu potaya atmayı başarırız. Dünyanın en ünlü basketbolcusu Michael Jordan, kariyeri boyunca 9 binden fazla şut kaçırdığını, 26 kez son saniye atışını isabet ettiremediğini, bu deneyimleri yaşayarak büyük oyuncu olabildiğini ifade ediyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Odaklandığınız neyse beyin onu sürekli çoğaltır. Sürekli yapılan eylemler o işi daha güçlü hale getirir. Bir sporcu sürekli antrenman yaptıkça kasları gelişir, sürekli atış yaptığında bir süre sonra kol, top, pota bütünleşir. Kişi onu otomatik yapar hale gelir.&nbsp; Kişinin odağında ne varsa sürekli onu tekrarlar ve daha iyi yapar.</p>

<p style="text-align: justify;">Kişi ulaşmak istediği amaca yönelik eylemlerini düzenli ve istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünde çok zor gibi görünen şeyleri başarabilir. Geriye dönüp baktığında engelleri nasıl aştığını görecektir. Kişi &nbsp;ne kadar yetenekli, çok üstün becerilere sahip olsa da, düzenli sistemli çalışmadığında yeteneği zekası çok işe yaramaz. Tıpkı Tavşan ve Kaplumbağa hikayesinde olduğu gibi.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Rutinler Oluşturun</b></p>

<p style="text-align: justify;">&nbsp;Aynı saatlerde yatıp kalkmak, aynı saatte yemek yemek, aynı saatlerde bir sonraki günün hazırlığını yapmak, akşam aynı saatte günün tekrarını yapmak, hafta sonu o haftanın tekrarını yapmak gibi rutinleriniz olmalı. Düzenli rutinleriniz olduğunda bir süre sonra düşünmeden bunları yapar hale geliyorsunuz. Programlı çalışmak, daha etkili şekilde öğrenip ilerlemenizi sağlıyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Kişinin bir amaç uğruna zamanını planlaması ve ona ulaşmayla ilgili bazı eylemleri düzenli yapıyor olması mutlaka sonuç veriyor. Bu; iş insanı, sporcu, sanatçı, öğrenci herkes için geçerli.</p>

<p style="text-align: justify;"><b>Hatalardan bir şeyler öğrenmek</b></p>

<p style="text-align: justify;">İyimser tutuma sahip bireyler düştüğünde de ondan öğrenecek bir şeyler buluyor. Ya kazanıyor ya öğreniyor. Düşmeyi ya da yanlış yapmayı problem olarak algılamıyor. Öğrenci denemede yaptığı yanlışlardan eksiklerini görüp bir sonraki sınava daha iyi hazırlanıyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Unutmayın zorluklar güçlendiriyor. Bir şeye ulaşmak ne kadar zorsa o kadar kıymetli hale geliyor. Bizi biz yapan şeyler yaşadığımız zorluklar, problemler, sıkıntılar. Ulaşmak istediğin hedefle ilgili çabayı sürdürüyor olmak çok değerli. &nbsp;Düşmek hata yapmak da sürecin bir parçası. Bedelini ödediğimiz ve mücadelesini verdiğimiz şeylerin sonuçlarını yaşıyoruz. Hayatımızı daha anlamlı sürdürebilmek için mücadeleye, bir takım engellere ihtiyaç var. Zaten çaba göstermeden elde ettiğimiz şeylerden bir haz almıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, HABERLER, Eğitim, Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/gune-baslamak-icin-iyi-bir-nedeniniz-olmali</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Oct 2023 23:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-yasam-kocu-egitim-danismani-uzmani-baris-balci-denizli-nlp-hedeflere-ilerlemek-sinav-yks.jpg" type="image/jpeg" length="65319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Usta Eğitim Uzmanı Doğru İletişim Kurmanın Yollarını Anlattı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/11521-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/11521-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kimsenin sizi anlamadığını düşünüyorsanız veya sürekli yanlış anlaşılmaktan şikayetçiyseniz bunun sebebi kendinizi doğru ifade edememeniz ve karşınızdaki kişinin özelliklerini, algı sistemini iyi bilmemeniz olabilir. Kişisel Gelişim Uzmanı ve Eğitim Danışmanı Barış Balcı, sağlıklı iletişim kurma konusunda önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>Doğru iletişim kurmanın yolu önce kendini tanımaktan geçiyor. Sonrasında çevremizdeki insanların algı sistemlerini fark etmemiz gerekiyor. Kişisel Gelişim Uzmanı ve Eğitim Danışmanı Barış Balcı, hayatta daha mutlu ve başarılı olabilmek için sağlıklı iletişim kurmanın yollarını anlattı.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Her insanın bir olayı öğrenme, algılama ve anlatım tarzının farklı olduğunu kaydeden Barış Balcı, “ Bizi diğer insanlardan ayıran özelliklerimizi fark etmemiz, kendimizi bilmemiz hayatı daha anlamlı yaşamamızı , farklı karakterde, yapıda, farklı algılara sahip insanların varlığını bilmemiz de onlara karşı daha esnek, daha uyumlu olmamızı sağlıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p> <strong>Doğru Frekansı Yakalamak Gerekiyor</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"left","id":11525,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image alignleft size-full"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/08/baris-balci-egitim-uzmani-nlp.webp" alt="" class="wp-image-11525"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Telsizde doğru frekansı yakalayamadığımızda mesajımızı karşıya iletemediğimizi, aynı şekilde karşıdan gelen mesajları duyamadığımızı belirten Balcı, bunun gibi insanların da birbirini anlaması ve sağlıklı iletişim kurabilmesi için aynı frekansta olması gerektiğini söyledi.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Barış Balcı şu bilgileri verdi:</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>“İnsanın kendini tanıması, kendi içine yapacağı yolculuk, güçlü ve zayıf yönlerini fark etmesi, değerlerini, önceliklerini fark etmesi, insanlarla olan etkileşimini farklı yorumlayabilmesi, kendisine dışarıdan bakabilmesi, yaptıklarını bir ayna gibi yansımasını algılayabilmesi çok önemli bir güç. Bu zaman alabiliyor. Bunun için bazen bir arayışta bulunmak, bir ihtiyaç ortaya çıkması, bir zorunluluğun olması gerekiyor. Bazen bunlardan habersiz de yaşamımızı sürdürebiliyoruz.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Eğer kendimizi tanırsak mesleğimizi, eşimizi kendi kişisel özelliklerimize göre seçebiliriz. Bu da hayatta daha mutlu yol almamızı sağlar.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":11524,"width":655,"height":368,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/08/iletisimsizlik-kendini-ifade-edememe-kendini-ifade-gucluyu-yasayan-cocuklar-denizli-nlp-baris-balci.webp" alt="" class="wp-image-11524" width="655" height="368"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Herkesin Hayatı Algılayışı Farklı</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>İnsanın kendisini tanıyabilmesi çok güzel fakat diğer insanların da farklılıklarını algılayabilmesi, farklı yönlerini tespit edebilmesi çok değerli. 8,5 milyar insanla birlikte yaşıyoruz bu dünyada. Birçok insanla etkileşim halindeyiz. Nasıl parmak izimiz kendimize özgüyse, her insanın iletişimle ilgili algısı farklı olabiliyor.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Algı sistemine göre insanlar görsel  algısı güçlü olanlar, işitsel algısı güçlü olanlar ve duygusal algısı güçlü olanlar olarak üçe ayrılır. Bazı insanlar görsel canlandırmayla ya da görerek olayları kurgulayıp algılıar. Bazılarının sözel ifadeleri, işitme ile algılamaları daha ön planda olabilir. Bazıları ise hayatı duygu dünyalarıyla algılayıp aktarırlar.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Örneğin bir araba alırken bazılarımız görüntüsüne rengine bakarız, bazılarımız satıcıdan teknik özelliklerini, performansını duymak isteriz, bazılarımız da orada kendini ne kadar güvende hissedeceğini, koltuğun ne kadar rahat göründüğünü düşünür.   </p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Sevdi Dili nedir?</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Sevgiyi ifade etmek ve algılamak için de bu algı sistemlerini biliyor olmak çok önemli.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Görseller her şeyi görüntü, şekil, resim olarak algılıar. Biri adres sorulduğunda oradaki binayı, ağacı görüntülerle tasvir edeor.  Görsel hafızası daha iyidir. Hızlı konuşur, fazla el kol hareketi yapar. Görsel bir insana bir şeyi tasvir ederek ya da göstererek anlatabilirsiniz. Öğrenciyse öğrenmesi de bu şekilde daha kolay olur. Konu sevgiye elince; böyle insanlara sevgiyi  dille ifade etmeniz yetmez. Örneğin bir hediye aldığınızda, ya da ona hizmet ettiğinizde sevildiğini daha çok hisseder.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>İşitseller tane tane konuşurlar, konuşma hızları daha stabildir. Hareketleri davranışları daha kontrollüdür. Sözlerinin kesilmesinden çok rahatsız olurlar. Kulakları hassastır, iyi dinleyicidirler.  Daha iyi anlayabilmek adına sorular sorarlar. Anlamak için duymak isterler. Bunlara sevgiyi sözel olarak ifade etmek gerekir. Onay sözleri duymak isterler. Konuşurken karşısında olmanız yüzüne bakmanız önemlidir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Dokunsallar yani duygusal olanlar ise daha hassastır. Daha ağır konuşurlar. Çevresinde olup bitenleri, kendisine ifade edilenleri duygu ve his olarak algılarlar. Her şeyi o an hissettikleri duygularla birlikte hafızalarına kaydederler. Bu tür insanlar sarıldığınızda, yanında olduğunuzda sevildiğini hisseder.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Boşanmaların büyük bölümü eşlerin birbirinin sevgi dilini bilmemesinden kaynaklanır. Aynı frekansta olmadıklarından duygularını birbirlerine doğru ifade edemezler.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":11523,"width":583,"height":328,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/08/baris-balci-egitim-uzmani-denizli.webp" alt="" class="wp-image-11523" width="583" height="328"/><figcaption class="wp-element-caption">Barış BALCI - Eğitim Uzmanı</figcaption></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>İletişim Becerilerini Geliştirmek Mümkün</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>İnsan hayatı boyunca yaşamda yol aldıkça kendiyle yüzleşmesi olaylar ve deneyimlerle olur.  Bu deneyimlere, olaylara karşı gösterdiği tepki, tutum farklı yaşlarda farklılaşabilir. Kendini  ve etkileşimde bulunduğu insanları tanımasıyla, onlara karşı tutumu, etkileşimi değişir, gelişir. Nasıl teknoloji gelişiyor, iletişimle ilgili araçlarımız farklılaşıyorsa insanın da iletişimle ilgili donanımları farklılaşır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Madem ki sağlıklı iletişimin yolu önce kendini tanımaktan geçiyor. Biz de kendimizi daha iyi tanımak için kişilik testleri yapabilir, bu konuda kitaplar okuyabiliriz. Diksiyon, sunum teknikleri,  güzel konuşma, beden dilini doğru kullanma becerilerimizi geliştirmek için eğitimler alabiliriz.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Oturuşumuz, duruşumuz, görünümümüz, ses tonumuz gibi etkenler iletişim kurmada önemli araçlardır. Tabii pozitif ve güler yüzlü olmak da sağlıklı iletişim kurmanın olmazsa olmazıdır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kişinin kendini tanıyor olması ve iletişim becerilerini geliştirmesi hem aile ortamında, hem akademik kariyerinde, hem işle ilgili sürecinde daha doğru kararlar almasını, daha doğru adımlar atmasını, daha doğru seçimlerde bulunmasını sağlayacaktır.”</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/11521-2</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Aug 2023 00:03:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/08/neden-kimse-beni-anlamiyor-egitim-uzmani-baris-balci-kendini-ifade-etme-sanati-kisisel-gelisim-iletisim-etkili.webp" type="image/jpeg" length="16777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çember kurmak hakkında bilmediğimiz o kadar çok şey var ki..]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/cember-kurmak-hakkinda-bilmedigimiz-o-kadar-cok-sey-var-ki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/cember-kurmak-hakkinda-bilmedigimiz-o-kadar-cok-sey-var-ki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çember kurmak atalarımızdan bize sözel kültürle miras kalan kadim bir öğreti. İlk insanların ateş başında çember oluşturmasından bu yana; her medeniyet, her dönemde farklı amaçlarla insan çemberleri kurmaya devam ediyor. Sosyolog ve Aile Danışmanı Gülşen Kazgın, günümüzde de sürdürülen çember kurma geleneğinin anlamı, amaç ve etkileri konusunda bilgiler verdi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>İnsanlığın varoluşundan bu yana çember kurmak her zaman hayatın içinde olan bir olgu. Çoğu kez farkında olmadan bir çemberin parçası olur, onun bütünleştirici ve paylaştırıcı gücünden yararlanırız. Çocukken “yağ satarım bal batarım” oynarken bir çemberin parçası olduğunuzu hatırladığınız mı? Ya da yer sofralarında yuvarlak bir sini etrafında toplandığımızı… Halay çekerken, horon teperken, kurşun dökerken, kına gecesinde gelinin etrafında dönerken farkında olmadan hep bir çemberin halkası oluruz. Gökyüzüne baktığımız zaman gezegenler güneşin etrafında çember oluşturur. Galaksi, Samanyolu hep çember ya da daire şeklindedir.  Peki bunların hepsi bir tesadüften mi ibaret? Yoksa çember kurmanın bir etkisi ve gücü mü var?</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Sosyolog ve Aile Danışmanı Gülşen Kazgın, kadim bir öğreti olan çember kurma geleneğini günümüze taşıyan isimlerden. Kendisi aynı zamanda bir çember kolaylaştırıcısı. Çember kolaylaştırıcısı;belli amaçlar ve kurallar dahilinde insan çemberi oluşturmayı bilen uygulayıcılara deniyor. Yurt dışında ve ülkemizde çember kolaylaştırıcısı olma eğitimleri bile var.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çemberin bir tedavi yöntemi ya da terapi şekli olmadığını kaydeden Gülşen Kazgın, “Çember kurmak, sözel kültürle günümüze aktarılan, atadan gelen geleneksel bir yöntem. Atalarımız çember kurmanın etkisini ve gücünü binlerce yıl önce keşfetmişler. Biz bugün bu kadim bilgiden yararlanıyoruz. İnsanları güvenli bir alanda tutarak bu çemberde kendini rahatça iade edebilmesine katkı sunuyoruz. Çemberin bir iyileştirme iddiası yoktur ama iyi bir sağaltım yapar, rahatlamanızı sağlar. Çünkü çemberde duygularınızı, düşüncelerinizi ifade edersiniz, sese dökersiniz” dedi.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":11201,"width":570,"height":321,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/07/1-cember-kurmak-kadim-bir-meditasyon-yontemi-gulsen-kazgin-sosyolog-denizli-aile-danismani.webp" alt="" class="wp-image-11201" width="570" height="321"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>"Çembere Katılan Herkes Katkı Sağlar"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Anadolu’da çember kurma geleneğini daha çok şifacı kadınların yaptığını belirten Gülşen Kazgın şu bilgileri verdi:</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>“Çember herkesin birbirine eşit olduğu bir bütünlüğü temsil eder. Çemberde yer alan herkes kalp diliyle konuşur, can kulağı ile dinler. Bir çemberin katılımcıları orada hem kendisi için hem de diğerleri için bulunur.  O yüzden burada birlik bilinci vardır. Kişi çembere kendi niyeti için katılır, ama yanındaki diğer kişilere de katkı sağladığını çember sırasında fark eder.   Orada sizinle birlikte çemberde bulunan kardeşleriniz, arkadaşlarınız, herkes o alanı destekler. Herkes kendisini bu güvenli alanda rahatça ifade eder. Kimse diğerinin söylediğine yorum yapmaz, birbirini yargılamaz.  Birine bir şey öğretmek, ders vermek yoktur, paylaşım halidir. Bütünlük sağlanır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":11202,"width":572,"height":322,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/07/2-cember-kurmak-kadim-bir-meditasyon-yontemi-gulsen-kazgin-sosyolog-denizli-aile-danismani.webp" alt="" class="wp-image-11202" width="572" height="322"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Atalarımızdan Bu Güne Devam Ediyor</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kişiler çember etrafında hangi amaç etrafında toplanmışsa, çember ona hizmet eder. Orada bir enerji alanı oluşur. Kalben koyduğunuz niyet orada çalışmaya başlar. Kişisel niyetler doğrultusunda bütünlüğün hayrına olan ortak bir niyet ortaya konur. Biz hep bunun yararını gördük. Bizden önce atalarımız da görmüşler. Atalarımızın bugüne dek yarar gördüğü, fayda sağladığı şeyleri takip etmek, bunları güncelleyerek, bugüne uyarlamak, var olanı bugün nasıl kullanabiliriz ona bakmak gerekir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çemberin gücünü her medeniyet kendine özgü yöntemlerle kullanmış. Eskiden kabilelerde insanlar sabah uyandıklarında hemen bir çember oluştururlar, gece gördükleri rüyaları anlatırlarmış. Özellikle çocukların gördüğü rüyalara çok önem verirlermiş. Köyün korunması ile ilgili kararları rüyalardan gelen sembollerle yaşantılarına yön verirlermiş. Akşamları da ateş başında çember kurup masallar anlatır, şarkılar söylerlermiş. Dans ederlermiş. Bu şekilde birlik bilincini, birlikte hareket etmeyi, kaynaşmayı sağlarlarmış. Onu canlı tutarlarmış.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":11203,"width":577,"height":325,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/07/3-cember-kurmak-kadim-bir-meditasyon-yontemi-gulsen-kazgin-sosyolog-denizli-aile-danismani.webp" alt="" class="wp-image-11203" width="577" height="325"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>"Sanki Çember Benim İçin Kurulmuş"</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Biz de yolculuklarımızda, eğitimlerimizde, yaptığımız çalışmalarda nereye gidersek o çemberi oluşturup; birbirimizin elini tutup o çemberi canlı tutuyoruz. Bir yere gittiğimizde orada bulunduğumuz alanın enerjisinden faydalanmak için de o enerji trafosunu çemberi kuruyoruz.  Ortak niyetimizi ortaya koyuyoruz.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çemberde yer alan kişilerden en çok duyduğumuz cümleler; ‘Sanki bu çember benim için kurulmuş’, ‘Sanki buradaki herkes benim için burada’.  Çemberde yer alanlar duyması gerekenleri diğerlerinden duyuyor. Birbirini hiç tanımayan insanlar bir diğerinin o dakika ihtiyacı olan bir cümleyi kuruyor. Buna her seferinde şahit oluyoruz.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çemberi kuran kişiye çember kolaylaştırıcısı diyoruz. O da diğerleri gibi çemberin bir parçası. Çemberi tutan, güvenli bir şekilde oluşmasını sağlayan, onun oluşması için gerekli her şeyi yerine getiren kişi. Bir çember kolaylaştırıcısının olması o çemberin sağlıkla kurulmasını ve ilerlemesini sağlar. Çemberin bazı prensipleri vardır ve kolaylaştırıcı bunları bilir. Örneğin diğerinin ifadesine yorum yapılmaz. Sadece o alanı açık tutar, dinler, orada bulunuruz. Bu bir tedavi biçimi değildir kimseyi iyileştirmeye çalışmayız. Bir terapi alanı değildir. Rahatlatıcıdır, çok yararı vardır. O yüzden ehil birinin çemberi kurması önemlidir.</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/cember-kurmak-hakkinda-bilmedigimiz-o-kadar-cok-sey-var-ki</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Jul 2023 18:35:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/07/cember-kurmak-kadim-bir-meditasyon-yontemi-gulsen-kazgin-sosyolog-denizli-aile-danismani.webp" type="image/jpeg" length="86992"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda uyum bozukluğunun nedenlerini tek tek sıraladı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/cocuklarda-uyum-bozuklugunun-nedenlerini-tek-tek-siraladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/cocuklarda-uyum-bozuklugunun-nedenlerini-tek-tek-siraladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parmak emme, tırnak yeme, altına kaçırma, yalan söyleme, inatçılık, saldırganlık, kekemelik gibi davranış ve uyum bozuklukları çocuklarda sıklıkla görülüyor. Psikolog Ebru Özer Özkul, yanlış ebeveyn tutumları ve evlerdeki huzursuz ortamların bu tür sorunlara neden olabildiğini söyledi. Özkul ailelere önerilerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuğumuzda uyum problemleri veya davranış bozukluğu varsa ne yapmalıyız? Ona karşı nasıl davranmalıyız? Psikolog Ebru Özer Özkul, çocuklarda görülen davranış ve uyum bozuklukları  ve bunların nedenleri konusunda önemli bilgiler verdi,</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocukların bazı becerileri büyüme sürecinde yavaş yavaş kazandıklarını hatırlatan Ebru Özer Özkul, çocukta bir problem fark edildiğinde öncelikle bunun o gelişim dönemine uygun bir davranış mı, yoksa fizyolojik ya da psikolojik bir sorun mu olduğunun doğru tespit edilmesi gerektiğini söyledi. Davranışın sürekliliği ve yoğunluğunun davranış bozukluğu konusunda önemli bir gösterge olduğunu kaydeden Özkul; “çocuklarımız geniş ailemizin benzersiz mozaikleridir. 4 yaşındaki bir çocuk olmamış şeyleri olmuş gibi anlatabilir bu normaldir. Ama ilkokul çağına gelmiş bir çocuk bu davranışı gösterdiğinde uyum bozukluğundan söz edebiliriz.  Ya da çalma davranışından örnek verecek olursak; okul öncesi yaşlarda çocuklarda mülkiyet kavramı gelişmemiştir. Çocuk bir başkasına ait bir şeyi izinsiz alabilir, bu normaldir. Ama 12 yaşındaki bir çocuğun çalma davranışını bilmesini bekleriz” diye konuştu.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Tırnak yeme, altını ıslatma, kekemelik, gibi sorunların daha çok huzursuz ev ortamında ve baskıcı ailelerde büyüyen çocuklarda görüldüğünü kaydeden Psikolog Ebru Özer Özkul, çocuklarda görülen davranış ve uyum bozuklukları ile bunların çözümü konusunda şunları söyledi:</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Parmak Emme</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuklarda en çok karşılaşılan davranış bozukluğudur. Çocuk ilk birkaç yıl parmağını emiyorsa bu normal. Fakat 7 yaşına gelmiş başparmağını deforme etmesine rağmen hala emiyorsa bu uyum bozukluğudur. Emme refleksi doğuştan karşılanması gereken bir refleks. Emme refleksinin giderilememesi buna sebep olabilir.  İki yaşına kadar emzik, biberon kullanmasına izin vermek gerekiyor. Eğer izin vermezsek ileriki yaşlarda da devam edebilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Ev ortamında yaşanan gerginlikler, yeni bir kardeşin doğması, okuldaki başarısızlık, terk etmeler, ayrılmalar, ölüm, travmalar, yer değiştirmeler, anneden ayrılma gibi durumlar çocuğun bu davranışına sebep olabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":11186,"width":620,"height":349,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/07/cocuklarda-uyumsuzlugun-nedenleri-ebru-ozer-ozkul-kisisel-gelisim-nlp-denizli-saglik-nlp.webp" alt="" class="wp-image-11186" width="620" height="349"/><figcaption class="wp-element-caption">Psikolog - Ebru Özer ÖZKUL</figcaption></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Tırnak Yeme</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>3-4 yaşından sonra çocukların yüzde 33’ünde, erken ergenlik çağı çocuklarının yüzde 40-45’inde görülüyor. Ailede aşırı baskı, otoriter bir tutum, anne babanın geçimsizliği, evdeki sıkıntılı ve gergin ortam, çocuğun sürekli eleştirilmesi, azarlanması, kıskançlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Aşırı ilgili koruyucu ailelerin çocuklarında da görülebiliyor. Öğrenilmiş bir davranış olarak da ortaya çıkabiliyor. Çocuk çevresinde ağabey, abla ya da aile büyüklerinden birinin tırnaklarını kemirdiğini görüyorsa bu davranışı örnek alabiliyor.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Alt ıslatma & Kaka Kaçırma</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Tuvalet eğitimi almış çocuğun altını ıslatması da bir problemdir. Sebebi fiziksel ya da duygusal olabilir. Genetik faktör önemlidir. Eğer ebeveynlerden biri geçmişte altını ıslatma sorunu yaşamışsa çocukta görülme oranı yüzde 25, eğer her iki ebeveynin geçmişinde de böyle bir sorun varsa çocukta görülme olasılığı yüzde 65’tir. Altını ıslatan çocuğu öncelikle fiziksel bir problem olup olmadığının belirlenmesi için doktora götürmek gerekir. </p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bazen çocuğun uykusu ağır olduğu için de altını ıslatabilir. Gece uyanamaz. Bu durumda onu uykuya dalmadan tuvalete götürmek ve gece uyandırmak gerekir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Diğer yandan genetik geçiş, ağır uyku durumu  veya fiziksel bir sorun yoksa, 4 yaşını geçirmiş çocukların haftada 3-4 kez altını ıslatmasının psikolojik sebepleri olabilir. Bu durumda uzman yardımı alınmalıdır. Çocuğun ciddi duygusal sorunları var ama bunun altında yatan sebepler görülmezse tedavisi daha zor olur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>4 yaşını geçirmiş çocuklarda kaka kaçırma daha büyük bir sorundur. Anneye çok bağlı, daha inatçı, daha ketum çocuklarda görülür. Çocuk yetersiz eğitim nedeniyle bu alışkanlığı kazanamamış da olabilir. Eğer psikolojik nedenlerden kaynaklanıyorsa bu saldırgan bir tutumdur. Çocuk çok titiz bir anneyi cezalandırıyor, anneyle inatlaşmaya girmiş olabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Yalan Söyleme</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>6 yaşına kadar çocuğun söylediği hayal ürünü şeyleri kabul etmemiz gerekir. Sonraki yaşlar bu bir davranış problemi olarak kabul edilir. Sebeplerine bakacak olursak; bazen bu öğrenilmiş bir davranış olarak ortaya çıkmaktadır. Anne baba yalan söylediği için, bazen kendi yalanlarına çocukları ortak ettikleri için çocukların da yalan söylediklerini görebiliyoruz. Çocuğa susması için ödül vaat etmek de onu yalana sürükler. Çocuk yalan söyleyerek kendine bir kazanç sağlamaya çalışır. Ceza korkusu varsa da çocuk yalan söyler. Çocuğun söylediği yalanı yargılamak yerine ona doğru davranışı kazandırmaya çalışmak gerekir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Çalma Davranışı</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Okul öncesi çocuklarda mülkiyet duygusu çok gelişmediği için başkasına ait bir şeyi alabilir. Bunu çalma olarak nitelendirmemek gerekir. Çocuğa başkasının bir şeyini almanın doğru bir davranış olmadığını açıklamak gerekir. Anne babanın paraya aşırı düşkün olması, cimri olması, ya da çocuğu parayla cezalandırma durumunda çocuklarda çalma davranışı gelişebilir. Bazen kıskançlıktan, rekabetten veya kendini daha değerli hissetmek için de bunu yapabilirler. Kardeşinin bir şeyini almak gibi.  Anne babaların aşırı disiplinli, katı, kıyaslayıcı olmaması gerekir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>İnatlaşma</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuğun inatçı olmasının sebebi annesiyle olan gergin ilişki dinamiği göze çarpan ilk bulgudur. Anne bir şeyleri dayatıyor, onunla inatlaşıyor olabilir Bazı çocukları disipline etmek zorlayıcı olabilir.. Annenin ısrarcılığı çocuğu pasif bir direnmeye iter. Çok söylenen, çok ayrıntı veren, bir şeyin çok üzerinde duran, sürekli söyleyen, sürekli uyaran, sürekli kıyas halinde olan anne çocuk ilişkisi varsa inatçılık pasif agresif şekilde devam eder. 2-3 yaşlarında gelişimsel olarak inatlaşmayı normal kabul ederiz. İlerleyen yaşlarda sürerse davranış bozukluğu olduğu düşünülebilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Kekemelik</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuk küçük yaşlarda bazı kelimeleri telaffuz etmekte zorlanabilir. Genetik bir durum olan dil bağı ile doğan çocuğun cerrahi müdahale ile bu sorunu ortadan kalkabilir. Gelişim sürecinde mesela 4-5 yaşında bazen konuşma bozuklukları ve kekeleme durumuyla karşılaşabiliriz. Ama 12 yaşındaki çocuğun kekeme davranışı daha yerleşiktir. Öncelikle fizyolojik bir sorun olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu tür bir sorun varsa konuşma terapileri ile sorun giderilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Psikolojik kökenli kekemelikler ise çoğunlukla geçicidir.Çocuğun içsel dünyasının izlenmesi anlaşılmaya çalışılması önemlidir, Ergenlikte azalmaya başlar 20’li yaşlardan sonra geçer. Ama kişi korktuğu, strese girdiği, çaresiz kaldığı, baş edemediği durumlarda yetişkinken yeniden ortaya çıkabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocukta kekeleme göründüğünde onu küçümsemek, eleştirmek yanlış olur. Görmezden gelmek de doğru değildir. Kendiliğinden geçmesi beklenmemeli, kekemeliğin sebebine göre uzman yardımı alması sağlanmalıdır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Saç Koparma</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Daha çok kız çocuklarında saç koparma, kaş koparma, deri yolma gibi durumlarla karşılaşılabilir. Genellikle stresi yenmek, kendilerini sakinleştirmek için yaptıkları bir davranıştır. Anneyle çocuk arasında bağın sağlıklı kurulamamasından kaynaklı olabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Mastürbasyon</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Cinsel kimliğin kazanıldığı 3-6 yaş çocuklarda mastürbasyon davranışı gözlenebilir. Çok normalleştirmemekle birlikte bu çocuğun keşif sürecinin bir parçasıdır. Bazen nesnelere sürtünmek, bazen eliyle kendisini uyarmak şeklinde görülür. Bunu kendi odasında yalnızken yapması söylenebilir. Daha çok erkek çocuklarda ve fazla yalnız kalan çocuklarda görülür. Çocuğun genital bölgesinde fizyolojik bir sorununun olup olmadığının araştırılması gerekir. Bölgedeki bir kaşıntı bile buna sebep olabilir. Kaka orada durdukça onu kaşındırır. Kaşıntı hissiyle hazzı keşfeder, sürekli yapmaya başlar. Uykuya dalmakta zorlanan çocuklar daha öncesinde keşfetmişlerse uykuya dalmak için bunu kullanabilirler. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ‘Çek elini oradan, ne yapıyorsun?’ gibi aşırı tepki vermek doğru olmaz. Bunu odasında yapması söylenebilir. Başında beklemeden belli bir süre sonra ‘bu kadar yeter’ diye sonlandırması istenmelidir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Unutulmaması gereken bir nokta da çocuk gelişim basamaklarını bazen zamanında ve sorunsuz geçebileceği gibi bazen ağır aksak ve geç tamamlayabilir . Her çocuk kendine özel bir ritimle büyür ve olgunlaşır. Burada ebeveynin aktif bir sabır göstermesi çocuğu izleyip bireysel farklılıkları gözetmesi çok daha uygun olacaktır.</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/cocuklarda-uyum-bozuklugunun-nedenlerini-tek-tek-siraladi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Jul 2023 22:13:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/07/cocuklarda-uyumsuzlugun-nedenleri-ebru-ozer-ozkul-kisisel-gelisim-nlp-denizli-saglik.webp" type="image/jpeg" length="65293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ata Mirası Duygusal Travmalara Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/ata-mirasi-duygusal-travmalara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/ata-mirasi-duygusal-travmalara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>Kendinizi sürekli huzursuz mu hissediyorsunuz? Yaşam enerjiniz mi düşük? Bir türlü rahata kavuşamıyor, hayatınızın bir noktada tıkandığını mı düşünüyorsunuz?  Sebebi atalarınızın yaşadığı travmalar nedeniyle size miras kalan olumsuz duygu, inanç ve önyargılar olabilir. Aile Danışmanı Duygu Özdemir, genler yoluyla nesilden nesile geçen kayıtlar hakkında bilgi verdi, blokajlardan kurtulma yöntemlerini anlattı.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Anne-babamızın, atalarımızın sadece fiziksel özellikleri değil,  inançları, düşünceleri ve duyguları da DNA yoluyla bize miras kalıyor.Atalarımızın geçmişte yaşadığı travmalar bilinçaltımızda değersizlik, suçluluk duygusu gibi bazı duyguları farkında olmadan sahiplenmemize neden oluyor, hayatımızda tıkanmalara sebepoluyor.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Yaşam enerjimizin düşük olması, yaşamımızda nedeni belirsiz bir sıkıntı yaşamamız veya yaşam amacımızı kaybetmiş gibi hissetmemiz atalarımızdan miras bu travmalardan kaynaklanabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Aile Danışmanı ve Sosyal Hizmet Uzmanı Duygu Özdemir, bilinçaltımızda; atalarımızdan miras olumsuz inançların hayatımızı olumsuz etkilediğini ancak bunların değiştirilebildiğini söyledi. Bunun için Thetahealing ve JAAS gibi yöntemler kullandıklarını kaydeden Özdemir, “Bilinçaltında, insanların sağlık, zenginlik veya sevgi gibi hedeflerine ulaşmalarını engelleyen sınırlayıcı inançlar, blokajlar var. Bunlar bilinçli zihinle idrak edilip dönüştürüldüğünde kişi daha doyumlu bir hayat sürebilir” dedi.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Duygu Özdemir şu bilgileri verdi:</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>“Yaşadıklarımız kaybolmaz, tüm duygularımız, düşüncelerimiz, inançlarımız bedenimize kaydolur. Epigenetik, nörobiyoloji gibi alanlarda hücresel bazda yapılan çalışmalar, kalıtsal olarak getirdiğimiz birçok inancı taşıyabildiğimizi gösteriyor. Bedenimiz genlerle bize taşınan bu bilgileri kaydediyor ve kullanıyor. Her şeyi düşünerek yapabildiğimizi zannetsek de aslında birçok şeyi otomatik olarak yapıyoruz. Bilinçli zihnimiz sadece yüzde 10’luk bir kısmı kapsıyor. Onun altında bilinç dışı dediğimiz kocaman bir dehliz var. O dehlizin içinde bizim hiç deneyimlemediğimiz, hayatımızda hiç gerçekleşmemiş, realitede yaşanmamış atalarımıza, kollektif bilince ait bilgi ve inançlara ilişkin kayıtlar var ve bu kayıtlar hayatımıza yön veriyor.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Örneğin birçok insan fareden korkar. Oysa çoğu hayatında fare bile görmemiş ya da fare tarafından ısırılmamıştır. O fare korkumuz geçmişte vebanın fareden bulaşması ve yayılmasından kaynaklıdır ve kolektif hafıza ile bize miras kalmıştır. Farenin korkulacak kaçınılması gereken bir hayvan olduğuna ilişkin kodlamaya sahibiz.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:heading -->
<h2><strong>Atanın Yaptığını Evlat Çekmesin</strong></h2>
<!-- /wp:heading -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Atalarımızdan bize aktarılmış travmalar reddedilmişlik, istismar, taciz, kırgınlık, kızgınlıklar olabilir. Bunları biz yaşamadığımız halde bilinçaltımızda biz yaşamışız gibi hissettirir.‘Ata yapar evlat çeker’ diye bir atasözümüz var.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Diyelim ki; Atalarınızdan biri cinayet işlemiş. Birinin canını alırsak ne hissederiz? Suçluluk duygusu, vicdan azabı, bağışlanma isteği,  değersizlik duygusu, öfke, dışlanmışlık. Atanızın hissettiği bu duygu genlerinizle size geçiyor. Bir neslin çözemediği, çözümlenmek üzere bir aktarım sağlanıyor. İçgüdüsel olarak neden olduğunu bilmediğimiz değersizlik duygusu yaşıyorsunuz. Hiç suçunuz yokken ikili ilişkilerinizde suçluluk hissediyorsunuz. Kendinizi değersiz, yetersiz, dışlanmış hissettiğiniz için ikili ilişkileriniz bundan olumsuz etkileniyor. Bağımlı ilişkiler kurmanıza, fedakarlıklar yapmanıza sebep olabiliyor. Anne babanızla, kardeşinizle, eşinizle, arkadaşınızla olan ikili ilişkileriniz bozulabiliyor.  Aslında siz bir hata yapmadınız. Ama genlerinizde çözülmemiş içsel bir suçluluk duygusu var. Bu sorunlu tabloyu bir nesil çözemediğinde bir sonraki nesile aktarılıyor.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:heading -->
<h2><strong>Bolluk Bereket Blokajları</strong></h2>
<!-- /wp:heading -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Fakirlik yemini, kıtlık geni diye bir şey var. Bu da bizim bolluk ve bereketimizi, çok para kazanmamızı, refaha kavuşmamızı engelliyor.  Kimilerimiz aza kanaat etmeye kodlanmışız. ‘Çok verip azdırma’ diye dualar ediyoruz. Bunlar atalarımızın deneyimleri ile bize aktarılmış olan fakirlik yeminleri. Atalarımız birçok şey deneyimliyorlar.  Belki zengin olduğunda öldürüldüler, malları çalındı ya da bir zenginden zulüm gördüler. Onların zenginlikle ilgi olumsuz tecrübe ve yargıları genlerimiz yoluyla bize taşındı. Bu nedenle bilinçaltımızda mütevazı, aza kanaat eden insanlardır iyidir, zenginler kötüdür gibi inançlarımız var. Sinemamızda filmlerimizde bile bunları görüyoruz.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bizi negatifte, düşük frekansta tutan inançlar, önyargı ve blokajlar varsa, hayatımızı olumsuz yönde etkiliyorsa bunları dönüştürmek gerekiyor. Bu blokajları arındırdığımızda hayatta daha sağlıklı bir akış gözlemleyebiliyoruz. “</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:heading -->
<h2><strong>Atalarımızın Pozitif Mirası da var</strong></h2>
<!-- /wp:heading -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Atalarımızdan gelen aktarımların hepsi negatif değil, pozitif aktarımlar da var. Genetik miras olarak bize kalan sorun çözme becerileri bizim hayatta kalmamızı sağlıyor. Örneğin ateşin yaktığını hepimiz yanarak öğrenmedik.  Deneyimlerin bize aktarımı ile toplumsal hafıza ile öğreniyoruz. Kollektif bilinç dediğimiz yapıdan geliyor. Bu bize bir ders olarak öğretilmiyor, hepsi bizim bilinçaltımızda kayıtlı. Birbirimize saygı duymamız, birbirimizi korumamız, aile kavramı bütün bunlar aktarımsal olarak pozitif anlamda bize gelen şeyler.  Bir soyla bağınızı keserseniz oradan aldığınız bütün öğretileri kesersiniz.  Biz sadece, bize hizmet etmeyen, önümüze engel koyan duygu, inanç ve önyargıları dönüştürmeye çalışıyoruz.”</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Olumsuz inanç kalıplarını, blokajları arındırmak için kullanılan Thetahealing ve JAAS tekniklerinin uygulayıcısı ve eğitmeni olan Duygu Özdemir, yöntemlerle ilgili de şu bilgileri verdi:</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Her insan kendine özel ve biriciktir. Dolayısıyla çözüm kendi içindedir. Hiçbir teknik, yöntem tek başına mucizeler yaratmaz. Amacımız hayatımızdaki tıkanma ve sorunların farkındalığını yaratmaya çalışmak. Farkındalıkları ile hayatını dönüştürmek her birimiz için bir seçimdir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Farkındalık yaratmak değişim ve dönüşüme yardımcı olmak için kullandığım tekniklerin ikisi Thetahelaing ve jaas.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:heading -->
<h2><strong>Thetahealing</strong></h2>
<!-- /wp:heading -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>ThetaHealing tekniği, artık bize hizmet etmeyen ve ihtiyacımız olmayan blokajlarımızı anda dönüştürdüğümüz meditatif bir duaya dayalı bir yöntem. Geçmiş deneyimlerimizin bizde yarattığı olumsuz durumları, engelleri, blokajları hızlıca yapılandırır. Kendi istediğimiz hayatı kurabilmemize yardımcı olur. Kızılderili asıllı Amerikalı Vianna Stibal tarafından 1995 yılında bulunmuştur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Konuşurken beyin dalgamız betada, meditasyon halindeyken alfada, rüya halindeyken ise thetadadır. Özel bir meditasyon ile beyin frekansımızı thetaya aldığımızda bize hizmet etmeyen ruhsal, geçmiş, genetik ve özbenlik seviyesinde edindiğimiz blokajları olumlu program ile değiştirip hayatınızda pozitif değişimlere şahit olabilirsiniz. Kas testi ile bedenimizin hafızasına bakarak cevaplarımızı alıyoruz. Seans sırasında test yapıldığında kişi blokajı bedeninde fark ediyor, seans sonunda testi tekrarladığımızda ise bu inancın değiştiğini gözlemliyoruz. Thetahealing ile bilinçaltı kodlarımızı değiştirerek negatif, bize hizmet etmeyen inançları dönüştürüyoruz. Bu teknikle kişinin kendi sorun çözme becerisini,  farkındalığını sağlayarak, özfarkındalıklar ile seçimlerini yeniden yapılandırmasına yardımcı oluyoruz.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:heading -->
<h2><strong>Jass (Jean Adrienne Arınma Sistemi) </strong></h2>
<!-- /wp:heading -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bu sistem, psikolog ve eğitmen Jean Adrienne Miller tarafından geliştirilmiş bir yaşam enerjisi arındırma yöntemi.JAAS;  arzu etmediğimiz bir şekilde yaşamımızın bir alanında tıkalı kalmış olmamıza yol açan ve öz gücümüze ulaşmamızı engelleyen blokajların, İç benliğimizin veya yüksek benliğimizin rehberliğinde, 144 dosyadan oluşan bir dosya protokolü kolayca ve huzurlu bir şekilde arındırılmasına yardımcı olur.</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/ata-mirasi-duygusal-travmalara-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Oct 2022 12:07:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/10/7.jpg" type="image/jpeg" length="91017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolojik Sendromlar]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/psikolojik-sendromlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/psikolojik-sendromlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph {"align":"left"} -->
<p class="has-text-align-left">Sendrom, kökeni ve durumu tam olarak belli olmayan psikolojik bozukluk olarak adlandırılır. İşte size toplumda pek fazla bilinmeyen , okuduğunuzda bakış açınızı derleyen sendromları sizin için derledim;<br><br>Aşırı Empati Sendromu: Bireyin kendi hayatını bir başkalarının fikirlerine göre yaşamasına sebep olan rahatsızlıktır. Kişi yaşamın her alanında kendisi bir başkasının yerine koyması durumunu gerçekleştirir.<br><br>Peter Pan Sendromu: Büyüme korkusu olan çocuklarda ve olgunlaştığı halde çocuk gibi davranan (sosyal açıdan) insanlarda görülen davranış bozukluklarına verilen addır. Peter Pan sendromu genelde yetişkinlikte görülmektedir. <br><br> Capgras Sendromu: Capgras sendromu, sanrısal yanlış tanıma bozuklukları içinde tanımlanan, az rastlanan ve inatçı sanrılar ile giden bir bozukluktur. Hasta, yakın bir akrabasının bazen de kendisinin tıpatıp benzerleri ile değiştirildiğine inanır. <br><br>Cotard (YADSIMA) Sendromu <strong>:</strong> Kişi yoğun bir şekilde ölüm, herşeyin mahvolduğu (ailesinin yok edildiği, parasız ortalıkta bırakıldığı gibi), vücudunun çalışmadığı (hatta organlarının çürüdüğü) düşünceleri içindedir. <br><br>Othello Sendromu: Kişinin sevdiği birini hastalık derecesinde kıskanması durumu olarak ifade ediliyor. Eşinin veya sevgilisinin sadık olmadığı düşüncesine kapılan kişiler, kafalarında kurdukları senaryoda ihanete uğradıklarının düşünüp, birlikte oldukları kişilere zarar verebiliyor.<br><br>Huzursuz Bacak Sendromu: Sinir sistemi hastalıklarından bir tanesidir. Bu hastalığa sahip bireylerde özellikle dinlenme durumunda bacaklarda, ayaklarda ve bazen de kol bölgesinde rahatsızlık hissi ortaya çıkar. Hastalık herhangi bir yaşta ortaya çıkabildiği gibi, yaş ilerledikçe hastalığın yol açtığı sorunlarda artış gözlenir. Bireyin hareketsiz kalması durumunda hastalıktan etkilenen bölgelerdeki huzursuzluk hissinde artış gözlenir. Hastaların birçoğu, önleyemedikleri bir hareket etme isteğinden yakınırlar. Özellikle gece saatlerinde artış gösteren bu rahatsızlık hissi, hasta bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Huzursuz bacak sendromu hastalığının birçoğunda, hastalık kaynaklı uyku problemleri de gözlenebilmektedir.<br><br>M<strong>unchausen  Sendromu:</strong> Kişi kendi sağlık durumu ve sosyal koşulları ile ilgili olarak sürekli olarak gerçekdışı bilgiler verir. Ancak bunu bir maddi çıkar sağlamak için yapmaz. Çeşitli hastalıkları taklit ederek, ameliyatlar olabilir. <br><br><strong>Erotamani Sendromu:</strong>Kadınlarda gözlenen, genellikle kendisinden daha yüksek sosyokültürel düzey ve kendinden daha yaşca büyük hatta şöhretli, meşhur kimselerin kendisine aşık olduğu şeklinde bir düşünce içeriğinin olduğu durum. Sanrısal bozukluğun erotomanik tipinde gözlenir.<br><br>P<strong>seudocyesis Sendromu:</strong> Kişi hamile olmamasına karşın, gebeliğin belirtilerini hissedip ( karın ve göğüslerde ağrı, karında büyüme, aşerme gibi), hamile olduğuna inanır.<br><br>Stendhal Sendromu: Hızlı kalp atışı, baş dönmesi, baygınlık, şaşırma ve hatta halüsinasyona sebep olabilen bir psikosomatik rahatsızlıktır. Bu sendrom  özellikle kişinin sanat eserlerinin bolluğu veya ihtişamı ve güzelliği karşısında kendinden geçme halinde görülür.<br><br>Truman Sendromu: Bu hastalığa yakalanan bireyler hayatlarının her aşamasının tıpkı Truman Show filmindeki gibi  kameraya kaydedilip televizyonda gösterildiğini zannediyor.<br><br>Yabancı El Sendromu: Kişinin ellerinden birisinin bireyin bilincinden bağımsız, "kendi bilinci varmış gibi" hareket etmesine sebep olan nörolojik bir sendromdur. Yani kısaca kişinin iki elinden biri, kontrolsüz olarak hareket eder; ancak bu hareket kasılma, fırlama gibi anlamsız hareketler değildir. Tıpkı beyin kontrolünde, sanki kişi gerçekten isteyerek hareket ettiriyormuş izlenimi verir.<br><br>Porto-Rikolu Sendromu: Dövüşme hastalığı olarak da bilinen bu sendroma sahip kişiler yaşadıkları bir travma veya hastalık sonrasında dürtü mekanizmalarını tam olarak kontrol edemezler.<br><br>Sendromlar kalıtsal olabilmesinin yanı sıra edinimsel de olabilirler. Tıp dilinde nedenleri tek tek açıklanamayan birlikte rastlanılan bulguları tanımlamakta kullanılır. Dolayısıyla bu bulgular bir hastalık ile açıklanırsa kuramsal olarak sendrom olmaktan çıkarlar<em>.</em> Günümüzde nedenleri bilindiği için hastalık olarak bilinen bir sürü durum geleneksel sendrom adını korumuştur.     <br>                                                                                                                            PSİKOLOG NİGDA DURMAZ</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:embed {"url":"https://denizliguncelsaglik.com/psikolog-nigda-durmaz/","type":"wp-embed","providerNameSlug":"denizli-guncel-saglik"} -->
<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-denizli-guncel-saglik wp-block-embed-denizli-guncel-saglik"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://denizliguncelsaglik.com/psikolog-nigda-durmaz/
</div></figure>
<!-- /wp:embed --><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/psikolojik-sendromlar</guid>
      <pubDate>Sat, 14 May 2022 23:54:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/05/nigda-durmaz-psikolojik-sendromlar.jpg" type="image/jpeg" length="81588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pelin Ekiz'den Bir Eğitim Daha]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/pelin-ekizden-bir-egitim-daha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/pelin-ekizden-bir-egitim-daha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım AŞ kaliteli, güvenli ve güler yüzlü ulaşım için düzenlediği eğitim çalışmaları kapsamında personeline yönelik "Etkili iletişim ve motivasyon eğitimi" verdi.</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Denizli Büyükşehir Belediyesi, hizmet içi eğitim seminerlerini aralıksız olarak sürdürüyor. Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım AŞ personeline yönelik hizmet içi eğitimleri kapsamında otobüs şoförleri ve diğer görevli personele ''Etkili iletişim ve motivasyon'' eğitimi verildi. Eğitmen Pelin Ekiz tarafından interaktif olarak verilen eğitimde şoförlere etkili iletişimin önemi, etkili iletişim becerileri, empati ve motivasyon teknikleri aktarıldı. Eğlenceli ve öğretici bir şekilde geçen eğitime katılan şoförlerin aktif olarak yer aldığı program sonunda katılımcılara sertifikaları verildi.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:gallery {"linkTo":"none"} -->
<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped"><!-- wp:image {"id":6377,"sizeSlug":"large","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/03/Buyuksehir-Ulasim-A.Sde-egitim-calismalari-suruyor-3-scaled-e1647805063946.jpg" alt="" class="wp-image-6377"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:image {"id":6378,"sizeSlug":"large","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/03/Buyuksehir-Ulasim-A.Sde-egitim-calismalari-suruyor-2-scaled-e1647805097914.jpg" alt="" class="wp-image-6378"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:image {"id":6379,"sizeSlug":"large","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/03/Buyuksehir-Ulasim-A.Sde-egitim-calismalari-suruyor-1-scaled-e1647805113761.jpg" alt="" class="wp-image-6379"/></figure>
<!-- /wp:image --></figure>
<!-- /wp:gallery -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>"Sürdürülebilir bir eğitim stratejisi"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım AŞ Genel Müdürü Mustafa Gökoğlan, her zaman kendilerine destek olan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’a teşekkür ederek, ''Hizmet kalitemizi daha da arttırmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bunun için personelimize yönelik sürdürülebilir bir eğitim stratejisi doğrultusunda güler yüzlü ulaşım anlayışı ile hareket ediyoruz. Çalışmamıza emek veren, katılım sağlayan herkese teşekkür ederim” dedi.</p>
<!-- /wp:paragraph --><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/pelin-ekizden-bir-egitim-daha</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Mar 2022 22:44:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/03/Buyuksehir-Ulasim-A.Sde-egitim-calismalari-suruyor-3.jpg" type="image/jpeg" length="70310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Kitaplar Yaşam Alanımızın Merkezinde Olmalı"]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/kitaplar-yasam-alanimizin-merkezinde-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/kitaplar-yasam-alanimizin-merkezinde-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div style="text-align: justify;">Eğitim Danışmanı Barış Balcı, kitap okuyan ailelerin çocuklarının küçük yaşta okuma alışkanlığı kazandıklarını, okuma ve algılama becerilerinin yüksek olması sebebiyle de eğitim hayatlarında ve sınavlarda daha başarılı olduklarını söyledi.<br data-text="true" />
<br />
“Çocuğum kitap okumuyor” diye şikayet ediyorsanız, bunun sebebini belki biraz da kendinizde aramalısınız. Eğitim Danışmanı Barış Balcı, çocukların okuma alışkanlığını genellikle küçük yaşlarda anne-babadan ve aile büyüklerinden görerek kazandıklarını ifade etti. Balcı, “Anne baba veya okuyorsa çocuk da okuyor. Ailesinden görmeyen çocuk ise kitap okumaya karşı isteksiz oluyor. Okula başladığında okumayı öğrenmede güçlük çekiyor. İlerleyen yıllarda okuma alışkanlığı kazanması da zor oluyor” dedi.<br />
Bebeklikten itibaren evinde kitap gören çocuğun okumaya karşı daha ilgili olduğunu kaydeden Balcı, “Anne babanın yanı sıra; dayı, teyze, amca, hala gibi akrabalar da çocuğa rol model oluyor. Küçük yaşta okuma becerilerini geliştiren ve düzenli kitap okuyan çocuklar; daha fazla kelime dağarcığına sahip oluyorlar, algılama ve yorum güçleri daha fazla gelişiyor, ortaokulda ve lisede daha başarılı oluyorlar” diye konuştu.
<p style="text-align: center;">[ilgili-haber=876]</p>
<strong>Yaşam Alanlarınızda Kitaba Yer Verin</strong><br />
Evlerimize, işyerlerimize, tüm yaşam alanlarına kitabı dahil etmemiz gerektiğini ifade eden Barış Balcı şunları söyledi:<br />
“biz okumazsak çocuklardan da okumalarını bekleyemeyiz. Önce bizim bir şeyler yapmamız lazım. Toplum olarak kendi dilimizi okuyup anlama konusunda sıkıntılı bir noktadayız. Kitap okumayı hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Bir yere giderken, gelirken elimizde kitap olursa çevremizdeki insanlar da bundan olumlu yönde etkilenir. Kitap okuyarak hem kendimize fayda sağlarız, hem de çevremize ve çocuklarımıza örnek oluruz<br />
Kitap fiyatları pahalı değil, sanal ortamda dijital kitaplar veya sesli kitaplar da var. Okuduğumuz her kitap bize başka dünyaların kapılarını açıyor, zamanda yolculuk yaptırıyor. Yaptığımız işle, mesleğimizle ilgili farklı insanların bilgilerini, deneyimlerini öğrenmemize olanak sağlıyor. Sadece ders, sınav, okul için değil; işimizde daha iyi olmak için, kariyer için, hayatımızı daha anlamlı ve bilgili sürdürebilmek için okumalıyız”.<br />
<br />
<strong>Okuma ve Algılama Becerisi Sınavlarda Çok Önemli</strong><br />
Son dönemlerde, öğrencilerin geleceğini belirleyen LYS, TYT, YKS gibi önemli sınavlarda “Nitelikli Sorular” olarak isimlendirilen ve içinde daha fazla kelime barındıran soru tipinin ortaya çıktığını kaydeden Barış Balcı, bunun da okuma, okuduğunu algılama ve yorumlama gücünün önemini iki kat daha artırdığını söyledi. Öğrencilerin okuma becerilerini geliştirmesi gerektiğini kaydeden Balcı şu bilgileri verdi:<br />
“Öğrencinin belirlenen süre içerisinde sahip olduğu bilgiyi etkili bir şekilde kullanması isteniyor. Örneğin üniversite sınavında soru başına 67,5 saniye gibi bir zaman veriliyor. Türkçe’de paragraf soruları arttı, matematikte bile soru tipi bu yönde değişti. 4 yıl önce 20 matematik sorusu için 450-500 kelime kullanılırken geçen yıl 1210 kelime kullanılmış. Sorular uzadığı için de, öğrencinin soruyu kısa sürede okuyup anlaması çok önemli. Eğer öğrenci hızlıca okuyup algılayamazsa, süre yetmeyeceği için bildiği soruları bile yapamayabilir”.
<div style="text-align: center;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/605283977937a.jpg" style="width: 500px; height: 315px;" /></div>
<strong>Hızlı Okuma Eğitimleri İşe Yarıyor mu?</strong><br />
Eğitim Danışmanı Barış Balcı, Türkiye’de son yıllarda yaygınlaşan, online olarak da verilebilen hızlı okuma eğitimlerinin, öğrencinin seviyesi doğrultusunda yarar sağladığını vurguladı. Bu eğitimlere katılan öğrencilerin büyük çoğunluğunun soruları çok daha hızlı çözdüklerini, sınavlarda ve denemelerde zaman sorunu yaşamadıklarını ifade eden Balcı, “Örneğin 40 Türkçe sorusunu 45 dakikada çözüp 35 net çıkaran bir öğrencim, şimdi 20 dakikada çözüp aynı sayıda net çıkarabiliyor. Tıpkı bir sporcunun antrenman yapması gibi, egzersizleri düzenli tekrarlayıp çalıştıkça kişinin okuma hızı artıyor. Dakikada 3-4 bin kelime okuyabilen kursiyerlerim var” dedi.<br />
Küçük yaşta okuma alışkanlığı kazanmış ve düzenli kitap okuyan bireylerin hızlı okuma eğitimlerini daha çabuk kavrayıp kullanabildiğini belirten Balcı, “Biz hızlı okuma eğitimlerinin 9-10 yaşlarından itibaren verilmesinden yanayız. Okula başladığı ilk yıllarda ise çocuğun okulunu sevmesi, okumayı sevmesi, algı ve yorum gücünü geliştirmesi daha değerli. Hızlı okuma eğitimlerine daha çok sınav öğrencileri ilgi gösteriyor. Bu eğitimlere katılan öğrencilerin okuma hızı en az kendi seviyesinin 2 katına çıkıyor. Yani iyi olan çok daha iyi oluyor. Zayıf öğrenci ise kendi seviyesine göre gelişme sağlıyor. Tabii küçükken okuma alışkanlığı kazanmamış öğrencinin böyle bir çalışmaya katılarak birdenbire davranış ve becerilerini geliştirmesi kolay olmuyor” şeklinde konuştu.<br data-text="true" />
<br />
<strong>Anlayarak Hızlı Okuma Nedir?</strong><br />
Sınav öğrencileri başta olmak üzere 20 yıldır her yaştan 7-8 bin kişiye hızlı okuma eğitimleri veren Barış Balcı, hızlı okuma tekniği konusunda şu bilgileri verdi:<br />
“ Biz okurken gözlerimiz bir tarayıcı ve taşıyıcı görevi üstleniyor. Göz gördüklerini beyine aktarıyor. Beyin ise deşifre ederek anlamlandırıyor, depoluyor ve lazım olduğunda geri çağırıyor. Hızlı okuma eğitimlerinde yaptığımız çalışmalar kişinin göz kaslarını geliştirerek; daha az göz hareketiyle görüntünün daha geniş ve bütüncül bir şekilde beyne ulaşmasını sağlıyor. Bu da bilginin algılanmasına çok olumlu yönde etkiliyor. Anlayarak hızlı okuma bu şekilde sağlanıyor. Yavaş ve tane tane okuduğunda kişinin dikkati çabucak dağılabiliyor. Kişi okurken hayale dalıp bir yandan akşam yemeğini veya telefonuna gelen mesajı düşünebiliyor. Anlayarak hızlı okuma tekniğinde ise beyne hızlı bir şekilde daha fazla kelime gönderildiğinden, zihin diğer eylemler için boşluk bulamıyor ve daha iyi odaklanma sağlanıyor. Bu da okuma ve algılama kalitesini çok olumlu yönde etkiliyor”.</div>
<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/kitaplar-yasam-alanimizin-merkezinde-olmali</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Mar 2021 16:28:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/kitaplar-yasam-alanimizin-merkezinde-olmali-126.jpg" type="image/jpeg" length="13080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kitap Okuyan Ailelerin Çocukları Daha Başarılı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/kitap-okuyan-ailelerin-cocuklari-daha-basarili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/kitap-okuyan-ailelerin-cocuklari-daha-basarili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">“Çocuğum kitap okumuyor” diye şikayet ediyorsanız, bunun sebebini belki biraz da kendinizde aramalısınız. Eğitim Danışmanı Barış Balcı, çocukların okuma alışkanlığını genellikle küçük yaşlarda anne-babadan ve aile büyüklerinden görerek kazandıklarını ifade etti. Balcı, “Anne baba veya okuyorsa çocuk da okuyor. Ailesinden görmeyen çocuk ise kitap okumaya karşı isteksiz oluyor. Okula başladığında okumayı öğrenmede güçlük çekiyor. İlerleyen yıllarda okuma alışkanlığı kazanması da zor oluyor” dedi.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Bebeklikten itibaren evinde kitap gören çocuğun okumaya karşı daha ilgili olduğunu kaydeden Balcı, “Anne babanın yanı sıra; dayı, teyze, amca, hala gibi akrabalar da çocuğa rol model oluyor. Küçük yaşta okuma becerilerini geliştiren ve düzenli kitap okuyan çocuklar; daha fazla kelime dağarcığına sahip oluyorlar, algılama ve yorum güçleri daha fazla gelişiyor, ortaokulda ve lisede daha başarılı oluyorlar” diye konuştu. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Yaşam Alanlarınızda Kitaba Yer Verin</span></span></span></b></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Evlerimize, işyerlerimize, tüm yaşam alanlarına kitabı dahil etmemiz gerektiğini ifade eden Barış Balcı şunları söyledi:</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black"> “biz okumazsak çocuklardan da okumalarını bekleyemeyiz. Önce bizim bir şeyler yapmamız lazım. Toplum olarak kendi dilimizi okuyup anlama konusunda sıkıntılı bir noktadayız. Kitap okumayı hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Bir yere giderken, gelirken elimizde kitap olursa çevremizdeki insanlar da bundan olumlu yönde etkilenir. Kitap okuyarak hem kendimize fayda sağlarız, hem de çevremize ve çocuklarımıza örnek oluruz</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Kitap fiyatları pahalı değil, sanal ortamda dijital kitaplar veya sesli kitaplar da var. Okuduğumuz her kitap bize başka dünyaların kapılarını açıyor, zamanda yolculuk yaptırıyor.  Yaptığımız işle, mesleğimizle ilgili farklı insanların bilgilerini, deneyimlerini öğrenmemize olanak sağlıyor.  Sadece ders, sınav, okul için değil; işimizde daha iyi olmak için, kariyer için, hayatımızı daha anlamlı ve bilgili sürdürebilmek için okumalıyız”.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Okuma ve Algılama Becerisi Sınavlarda Çok Önemli</span></span></span></b></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Son dönemlerde, öğrencilerin geleceğini belirleyen LYS, TYT, YKS gibi önemli sınavlarda “Nitelikli Sorular” olarak isimlendirilen ve içinde daha fazla kelime barındıran soru tipinin ortaya çıktığını kaydeden Barış Balcı, bunun da okuma, okuduğunu algılama ve yorumlama gücünün önemini iki kat daha artırdığını söyledi. Öğrencilerin okuma becerilerini geliştirmesi gerektiğini kaydeden Balcı şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">“Öğrencinin belirlenen süre içerisinde sahip olduğu bilgiyi etkili bir şekilde kullanması isteniyor. Örneğin üniversite sınavında soru başına 67,5 saniye gibi bir zaman veriliyor. Türkçe’de paragraf soruları arttı, matematikte bile soru tipi bu yönde değişti. 4 yıl önce 20 matematik sorusu için 450-500 kelime kullanılırken geçen yıl 1210 kelime kullanılmış. Sorular uzadığı için de, öğrencinin soruyu kısa sürede okuyup anlaması çok önemli. Eğer öğrenci hızlıca okuyup algılayamazsa, süre yetmeyeceği için bildiği soruları bile yapamayabilir”.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Hızlı Okuma Eğitimleri İşe Yarıyor mu?</span></span></span></b></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Eğitim Danışmanı Barış Balcı, Türkiye’de son yıllarda yaygınlaşan, online olarak da verilebilen hızlı okuma eğitimlerinin, öğrencinin seviyesi doğrultusunda yarar sağladığını vurguladı. Bu eğitimlere katılan öğrencilerin büyük çoğunluğunun soruları çok daha hızlı çözdüklerini, sınavlarda ve denemelerde zaman sorunu yaşamadıklarını ifade eden Balcı, “Örneğin 40 Türkçe sorusunu 45 dakikada çözüp 35 net çıkaran bir öğrencim, şimdi 20 dakikada çözüp aynı sayıda net çıkarabiliyor. Tıpkı bir sporcunun antrenman yapması gibi, egzersizleri düzenli tekrarlayıp çalıştıkça kişinin okuma hızı artıyor. Dakikada 3-4 bin kelime okuyabilen kursiyerlerim var” dedi.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Küçük yaşta okuma alışkanlığı kazanmış ve düzenli kitap okuyan bireylerin hızlı okuma eğitimlerini daha çabuk kavrayıp kullanabildiğini belirten Balcı, “Biz hızlı okuma eğitimlerinin 9-10 yaşlarından itibaren verilmesinden yanayız. Okula başladığı ilk yıllarda ise çocuğun okulunu sevmesi, okumayı sevmesi, algı ve yorum gücünü geliştirmesi daha değerli. Hızlı okuma eğitimlerine daha çok sınav öğrencileri ilgi gösteriyor. Bu eğitimlere katılan öğrencilerin okuma hızı en az kendi seviyesinin 2 katına çıkıyor. Yani iyi olan çok daha iyi oluyor. Zayıf öğrenci ise kendi seviyesine göre gelişme sağlıyor. Tabii küçükken okuma alışkanlığı kazanmamış öğrencinin böyle bir çalışmaya katılarak birdenbire davranış ve becerilerini geliştirmesi kolay olmuyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Anlayarak Hızlı Okuma Nedir?</span></span></span></b></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">Sınav öğrencileri başta olmak üzere 20 yıldır her yaştan 7-8 bin kişiye hızlı okuma eğitimleri veren Barış Balcı, hızlı okuma tekniği konusunda şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span new="" roman="" style="font-family:" times=""><span style="color:black">“ Biz okurken gözlerimiz bir tarayıcı ve taşıyıcı görevi üstleniyor. Göz gördüklerini beyine aktarıyor. Beyin ise deşifre ederek anlamlandırıyor, depoluyor ve lazım olduğunda geri çağırıyor. Hızlı okuma eğitimlerinde yaptığımız çalışmalar kişinin göz kaslarını geliştirerek; daha az göz hareketiyle görüntünün daha geniş ve bütüncül bir şekilde beyne ulaşmasını sağlıyor. Bu da bilginin algılanmasına çok olumlu yönde etkiliyor. Anlayarak hızlı okuma bu şekilde sağlanıyor. Yavaş ve tane tane okuduğunda kişinin dikkati çabucak dağılabiliyor. Kişi okurken hayale dalıp bir yandan akşam yemeğini veya telefonuna gelen mesajı düşünebiliyor. Anlayarak hızlı okuma tekniğinde ise beyne hızlı bir şekilde daha fazla kelime gönderildiğinden, zihin diğer eylemler için boşluk bulamıyor ve daha iyi odaklanma sağlanıyor. Bu da okuma ve algılama kalitesini çok olumlu yönde etkiliyor”.</span></span></span></span></span><br />
 </div>
<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/kitap-okuyan-ailelerin-cocuklari-daha-basarili</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Mar 2021 15:00:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/kitap-okuyan-ailelerin-cocuklari-daha-basarili-188.jpg" type="image/jpeg" length="70190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Z Kuşağı Kolay Kazancı Tercih Ediyor]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/z-kusagi-kolay-kazanci-tercih-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/z-kusagi-kolay-kazanci-tercih-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div style="text-align: justify;"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">1026 kişi üzerinden yapılan araştırmalar neticesinde Z kuşağının popüler olma, kolay yoldan kazanç elde etme ve kolay harcama, hayattan zevk almayı amaçlama, uğruna zorluk çekeceği hedeflerden kaçınma, geleceğe yatırım yapmak için sıkıntı çekmektense bugünü rahat geçirmek gibi davranışları benimsedikleri belirlendi.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Araştırmada 1026 katılımcı, yaş gruplarına göre <strong>X</strong>, <strong>Y</strong>,<strong> Z kuşağı</strong> olarak gruplandırıldı. 15-71 yaş aralığında olan katılımcıların yaş ortalaması 33 oldu. Ölçeğin uygulanmasıyla elde edilen ortalama puan 104 oldu. Ölçekten alınabilecek en düşük puan 28, en yüksek puan ise 140 olarak gerçekleşti. Ölçek puan aralıklarına göre 28-65 arası az seviye, 66-102 orta seviye, 103-140 arası yüksek seviye olarak belirlendi. Alınan puan orta seviyenin biraz üzerinde bulundu. Araştırma sonucunda şu ifadelere yer verildi:</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Zorluklarla başa çıkma becerisinin henüz gelişmediği ortaya çıkan Z kuşağının somut anlam becerileri, soyut anlam becerileri, ölüm inancı, doyum erteleme becerisi, iç kontrol becerisi, orta ve uzun vadeli planlama becerisi ve ego ideali algısı için çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu amaçla öncelikle bu becerilerin ölçülmesi için '7 Boyutlu Üsküdar Yaşam Amaçları Ölçeği' geliştirildi. Ölçemediğimiz şeyi yönetemeyiz. Ölçek yapılacak çalışmalar için durum tespitinin belirli aralıklarla yapılmasını sağlayacak.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Z kuşağı olarak en küçüğü 15 yaşında olan bireylerden elde edilen sonuçlar, gençlerin popüler olma, bir an önce görevinde yükselme, kolay yoldan kazanç elde etme ve kolay harcama, hayattan zevk almayı amaçlama, uğruna zorluk çekeceği hedeflerden kaçınma, geleceğe yatırım yapmak için sıkıntı çekmektense bugünü rahat geçirmeyi tercih etme, kendi ihtiyaçlarına ön planda tutma, başarı için aile iletişimini erteleme, kendi mutluluğunu başka şeylerden daha fazla önemseme gibi davranışları benimsediklerini ortaya çıkıyor.</span></span></span></span><br />
 </div>
<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/z-kusagi-kolay-kazanci-tercih-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Mar 2021 11:00:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/z-kusagi-kolay-kazanci-tercih-ediyor-179.jpg" type="image/jpeg" length="80990"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eşler Arasında Bencillik Boşanmaya Sebep Veriyor]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/esler-arasinda-bencillik-bosanmaya-sebep-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/esler-arasinda-bencillik-bosanmaya-sebep-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div style="text-align: justify;"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Boşanmak için mahkemeye başvuran çiftlerin öne sürdükleri gerekçelerin başında “Şiddetli Geçimsizlik” geliyor. Psikolojik Danışman Mustafa Çetinkaya’ya göre şiddetli geçimsizliğin öncelikli sebebi ise bencillik. Evlilikte ‘Ben önemliyim, hep benim dediğim olacak’ yaklaşımının hata olduğunu kaydeden Çetinkaya  “İletişimde kendinden ödün vermeme, birbirinin sorunlarını dinlememe, eşinin düşüncelerine saygı duymama ve birbirini yönetmeye çalışma eşler arasında çatışmalara ve boşanmalara sebep oluyor” dedi. </span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Eşlere empati kurmaları tavsiyesinde bulunun Çetinkaya, “Bazen birbirinizin düşüncelerini yanlış anlayabilirsiniz. Bu genellikle iletişim problemlerinden kaynaklanır. Örneğin eşiniz çok yorgundur ve o gün yemeği sizin yapmanızı isteyebilir. Bunu karşı siz ‘yemeği de bana yaptırmaya çalışıyor’ gibi algılayabilirsiniz. Biraz empati ile yaklaşmaya çalışırsanız; yani eşinizin duygu, düşünce, davranışlarını anlamaya çalışırsanız her şey kolaylaşacaktır. Sorununu anlatan eşinizin gözlerine bakarak onu dinlediğinizi gösterin. Onaylamak eşler arasındaki sevgiyi ve saygıyı pekiştirir. Sorunları paylaşma esnasında hoşgörülü ve sakin yaklaşmak, öfkeyi kontrol etmek, empati, ve sevgi sözcükleri kullanmak çözüme ulaşmaya katkı sağlar” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Ailenizin ve Arkadaşlarınızın Dolduruşuna Gelmeyin</span></span></span></b></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Eşlerin birbirleriyle ilgili sorunlarını kendi ebeveyn ve yakın arkadaşlarıyla paylaştığında, kışkırtıcı ve olumsuz tavsiyeler alabildiğine de dikkat çeken Psikolojik Danışman Mustafa Çetinkaya, bu tarz yaklaşım sonucu eşlerin birbirine yanlış davranabildiğini ve öfke patlamaları yaşadıklarını söyledi. Çevredeki insanların ‘düzeltiyoruz’ zannederek arada laf getirip götürüp arayı bozduğunu kaydeden Çetinkaya, eşlerin dış olumsuz söylemlerin etkisinde kalmadan ve karşındakini kırmadan sorunlarını birbiriyle rahat bir şekilde konuşmaları gerektiğini ifade etti.  </span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Kültürel Farklılıklara Dikkat!</span></span></span></b></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Evlilikte yanlış anlamaların temelinde kültürel farklılıkların da etkili olduğunu vurgulayan Mustafa Çetinkaya, eşlerin birbirini anne babasıyla kıyaslamasının ve benzer davranışlar beklemesinin yanlış olduğunu belirterek şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">“Eşler bazen kendi ebeveynlerini ölçüt alarak eşleriyle ilgili değerlendirmede bulunuyorlar. Bu yanlış bir tutumdur. Geçmişte yaşadıklarımıza bakarak yaşayacaklarımızı belirleyemeyiz. Eşinizden kendi kültürünüze göre davranış sergilemesini beklemeniz aranızdaki ilişkiyi kötü etkileyecektir. Örneğin; ‘benim annem babam gelmeden sofrayı hazırlardı’ Ya da ‘benim babam düzenliydi, böyle dağınık değildi’ gibi yaklaşımda bulunmak yanlış. Sonuçta hepimizin yetiştirilme tarzı farklı.“</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Eşinize Toplumda Saygılı Davranın</span></span></span></b></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:150%"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Toplum içinde hakaret, laf sokma, rencide edici davranışlarda bulunmanın aradaki güveni zedelediğine de dikkat çeken Çetinkaya, bu davranışların birer psikolojik şiddet olduğunu ifade ederek, eşlerin birbirine daha olumlu, daha ılımlı ve daha pozitif yaklaşmasının önemine dikkat çekti. </span></span></span></span></span></span><br />
 </div>
<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/esler-arasinda-bencillik-bosanmaya-sebep-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Mar 2021 12:39:07 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/esler-arasinda-bencillik-bosanmaya-sebep-veriyor-139.jpg" type="image/jpeg" length="37364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başkan Özbaş, Engel Tanımayan Minik Yazarın İmza Gününe Katıldı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/baskan-ozbas-engel-tanimayan-minik-yazarin-imza-gunune-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/baskan-ozbas-engel-tanimayan-minik-yazarin-imza-gunune-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div style="text-align: justify;"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Denizli’de yaşayan Meriç ve İbrahim Doruk çiftinin en küçük evlatları olan 10 yaşındaki Gülsüm Doruk Serebral Palsi Hastası. Doğuştan bedensel engelli olan Gülsüm Doruk, azmiyle yaşıtlarına ve aynı rahatsızlığı bulunan kişilere örnek olacak başarıya imza attı. Okuma yazma bilmediği yıllarda hayal ettiği kitapların kapaklarını tasarlayarak yazar olma hayalini kuran Doruk, 10 yaşında hayalini gerçekleştirdi.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="box-sizing:border-box"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Farklı konular ele alarak öyküler yazan Doruk, yılbaşı temasına yer verdiği “Bir Yılbaşı Hikâyesi” isimli öykü kitabını okuyucularıyla buluşturmak istedi. Tam anlamıyla bir aile çalışması ile ortaya çıkan minik yazar Doruk’un kitap editörlüğünü anne Meriç Doruk, kapak tasarımını abi Yiğit Doruk, düzenlemesini abla Şevval Doruk ve yayına hazırlığını baba İbrahim Doruk üstlendi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Minik yazar ilk imza gününü öğrencisi olduğu Sarayköy ilçesinde eğitim veren Özel Ege Deva Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde düzenledi.  İmza gününe katılan Sarayköy Belediye Başkanı Ahmet Necati Özbaş,  yazar Doruk’a çiçek takdim etti.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Başkan Özbaş’a kitabını imzalayan minik yazar, “ Bugün benim en mutlu günüm. Yazar olma hayalini hep kuruyordum. <strong>''Bir Yılbaşı Hikayesi''</strong> kitabımla hayallerim gerçek oldu. Yazmayı çok seviyorum. Daha çok kitap çıkarmak istiyorum. İmza günüme katılan herkese çok teşekkür ederim” dedi. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Büyük bir azmin örneği olan Gülsüm Doruk’un imza gününün heyecanını paylaşmaktan mutluluk duyduğunu belirten Başkan Özbaş, “  Gülsüm kızımızın azmine ve ışığına hayran kaldım.  Hayallerinin peşinden bu denli istekli gitmesi onu ilerde daha büyük yerlere getirecektir. Bizler özel çocuklarımızın her zaman yanındayız ve çalışmalarımızı onların durumlarını göz önünde bulundurarak ilerletiyoruz. Gülsüm kızımızda örnek olacak bir azmin meyvesini bugün bizlere gösterdi. İnşallah ilerde onu büyük bir yazar olarak görürüz ve bir kez daha kendisiyle gurur duyarız” diye konuştu.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Anne Meriç Doruk ise, “ Kızım Gülsüm yazmayı ve hayalindeki kurguları yazıya dökmeyi çok seviyor. Okuma yazma bilmeden önce 7 yaşlarında hayal ettiği kitaplarının kapak tasarımlarını çiziyordu. O zamanlar yaptığı kitap tasarımlarının her birinin öyküsü olacak derdi. 10 yaşında sayısız öykü yazdı. Bir Yılbaşı Hikayesi kitabıyla başlangıç yaptık. Bugün onun en mutlu günü” </span></span>ifadelerini kullandı.</div>

<div style="text-align: center;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/6036d872be734.jpg" style="width: 500px; height: 333px;" /></div>
<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/baskan-ozbas-engel-tanimayan-minik-yazarin-imza-gunune-katildi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Feb 2021 12:00:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/baskan-ozbas-engel-tanimayan-minik-yazarin-imza-gunune-katildi-171.jpg" type="image/jpeg" length="74421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SONDAKİKA!! Ünlü Psikolog Evinde Ölü Bulundu]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/sondakika-unlu-psikolog-evinde-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/sondakika-unlu-psikolog-evinde-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div style="text-align: justify;"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">83 yaşında ki Cüceloğlu’nun eşi olan Yıldız Cüceloğlu alışverişten döndükten sonra İstanbul Beşiktaş'ta ki evine girdi. Eve girdikten sonra Cüceloğlu’nu yerde yatarken gördü ve durumu hemen sağlık ekiplerine ve emniyet birimlerine haber verdi. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Eve gelen Sağlık Ekipleri Cüceloğlu’nun hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yerine gelen polis ekipleri de evde incelemelerde bulundu. İlk belirlemelere göre ünlü Psikolog’un evde düşerek hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekiplerinin evde incelemeleri sürüyor.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Üç çocuk babası olan Doğan Cüceloğlu, 2019 yılının Ağustos ayında Sakarya'da kalp spazmı geçirmişti.</span></span></span></span></div>

<div style="text-align: center;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/602bd2bcc81e0.jpg" style="width: 500px; height: 300px;" /></div>
<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kişisel Gelişim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/sondakika-unlu-psikolog-evinde-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Feb 2021 17:09:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/sondakika-unlu-psikolog-evinde-olu-bulundu-100.jpg" type="image/jpeg" length="84677"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
