<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Denizli Güncel Sağlık</title>
    <link>https://www.denizliguncelsaglik.com</link>
    <description>Denizli'nin Güncel Sağlık Haber Sitesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/rss/yararli-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 07:16:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/rss/yararli-bilgiler"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[2026’da Özel Sağlık Sigortası: Nedir, Ne Kadar Kapsar ve Kimler İçin Gerekli?]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/2026da-ozel-saglik-sigortasi-nedir-ne-kadar-kapsar-ve-kimler-icin-gerekli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/2026da-ozel-saglik-sigortasi-nedir-ne-kadar-kapsar-ve-kimler-icin-gerekli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026’da özel sağlık sigortası, artan sağlık maliyetleri nedeniyle birey ve aileler için kritik bir güvence olarak öne çıkıyor. Bu sigorta türü; doktor muayenesinden ameliyata, ileri tetkiklerden hastane masraflarına kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunuyor. Sigorta kapsamı poliçe türüne göre değişiyor ancak genel olarak kapsamlı teminatlar sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">2026 yılı itibarıyla özel sağlık sigortası, hem bireyler hem de aileler için sağlık harcamalarında etkin bir güvence mekanizması olarak öne çıkıyor. Özellikle özel hastanelerde hızlı hizmet alma, konforlu tedavi seçenekleri ve kapsamlı teminatlar bu sigorta türünü cazip kılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Özel sağlık sigortası nedir sorusunun yanıtı, standart devlet sağlık hizmetlerine ek olarak özel sağlık kurumlarında kapsamlı tedavi hizmetleri sunan bir sigorta olmasıdır. Poliçe kapsamına göre doktor muayeneleri, ameliyat giderleri, ileri tetkikler ve rehabilitasyon gibi pek çok sağlık hizmeti dahil edilebilir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="812" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">2026’da sağlık harcamalarının artmasıyla birlikte poliçe seçiminde en önemli kriterler; teminat kapsamı, anlaşmalı sağlık kuruluşu ağı, prim tutarları ve yenileme koşulları olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, sigorta seçiminde karşılaştırmalı analiz yapılmasını öneriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Özel sağlık sigortası, <strong>kişisel sağlık harcamalarını güvence altına alan, kapsamlı teminatlar sunan ve poliçe seçimine göre genişletilebilen bir sigorta türüdür.</strong> Doktor muayeneleri, tetkikler, ameliyatlar ve rehabilitasyon gibi hizmetlerde mali destek sağlar. Poliçe içeriğini iyi analiz etmek, ihtiyaca uygun seçim yapmak 2026’da sigorta avantajını artırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/2026da-ozel-saglik-sigortasi-nedir-ne-kadar-kapsar-ve-kimler-icin-gerekli</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2026/02/denizli-guncel-saglik-ozel-saglik-sigortasi-kapsamli-sigorta-fiyati-nedir-avantajlari-nelerdir.jpg" type="image/jpeg" length="79773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara Kullanımı Neden Küresel Bir Halk Sağlığı Sorunu? Rakamlar ve Etkili Mücadele Yolları]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/sigara-kullanimi-neden-kuresel-bir-halk-sagligi-sorunu-rakamlar-ve-etkili-mucadele-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/sigara-kullanimi-neden-kuresel-bir-halk-sagligi-sorunu-rakamlar-ve-etkili-mucadele-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigara kullanımı, dünya genelinde ve Türkiye’de önlenebilir hastalık ve ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Güncel veriler, sigarayı bırakmanın yaşam süresini anlamlı şekilde uzattığını gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Sigara Kullanımı Neden Bu Kadar Önemli?</h3>

<p style="text-align:justify">Sigara kullanımı, küresel ölçekte en önemli <strong>önlenebilir halk sağlığı sorunlarından</strong> biridir. Dünya genelinde her yıl yaklaşık <strong>8 milyon kişi</strong>, Türkiye’de ise <strong>yaklaşık 100 bin kişi</strong> sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu durum, tüm ölümlerin yaklaşık <strong>beşte birinin</strong> sigara ile ilişkili olduğunu göstermektedir.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Dünya ve Türkiye’de Sigara Kullanımının Boyutu</h3>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Dünya genelinde <strong>15 yaş üzeri yaklaşık 1,1 milyar kişi</strong> sigara kullanmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Erkeklerin neredeyse yarısı, kadınların ise yaklaşık onda biri sigara ürünü tüketmektedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Türkiye’de <strong>15 yaş üzeri 15 milyondan fazla kişi</strong> sigara kullanmaktadır.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Mevcut eğilimler değişmediği takdirde, sigaraya bağlı ölümlerin önümüzdeki 20–30 yıl içinde <strong>yıllık 10 milyon</strong> seviyesine ulaşacağı öngörülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12243" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Sigaranın Toplumsal Etkisi: Erken Ölümler ve Kayıp Yaşam Yılları</h3>

<p style="text-align:justify">Sigara içen bireylerin, özellikle <strong>30–69 yaş aralığında</strong>, herhangi bir nedenle hayatını kaybetme riski sigara içmeyenlere göre <strong>2–3 kat daha fazladır</strong>.<br />
Ortalama olarak sigara içenler, içmeyenlere kıyasla <strong>10 yıl daha erken</strong> yaşamını yitirmektedir. Bu durum, toplum genelinde ciddi <strong>yaşam yılı kaybına</strong> yol açmaktadır.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Sigarayı Bırakmak Gerçekten Fayda Sağlar mı?</h3>

<p style="text-align:justify">Bilimsel veriler, sigarayı bırakmanın her yaşta anlamlı fayda sağladığını ortaya koymaktadır:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">30 yaşında bırakıldığında: <strong>+10 yıl</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">40 yaşında bırakıldığında: <strong>+9 yıl</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">50 yaşında bırakıldığında: <strong>+6 yıl</strong> yaşam süresi kazanımı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">[related-posts id="12643" color="bg-primary"][/related-posts]</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Sigara Kullanımını Azaltmada En Etkili Yöntem Nedir?</h3>

<p style="text-align:justify">Araştırmalar, sigara kullanımını azaltmada <strong>fiyat artışlarının</strong> en güçlü belirleyici olduğunu göstermektedir.<br />
Sigara fiyatlarının enflasyonun iki katı artırılması, kullanım oranlarını <strong>yaklaşık üçte bir</strong> oranında düşürebilmektedir. Bu etki, düşük gelirli ülkelerde daha da belirgindir.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Türkiye’de Tütünle Mücadelede Önemli Adımlar</h3>

<p style="text-align:justify">Türkiye’de sigarayla mücadele, 1996 yılından itibaren yasal düzenlemelerle güçlenmiştir. Kapalı alanlarda sigara yasağı ve <strong>Dumansız Hava Sahası</strong> uygulamaları sayesinde:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Sigara içme oranları belirgin şekilde düşmüş</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Milyonlarca kişi sigarayı bırakmış</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Pasif dumana maruziyet önemli ölçüde azalmıştır</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu çalışmalar sonucunda Türkiye, tütün kontrolü alanında <strong>uluslararası düzeyde başarılı ülkeler</strong> arasında gösterilmektedir.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:justify">Sivil Toplumun Rolü</h3>

<p style="text-align:justify">Sağlıklı Hayatı Teşvik ve Sağlık Politikaları Derneği gibi kuruluşlar; kamu, üniversiteler, medya ve yerel yönetimlerle işbirliği yaparak sigarayla mücadelede farkındalık ve koruyucu sağlık çalışmalarına katkı sunmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/sigara-kullanimi-neden-kuresel-bir-halk-sagligi-sorunu-rakamlar-ve-etkili-mucadele-yollari</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2026/01/haber-sigaranin-zararlari-yesilay-denizli-guncel-saglik-kullanimi-tutunle-mucadele-bagimlilik-turkiye.jpg" type="image/jpeg" length="88629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku Sorununa Dikkat! / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/uyku-sorununa-dikkat-yararli-bilgiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/uyku-sorununa-dikkat-yararli-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku; bedensel ve zihinsel sağlığın korunması için en az beslenme kadar hayati bir ihtiyaçtır. Stres, düzensiz yaşam alışkanlıkları, psikiyatrik rahatsızlıklar ve uyku hijyenine dikkat edilmemesi uyku sorunlarına yol açabilir. Uzun süren ve yaşam kalitesini düşüren uyku problemlerinde uzman desteği büyük önem taşır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Birçok kişi geceleri uyuyamamaktan dert yanıyor. Peki uyku sorunu nedir?<br />
<br />
Uyku biz canlıların temel fizyolojik ihtiyaçlarından biridir ve beslenme ihtiyacı kadar önemlidir. Yeterince ve sağlıklı beslenemediğimiz durumlarda nasıl sağlığımız bozuluyorsa, yeterli ve sağlıklı uyku uyuyamadığımızda belli sağlık sorunları ortaya çıkmaktadır. Kaliteli uyku, bedensel ve zihinsel açıdan dinlenmek/iyileşmeyi sağlayan elzem bir ihtiyaçtır. Hayatımızın 1/3 ünü uykuyla geçiririz. Bu süre uykunun sağlıklı bir yaşam için ne kadar gerekli olduğunu da gösteren bir orandır. Tanımlanmış yaklaşık 85 uyku bozukluğu türü vardır. Pek çok uyku problemi uygun tedavi yöntemi ile ortadan kalkabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">[article id="316" color="bg-primary"][/article]<br />
<br />
Uyku sorununun altında yatan etkenler nelerdir?<br />
<br />
Pek çok etmen uyku bozukluğuna yol açabilmektedir. Hayatın olağan akışında karşılaşılan problemler- stres kaynakları (sınav kaygısı, ailevi problemler, maddi kaygılar vs) uyku üzerinde bozucu etkide bulunur. Örneğin yakın zamanda önemli bir sınava girecek öğrenci uykuya dalmada güçlükler yaşayabilir. Bu tip uyku bozukluğuna, uyum bozukluğuna bağlı uyku bozukluğu adı verilir. Uyku problemlerinin stres veren durum ortadan kalktığında kaybolması beklenir.<br />
<br />
Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da uyku bozukluğu ortaya çıkabilmektedir. Depresyon ve anksiyete bozukluğunda uykuya dalma, aralıklarla uyanma ve bir daha uyuyamama veya birey istemediği halde sabah erken saatlerde kalkma sıkça karşılaşılan belirtilerdir.<br />
<br />
Uyku bozukluğu tanısının konabilmesi için uyku bozukluğunun 30 günden daha fazla sürmesi ve haftada en az 3 gece uyku ile ilgili problemin ortaya çıkması beklenmektedir.<br />
<br />
Düzensiz beslenme, çalışma saatleri vb. durumlar uyku sorununa yol açar mı?<br />
<br />
Evet, kesinlikle. Yatmadan önce ağır yemek yemek, kahve ya da çay tüketimi, gazlı içecekler hem gastrolojik hem de uyku açısından ciddi sorunlara yol açar. Yatmadan önce aşırı su içmek bile uyku bölünmesine yol açacağından dikkat edilmesi gereken bir durumdur.<br />
<br />
Çalışma saatlerinin düzensizliği ya da vardiyalı çalışma durumlarında uyku döngüsü bozulabilir. Uyku evrimsel olarak hava karardığında gerçekleştirmemiz gereken bir ihtiyaçtır. İnsan bedeni gece uykuda, gündüz aktif olmak üzere evrimleşmiştir. Özellikle vardiyalı çalışma durumunda, kişi gündüz yeterli süre uyumuş olsa bile yeterince dinlenmemiş hissedebilir. Vardiyalı çalışan kişiler gündüz uyuma ve dinlenme konusunda güçlük yaşayabilirler. Bu tip durumlarda uyku ilacı kullanılması gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="1069" color="bg-primary"][/related-posts]<br />
<br />
Düzenli uyku için yapılması gerekenler nelerdir?<br />
<br />
Hergün aynı saatte yatakta olmaya çalışmak ve hafta sonu/tatil bile olsa aynı saatte yatıp-kalkmaya çalışmak düzenli uyku ve uyku ritmi için yapılması gereken temel davranıştır. Gece az uyunmuş olsa bile ertesi gün gündüz uyumamaya çalışmak ve gece aynı saatte yatmaya çalışmak gerekmektedir. Gece yatmadan önce aşırı sıvı alımından(özellikle alkol ve kafein içeren içecekler, aşırı ve ağır yemeklerden kaçınmak gerekmektedir. Yatmadan önceki 3-4 saat içerisinde ağır fiziksel hareket ve egzersizden kaçınmak faydalı olacaktır. Uykuya dalmada zorlanan kişiler için gevşeme egzersizleri faydalı olabilir.<br />
<br />
Rahat uykuya dalabilmek için yatak odasının koşulları nasıl olmalıdır?<br />
<br />
Sağlıklı bir uyku için uyku hijyeni terimi geliştirilmiştir. Belli bir düzende uyumaya çalışan bireyde uyku probleminin ortaya çıkması düşük ihtimaldir. Öncelikli olarak mümkün olduğu karanlık bir odada uyumak gereklidir. Fiziksel açıdan kişi için uygun olan rahat bir yatak seçilmelidir. Yatak odası sadece uyku ve dinlenme için kullanılan bir oda olarak planlanmalı, bu oda olabildiğince az eşya ile döşenmelidir. Yatak odasında hiçbir elektronik eşya(cep telefonu, bilgisayar, tablet, tv vs bulunmamalıdır.<br />
<br />
Uyku Apnesi Sendromunu, uyku problemleriyle aynı mı?<br />
<br />
Uyku apne(solunum) sendromu (obstruktif uyku apne sendromu), 85 tür uyku sorunundan sadece birisidir. Ancak en sık görülen aşırı uykululuk nedenidir. Uyku apne sendromu olan kişilerde belirgin işlev yitimi de mevcuttur. Uyku apne sendorumu hem çocuklarda hem de yetişkinlerde görülebilir. En sık belirtisi horlamadır. Horlama uyku sırasında gürültülü solunumla ortaya çıkar. Gürültünün derecesine göre horlayan kişiyle aynı yatağı paylaşanı, aynı evde kalanları, hatta komşuları rahatsız eden bu durum uyku sırasında boğazda daralma olmasından kaynaklanmaktadır. Boğazda bademcikler, küçük dil, damak yapısı gibi darlık oluşturan nedenler dışında aşırı kiloluluk, alkol alımı, yorgunluk, uykusuzluk gibi durumlar da horlamayı arttırır. Uyku bölünmesi, uyku apnesi olan kişilerde hipertansiyon, solunum ve kalp yetmezliği, inme, kalp ritim bozukluğu, aşırı kiloluluk (obezite) gibi klinik sonuçlar gelişebilir. Uykusuzluk, dikkat gerektiren işlerde çalışan, taşıt kullanan kişilerde kazalara yol açabilir. Hastaların çevreleri ile olan uyumları bozulabilir, iş verimi ve yaşam kalitesi azalabilir, bu bakımdan halk sağlığı problemi olarak kabul edilebilir.<br />
<br />
<br />
Psikolog Emel Aydın<br />
Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri<br />
Nöroloji AD.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/uyku-sorununa-dikkat-yararli-bilgiler</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 23:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2026/01/denizli-guncel-saglik-uyku-sorunu-apnesi-pamukkale-universitesi-hastaneleri-pau-haber.jpg" type="image/jpeg" length="95637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evcil hayvanlarla birlikte büyüyen bebeklerin bağışıklık sistemi güçleniyor]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/evcil-hayvanlarla-birlikte-buyuyen-bebeklerin-bagisiklik-sistemi-gucleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/evcil-hayvanlarla-birlikte-buyuyen-bebeklerin-bagisiklik-sistemi-gucleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 itemprop="headline">Evcil hayvanlar ile birlikte büyüyen bebeklerin bağışıklık sisteminin olumlu etkilediğini belirten&nbsp;Denizli&nbsp;Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, "Evcil hayvanla aynı ortamda büyüyen bebeklerde alerjik astım, egzama ve rinit gibi hastalıklar daha az görülüyor. Yani bu durum bağışıklık sistemini olumlu etkileyebiliyor" dedi.</h1>

<p>Yapılan araştırmalara göre, yaşamın ilk yılında evcil hayvanla aynı ortamda bulunan bebeklerde alerjik astım, egzama ve rinit gibi hastalıkların daha az görüldüğünü vurgulayan Aydın, bu durumun bağışıklık sistemini desteklediğini dile getirdi.<br />
<br />
Evcil hayvanların faydalarının yanı sıra bazı riskler taşıyabileceğine de dikkat çeken Uzmanı Dr. Tunç Aydın, bebeklerin hayvanlarla asla yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, tırmalama, ısırma ve kıskanma gibi durumlara karşı dikkatli olunması gerektiğini konusunda uyarılarda bulundu. Evcil hayvanların düzenli veteriner kontrollerinin yapılmasının, aşılarının tamamlanmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının önemli olduğunu kaydetti. Aynı zamanda Uzman Dr. Aydın; evcil hayvanlarla büyüyen çocukların yalnızca fiziksel olarak değil, duygusal açıdan da daha sağlıklı ve empatik bireyler olabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Dr. Tunç Aydın, "Çoğu aile evcil hayvanların alerjiye neden olabileceğinden endişelenir. Ama araştırmalar gösteriyor ki evcil hayvanlarla erken temas alerji riskini azaltabiliyor. Özellikle yaşamın ilk yılında evcil hayvanla aynı ortamda büyüyen bebeklerde alerjik astım, egzama ve rinit gibi hastalıklar daha az görülüyor. Yani bu durum bağışıklık sistemini olumlu etkileyebiliyor" dedi.<br />
<br />
&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler, Çevre</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/evcil-hayvanlarla-birlikte-buyuyen-bebeklerin-bagisiklik-sistemi-gucleniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Jul 2025 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2025/07/dr-tunc-aydin.webp" type="image/jpeg" length="40095"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PAÜ Hastanelerinden, Kene Kaynaklı KKKA Tehlikesine Karşı Uyarı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/pau-hastanelerinden-kene-kaynakli-kkka-tehlikesine-karsi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/pau-hastanelerinden-kene-kaynakli-kkka-tehlikesine-karsi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[

<p>PAÜ Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları&nbsp;ve Klinik Mikrobiyoloji&nbsp;Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.&nbsp;Selda Sayın Kutlu&nbsp;yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı: “Keneler özellikle sıcak havalarda daha aktif hale geliyor, bu nedenle kırsal alanlarda ve ormanlık bölgelerde yaşayanların kene ısırığına karşı daha dikkatli olmaları gerekir. Keneler genellikle uzun otlar, çalılıklar ve ağaç altlarında bulunur. Bu sebeple bu bölgelerde daha dikkatli olunmalıdır. Kenenin vücutta fark edilmeden kalması ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.&nbsp;Kene ile mücadelede en önemli nokta korunmadır. Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek için uzun kollu kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı, kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmeli ve kene kovucular kullanılmalıdır. Doğada zaman geçirenler, özellikle dönüşte kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil tüm vücutlarını ve giysilerini dikkatle kontrol etmelidir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Prof. Dr. Selda Sayın Kutlu: “Açık Alanlarda Temas Riskine Dikkat”</p>

<p></p>

<p>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin belirtilerine değinen Prof. Dr. Sayın Kutlu, hastalığın çoğunlukla ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi bulgularla seyretmekte olduğunu ancak ağır vakalarda kanamalara ve ölüme de yol açabileceğini belirtti. Kene çıkarıldıktan sonraki 10 gün içinde belirtiler görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kurumlarına başvurulmasının önemine vurgu yapan, Prof. Dr. Sayın Kutlu sözlerine şöyle devam etti: “Kenelerin vücuda tutunması durumunda kişilerin hiç vakit kaybetmeden çıplakelle&nbsp;olmamak&nbsp;kaydıyla örneğin eldiven kullanarak keneyi çıkarması, kendisi çıkaramıyorsa bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır. Kenenin mümkün olan en kısa sürede çıkarılması, infeksiyon riskini azaltır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ciddi seyredebilir ve erken tanı ile tedavi süreci hayati önem taşır. Hastaların mümkün olan en kısa sürede tıbbi destek almaları önemlidir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/pau-hastanelerinden-kene-kaynakli-kkka-tehlikesine-karsi-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2025/07/selda-kutlu.jpg" type="image/jpeg" length="68981"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğrencilerde Telefon bağımlılığı uyku kalitesini bozuyor.]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/ogrencilerde-telefon-bagimliligi-uyku-kalitesini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/ogrencilerde-telefon-bagimliligi-uyku-kalitesini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyku ile ilişkili sorunlar tüm toplumda olduğu gibi üniversite öğrencileri arasında da yaygın olarak görüldüğü düşünülmektedir.</p>

<p>Bu konu bilimsel olarak Pamukkale üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında Prof Nurhan Meydan Acimis danışmanlığında Betül Özcan tarafından çalışıldı. 1545 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan tez çalışması çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı.</p>

<p>Bu çalışmaya göre, üniversite öğrencileri arasında akıllı telefon bağımlılığı kaynaklı kötü uyku kalitesi yaygın bir sorun.</p>

<p>Çalışma 2017-2018 yıllarında Pamukkale Üniversitesi kampüsünde yapılıyor.</p>

<p>Araştırmada öğrenciler arasında kötü uyku kalitesi sıklığı %52,4 olarak bulunuyor. Buna göre her iki öğrenciden biri uyku kalitesi sorunu yaşıyor.</p>

<p>Yine bu çalışmanın sonuçlarına göre öğrenciler arasında akıllı telefon bağımlılığı sıklığı %34,6. Bu demek oluyor ki her üç öğrenciden biri akıllı telefon bağımlısı.</p>

<p>Asıl çarpıcı olan bulgu ise telefon bağımlılığı olan öğrencilerin uyku kalitelerinin, bağımlı olmayan öğrencilere göre anlamlı şekilde bozuk olması.</p>

<p>Sonuç olarak araştırmacılar, öğrencilerin telefon bağımlılığı ile uyku kalitesi bozukluğu arasındaki ilişkisi konusunda bilgilendirilmeleri ve uyarılmaları gerektiğini tavsiye ediyorlar.</p>

<p>Çalışma uluslararası bilimsel bir dergide yayınlandı.</p>

<p><a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/?term=Ozcan+B&amp;cauthor_id=33437278" rel="nofollow">Betul Ozcan</a><sup>&nbsp;</sup>,&nbsp;<a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/?term=Acimis+NM&amp;cauthor_id=33437278" rel="nofollow">Nurhan Meydan Acimis</a><sup>&nbsp;;</sup><strong>Sleep Quality in Pamukkale University Students and its relationship with smartphone addiction</strong> Pak J Med Sci.&nbsp;2021 Jan-Feb;37(1):206-211.</p>

<p>Editörün notu; Uyku kalitesi akademik başarıyı doğrudan etkiler. Bozuk uyku gün içinde konsantrasyonu, öğrenmeyi olumsuz etkiler. Kalitesi bir uyku ile dinlenmiş bir beden ve beyin öğrenmeye açıktır.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler, Eğitim</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/ogrencilerde-telefon-bagimliligi-uyku-kalitesini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Jun 2025 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/12/brain-rot-beyin-curumesi-denizli-faruk-gulhan-meaning-beyin-antrenoru-saglik.jpeg" type="image/jpeg" length="21671"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı son derece tehlikeli olan maymun çiçeği virüsünün rehberini yayınladı]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/saglik-bakanligi-son-derece-tehlikeli-olan-maymun-cicegi-virusunun-rehberini-yayinladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/saglik-bakanligi-son-derece-tehlikeli-olan-maymun-cicegi-virusunun-rehberini-yayinladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın gündemini uzunca süredir meşgul eden ve her geçen gün tehlikeli hal almaya başlayan Maymun Çiçeği hakkında uzmanlar tarafından bir bir ardı açıklamalar gelirken Sağlık Bakanlığı da sürece dahil oldu. Maymun Çiçeği rehberi yayınlayan bakanlık bilimsel veriler ışığında kamuoyunu aydınlattı. İşte Maymun Çiçeği rehberi...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kamuoyunda Maymun çiçeği ya da m-çiçeği olarak bilinen ve giderek ölümcül bir hal alan bu hastalığa karşın dünya alarma geçerken Türk halkı da tedirgin bekleyişini sürdürüyor. Sağlık Bakanlığı ise kamuoyunu aydınlatmak için Maymun Çiçeği rehberi hazırladı.&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><u><strong>İşte Maymun Çiçeği rehberi</strong></u></p>

<p style="text-align:justify">M-Çiçeği, Poxviridae ailesindeki Orthopoxvirus cinsinin bir üyesi olan M-Çiçeği virüsünün&nbsp;(MPox) neden olduğu bir hastalıktır. Orthopoxvirus cinsinin diğer üyeleri Camelpox, Cowpox&nbsp;gibi diğer canlı türlerinde de görülebilen zoonotik virüslerdir. Aynı ailenin insana özgü türü&nbsp;olan ve genel olarak bilinen ismi ile çiçek hastalığına neden olan Variola virüsü, etkin aşılama&nbsp;ile 1980 yılında dünya üzerinden eradike edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="8334" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>M-çiçeği belirtileri</strong></p>

<p style="text-align:justify">M-Çiçeği, öncelikle Orta ve Batı Afrika'nın tropikal yağmur ormanlarında endemik olarak&nbsp;görülen ve zaman zaman dünyanın diğer bölgelerine buradan yayılan, az sayıda görülen viral&nbsp;bir zoonotik hastalıktır. Klinik olarak; ateş, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, kızarıklık ve&nbsp;büyümüş lenf nodları ile&nbsp; kendini gösteren hastalık bir dizi tıbbi komplikasyona neden olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12331" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ağır vakalara neden olabilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Semptomları genellikle 2-4 hafta süren ve kendi kendini sınırlayan M-Çiçeği ağır vakalara da&nbsp;yol açabilmektedir. Orta Afrika’daki vakalarda %10 ile en yüksek fatalite oranı saptanırken,&nbsp;Batı Afrika’da bu oran %1 olarak saptanmıştır. 2022 yılından sonra pandemik hale gelen formu&nbsp;ile bağışıklık sistemi normal kişilerde fatalite oranı binde 1’in altındadır.&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="7932" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çiçek hastalığına benziyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">M-Çiçeği döküntüleri, 1980 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından dünya çapında&nbsp;eradike edildiği ilan edilen çiçek hastalığının döküntülerine benzer. M-Çiçeği, çiçek&nbsp;hastalığından daha az bulaşıcıdır ve daha hafif seyirli bir tabloya neden olur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çiçek hastalığı için kullanılan yöntemler kısmen işe yarıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çiçek hastalığına karşı kullanılan aşılar, M-Çiçeğine karşı da belirli oranda bir koruma sağlamaktadır. Çiçek hastalığının tedavisi için geliştirilen antiviral ajanlar, M-Çiçeği tedavisi için de kullanılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/Yayinlarimiz/Rehberler/Mpox-Rehberi.pdf?fbclid=IwY2xjawEtpbBleHRuA2FlbQIxMQABHY50QrbLqEpwpvCDA1qXKTRKsO4T61WvMLlqKOewWPU-AyOL1HhIsVfPqQ_aem_bLUDW0SMBSbMJ-mTK5_fgg" rel="nofollow">Maynun Çiçeği Rehberi'nin Tamamı İçin <span style="color:#ecf0f1"><strong><span style="background-color:#c0392b">TIKLAYINIZ</span></strong></span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/saglik-bakanligi-son-derece-tehlikeli-olan-maymun-cicegi-virusunun-rehberini-yayinladi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Aug 2024 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/08/denizli-guncel-saglik-maymun-cicegi-virusu-m-cicegi-turkiyede-nedir-var-mi-oldurur-olumcul-mu.jpg" type="image/jpeg" length="75064"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuz ve Sağlık / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/tuz-ve-saglik-yararli-bilgiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/tuz-ve-saglik-yararli-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birçok hastalığa şifa olan tuzun yararları saymakla bitmez. Ancak doğru ve yeterli kullanıldığında... Dünya Sağlık Örgütü ise bir günde 5 gram tuz tüketiminin yararlı olacağını kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünya Sağlık Örgütü; hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak ve kemik sağlığını olumsuz etkilememek amacıyla günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram olarak önermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2008 yılında Türkiye Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin yaptığı ve ülke genelini yansıtan “Türk Toplumunda Tuz Tüketimi Çalışması”na göre&nbsp;<strong>tuz tüketimimizin günde 18 gram</strong>&nbsp;olduğu belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bakanlığımızca aşırı tüketildiğinde sağlığımızı olumsuz etkileyebilen tuzun daha az tüketilmesini sağlamak amacıyla 2011 yılından beri&nbsp;<strong>&nbsp;“Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı”</strong>&nbsp;uygulanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye'de tuz tüketimi hala fazla</strong></p>

<p style="text-align:justify">2012’ de tekrarlanan “Türk Toplumunda Tuz Tüketimi Çalışması”na &nbsp;göre tuz tüketimimizin biraz azalmakla beraber halen sağlığımızı olumsuz etkileyebilecek düzeyde olduğu saptanmıştır<strong>&nbsp;(15 gr/gün).</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><em>Kaynak: Sağlık Bakanlığı</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/tuz-ve-saglik-yararli-bilgiler</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Jun 2024 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/10/denizli-guncel-saglik-1.jpg" type="image/jpeg" length="60479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fiziksel Aktiviteyi Ne Kadar Biliyoruz?]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/fiziksel-aktiviteyi-ne-kadar-biliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/fiziksel-aktiviteyi-ne-kadar-biliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsanoğlu doğumdan ölüme kadar geçen yaşam serüveni içinde daima hareketlilik halindedir. Hareket insanın doğasından var. Peki yaşamın her evresinde büyük bir öneme sahip fiziksel aktiviteyi ne kadar biliyoruz? İşte ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Düzenli fiziksel aktivite; yüksek tansiyon gibi kardiyovasküler hastalık, diyabet, meme ve kolon kanseri ve depresyon riskini azaltmaktadır. Fiziksel aktivite yetersizliği en çok yüksek gelirli ülkelerde görülmektedir fakat bazı orta gelirli ülkelerde de özellikle kadınlar arasında çok yüksek seviyeler görülmektedir. Fiziksel aktivite ile koroner kalp hastalığı, inme ve diyabet riskinin azaltılması arasında direkt bir ilişki vardır. Kanıtlar, günlük 30 ila 60 dakikalık fiziksel aktivitenin göğüs ve kolon kanseri riskini ciddi ölçüde azalttığını göstermektedir. Her hafta 150 dakikalık orta şiddetli fiziksel aktivite yapmanın iskemik kalp hastalığı riskini yaklaşık %30, diyabet riskini %27, göğüs ve kolon kanseri riskini %21-25 azalttığı belirtilmektedir. Ayrıca fiziksel aktivite felç, hipertansiyon ve depresyon riskini de azaltır.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="11965" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Fiziksel aktivitenin artması sağlık harcamalarını azaltır</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dünya genelinde fiziksel hareketsizlik ve kötü beslenmenin neden olduğu sağlık sorunları için yapılan harcamalar ortalama toplam sağlık harcamalarının yaklaşık %2’sini oluşturmaktadır. Avrupa bölgesinde ise fiziksel hareketsizliğin kişi başı yıllık yaklaşık 150- 300 € maliyeti olduğu tahmin edilmektedir. Fiziksel aktivitenin arttırılması sağlık harcamalarının dolayısıyla ekonomik maliyetin azaltılmasında uygulanabilir, maliyet etkin ve en temel stratejilerden birisidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dünya Sağlık Örgütüne göre yeterince hareket etmiyoruz</strong></p>

<p style="text-align:justify">DSÖ’nün 2008 yılı raporunda dünya genelinde 15 yaş ve üzeri yetişkinlerin %31’nin yeterince hareketli olmadığı belirtilmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından 2011’de yapılan “Kronik Hastalıklar Risk Faktörleri Araştırması”na göre ise Türkiye genelinde kadınların %87’si, erkeklerin ise %77’sinin yeterli ölçüde fiziksel aktivite yapmadığı belirlenmiştir. Bu durum hareketsiz yaşam tarzının ülkemiz için ciddi boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yeterli fiziksel aktivite yapmayanlarda ölüm riski daha fazla</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmayan bireylerin, haftada 4-5 gün ve günde 30 dakika hafif veya orta düzeyde fiziksel aktivite yapan bireylere göre ölüm riskinin %20-30 arasında arttığı bildirilmiştir.&nbsp;Kronik hastalıkların ortak risk faktörlerinden birisi olan fiziksel inaktivite (fiziksel hareketsizlik), dünya genelindeki ölüme neden olan risk faktörleri sıralamasında dördüncü sırada yer almaktadır (dünya genelindeki ölümlerin % 6’sı). Obezitenin artmasına neden olan önemli faktörlerden biri de hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nın raporunda;&nbsp;</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align:justify">12 yaş ve üzeri bireylerin;
 <ul>
  <li>% 71.9’ u egzersiz yapmıyor</li>
  <li>% 9.7’si haftada 1-2 kez</li>
  <li>% 10.8’i her gün yapıyor</li>
  <li>TV, bilgisayar ve internet başında geçirilen ortalama süreler;</li>
  <li>2-5 yaş için 3.4 saat / gün ve</li>
  <li>6-11 yaş için&nbsp; 6 saat / gündür.</li>
 </ul>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Global Status Report on Noncommunicable Diseases 2010, WHO, 2011,&nbsp;Global recommendations on physical activity for health, WHO, 2010.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>‘Sağlık Bakanlığı’</strong></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/fiziksel-aktiviteyi-ne-kadar-biliyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Jun 2024 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2022/02/fiziksel-aktiviteyi-ne-kadar-biliyoruz-166.jpg" type="image/jpeg" length="69192"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson Hastalığı / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/parkinson-hastaligi-yararli-bilgiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/parkinson-hastaligi-yararli-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Parkinson hastalığı Alzheimer Hastalığından sonra en sık izlenen, beyindeki hücre dejenerasyonu (işlev kaybı ile hücre ölümü) ile giden bir nörolojik hastalıktır. Bu hastalıkta beyinde dopamin isimli bir molekülü üreten nöronların kaybı izlenmektedir. Bunun sonucunda da hareketlerin yavaşlaması, titreme, denge kayıpları gibi yakınmaların oluşmasına neden olmaktadır. Uyku bozuklukları ve kabızlık, titreme ve hareketlerde yavaşlama belirtileri ile hastalım yıllar önce başlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Parkinson hastalığı özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkmaktadır. 50 yaşından önce başlaması çok nadirdir. Erkeklerde kadınlara göre yaklaşık olarak iki kat daha sık olarak izlenmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="4310" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">Yaş, genetik faktörler, cinsiyet Parkinson hastalığında bilinen bazı risk faktörleridir. Bazı genetik mutasyonlara sahip kişilerde aile öyküsü özellikle genç yaşta Parkinson hastalığına yakalanan kişilerde daha belirgindir.</p>

<p style="text-align:justify">Parkinson hastalığının belirtileri:</p>

<p style="text-align:justify">1.İstirahat halinde izlenen titreme (tremor)</p>

<p style="text-align:justify">2.Hareketlerin yavaşlaması (bradikinezi)</p>

<p style="text-align:justify">3.Pasif eklem hareketlerini zorlaştıran kaslarda sertleşme (rijidite)</p>

<p style="text-align:justify">4. Ayakta durma dengesinin bozulması (postural instabilite)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="8225" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">Parkinson hastalığının motor bulguları ortaya çıkmadan bazı başka belirtiler kendini gösterebilir. Bunlar arasında ağrı, koku alma bozukluğu, REM uyku davranış bozukluğu (geceleri çok canlı rüyalar görüp, etrafındakilere zarar verebilecek vurma gibi bazı hareketlerle ortaya çıkan bir uyku bozukluğudur) ve otonomik sistem (mesane-bağırsak, tansiyon değişiklikleri gibi) bozuklukları gibi bulgular da izlenebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">[gallery id="5" color="bg-primary"][/gallery]</p>

<p style="text-align:justify">Parkinson hastalığının tipik bulguları ortaya çıkmaya başladığında yürürken kolları iki yanda normal şekilde sallamama, elde, bacaklarda veya çenede istirahat döneminde titreme, mimiklerin kaybının izlendiği maske yüz belirtisi, yazının giderek küçülmesi şeklinde zor okunur bir yazıya sahip olma, göz kıpma sayısında azalma, öne eğik ve yavaş şekilde yürüme, sık düşmeler, küçük adımlarla yürüme, donup kalmalar, hareketin ve konuşma hızının yavaşlaması, yutma bozuklukları, kabızlık, cinsel işlev bozuklukları, depresyon, psikoz, hayal görme, halüsinasyon, gündüz uyuklama hali, dürtü kontrol bozukluğu, ciltte yağlanmanın artması (sebore), bunama da izlenebilir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="12196" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">Parkinson hastalığında tedavi 3 ana başlıkta toplanabilir: Birinci sırayı ilaç tedavisi almaktadır. İlaç tedavisinden yeterli faydayı göremeyen hastalarda cerrahi tedavi uygulanabilmektedir. Parkinson hastalığı tanısı almış her hastada hastanın yakınmalarına göre destek tedavisi de düşünülmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sağlık Bakanlığı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/parkinson-hastaligi-yararli-bilgiler</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Apr 2024 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/04/denizli-guncel-saglik-parkinson-plus-sendromlari-alzheimer-symptoms-olumcul-mudur-dunya-parkinson-hastaligi-gunu.jpg" type="image/jpeg" length="93499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen Öksürük ve Nedenleri / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/gecmeyen-oksuruk-ve-nedenleri-yararli-bilgiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/gecmeyen-oksuruk-ve-nedenleri-yararli-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Normal şartlarda öksürük, birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Ancak, 2 haftadan uzun süren öksürük, geçmeyen öksürük olarak kabul edilir.</p>

<p style="text-align:justify">Geçmeyen öksürüğün birçok nedeni olabilir. En yaygın nedenler şunlardır:</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="11155" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">* Enfeksiyonlar: Viral veya bakteriyel solunum yolu enfeksiyonları, geçmeyen öksürüğün en yaygın nedenidir. Bu enfeksiyonlar, soğuk algınlığı, grip, zatürree, bronşit ve tüberküloz gibi hastalıklara neden olabilir.</p>

<p style="text-align:justify">* Alerjiler: Alerjiler, geçmeyen öksürüğün başka bir yaygın nedenidir. Alerjik öksürük, polen, toz akarları, evcil hayvan tüyleri veya diğer alerjenlerle temastan kaynaklanabilir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="9161" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify">* Reflü hastalığı: Gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH), mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasına neden olan bir durumdur. GÖRH, geçmeyen öksürüğün bir başka yaygın nedenidir.</p>

<p style="text-align:justify">*Astım: Astım, hava yollarının iltihaplanması ve daralmasına neden olan bir kronik akciğer hastalığıdır. Astım, geçmeyen öksürüğün bir diğer yaygın nedenidir.</p>

<p style="text-align:justify">* Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH): KOAH, hava yollarının daralmasına ve tahriş olmasına neden olan bir kronik akciğer hastalığıdır. KOAH, geçmeyen öksürüğün bir diğer yaygın nedenidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">* Diğer hastalıklar: Geçmeyen öksürük, diğer bazı hastalıklara da bağlı olabilir. Bu hastalıklar arasında kalp yetmezliği, akciğer kanseri, tüberküloz, romatoid artrit, sarkoidoz ve silikozis gibi hastalıklar yer alır.</p>

<p style="text-align:justify">Kaynak: Cerrahi Hastanesi</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="8299" color="bg-primary"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/gecmeyen-oksuruk-ve-nedenleri-yararli-bilgiler</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Feb 2024 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2024/02/denizli-guncel-saglik-cerrahi-hastanesi-ameliyat-gecmeyen-oksuruk-ve-nedenleri-enfeksiyon-neden-nasil-onlenir-alerji-alerjik-hastalar-denizlide-saglik-merkezi-kurulusu.jpg" type="image/jpeg" length="55332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/alzheimer-yararli-bilgiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/alzheimer-yararli-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer, özellikle ileri yaş grubunda ortaya çıkan öncelikle bellek kaybı, davranış ve uyku değişiklikleri ile kendini belli eden kronik, ilerleyici bir hastalıktır.</p>

<p>Geçmiş yaşam ve sağlık kaliteniz kadar genetik faktörler de alzheimerin ortaya çıkmasında önemlidir.</p>

<p><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/denizli-guncel-saglik-yasam-kalitesi-tekden-hastanesi-yaslilar-denizli-haber-alzheimer-hastalari-hastaligi.jpg" style="width: 860px; height: 505px;" /><strong>En sık Belirtileri;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Gündelik hayatı etkileyecek şekilde unutkanlık</li>
 <li>Hesaplama ve planlama yaparken zorlanma</li>
 <li>Daha önce sorunsuz bir şekilde yapılan görevleri yapamamak</li>
 <li>Zaman ve mekanları karıştırmak</li>
 <li>Görüntüleri algılamada zorlanmak</li>
 <li>Konuşma ve anlama kabiliyetinde güçlük çekmek</li>
 <li>Eşyaları kaybetmek</li>
 <li>Karar vermede güçlük çekmek</li>
 <li>Sosyal aktivitelerden kaçınmak</li>
 <li>Kişilik ve davranışlarda değişiklik göstermek</li>
</ul>

<p>[related-posts id="11848" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p>Alzheimer ile ilgili olası belirtileri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden mutlaka Nöroloji uzmanına başvurmasında fayda vardır.</p>

<p>Kaynak: Tekden Hastanesi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/alzheimer-yararli-bilgiler</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Nov 2023 21:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/denizli-guncel-saglik-alzheimer-dernegi-hastaligi-tekden-hastanesi-noroloji-hasta-doktor-hemsire-hasta-bakici-saglik-calisani.jpg" type="image/jpeg" length="57843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[10 Büyük Küresel Halk Sağlığı Tehdidi Arasında]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/10-buyuk-kuresel-halk-sagligi-tehdidi-arasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/10-buyuk-kuresel-halk-sagligi-tehdidi-arasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizlili Doktor Seçil Deniz, Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası'nda mühim açıklamalarda bulundu. Antimikrobiyal konusunda uyarılarda bulunan Deniz, Antimikrobiyal Direncin insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük 10 küresel halk sağlığı tehdidinden biri olduğunu hatırlattı. İşte ayrıntılar....]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Kl. Mik. AD. Dr. Seçil Deniz, Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası'nda mühim açıklamalarda bulundu. Tüm dünyada antibiyotik direnci konusunda farkındalığı artırmak amacıyla kabul edilen bu haftanın önemine değinen Deniz, Antimikrobiyal Direncin insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük 10 küresel halk sağlığı tehdidinden biri olduğunu hatırlattı.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İŞTE SEÇİL DENİZ'İN AÇIKLAMALARI</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan antibiyotikler etkisiz hale geldiğinde, antimikrobiyal direnç ortaya çıkar. Antimikrobiyal direnç, enfeksiyonların tedavisinin zor veya imkansız hale gelmesine neden olarak hastalıkların yayılmasına, ciddi hastalık ve ölüm risklerinin artmasına neden olan, hem insanlar hem de hayvanlar, bitkiler ve çevre için ciddi bir sağlık tehdidir. Tüm dünyada antibiyotik direnci konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 2015 yılından bu yana 18 Kasım gününü içine alan 18-25 Kasım tarihleri arasındaki hafta “Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası” olarak ilan edilmiştir. 2020 yılından itibaren Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım örgütü (FAO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) bir araya gelerek bu haftanın kapsamını antibiyotiklerden tüm antimikrobiyallere doğru genişletmiş, “Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası” olarak adlandırmıştır. 2023 yılında ise bu “Dünya Antimikrobiyal Direnç Farkındalık Haftası” olarak yeniden adlandırılmıştır. Bu haftanın amacı, dirençli enfeksiyonların ortaya çıkmasını ve yayılmasını azaltmak için Antimikrobiyal Direnç konusunda farkındalığı ve anlayışı artırmak ve bunu da hep birlikte yapmaktır. Bu nedenle 2023 yılının teması 2022'de olduğu gibi "Antimikrobiyal Direnci Birlikte Önlemek" olarak belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align: justify;">Dünya Sağlık Örgütü, Antimikrobiyal Direncin insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük 10 küresel halk sağlığı tehdidinden biri olduğunu beyan etmiştir. Dirençli bakteriler nedeniyle bir çok cerrahi operasyon, organ nakilleri, kanser, diyabet ve astım gibi kronik hastalıkların tedavisi daha riskli hale gelmektedir. Her yıl bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle 5 milyon insan ölmektedir ve 2050 yılında dünyada yılda 10 milyon kişinin hayatını bu nedenle kaybedeceğinin tahmin edildiği belirtilmektedir.</p>

<p style="text-align: justify;">Dirençli mikroorganizmaların, hastane ortamlarında ve toplumda insanlar arasında yayılması yanı sıra, direnç genlerinin hayvanlar, bitkiler, toprak ve sular yoluyla ekosistem içerisinde bir döngü şeklinde yayılması söz konusudur. Dünyanın herhangi bir ülkesinde ortaya çıkan ‘Antimikrobiyal Direnç’ sorunu kısa süre içinde diğer ülkelere yayılmakta ve tüm dünyayı ilgilendiren boyuta gelmektedir. İnsanlarda, hayvancılık ve tarımda antimikrobiyallerin aşırı ve uygunsuz kullanımı ilaca dirençli patojenlerin gelişiminde ana etkenlerden biridir. Ayrıca temiz suya erişim ve sanitasyon eksikliği, sağlık tesislerinde yetersiz enfeksiyon önleme ve kontrolü dahil olmak üzere birçok faktör antimikrobiyal direncinin ortaya çıkmasını ve yayılmasını artırmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Antimikrobiyallerin etkinliğinin koruması için ‘’Tek Sağlık’’ yaklaşımı çerçevesinde sektörler arası ve ülkeler arası işbirliği önemlidir. Toplum, sağlık çalışanları, çiftçiler, hayvan sağlığı uzmanları ve politika yapıcılar arasında antibiyotik direncinin yayılmasını önlemeye yönelik iyi uygulamalar teşvik edilmeli, tüm sektörlerin antimikrobiyalleri ihtiyatlı ve uygun şekilde kullanması, enfeksiyon vakalarını azaltmak için önleyici tedbirler alması ve antimikrobiyal kontamine atıkların imhasında iyi uygulamaları takip etmesi sağlanmalıdır.</p>

<p style="text-align: justify;">Sağlık alanında sağlık bakımı, el hijyeni gibi standart önlemleri içeren gerekli bütün enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanmasının sağlanması, aşı ile önlenebilen hastalıklarda etkili bağışıklama programlarının yürütülmesi, yanısıra, diğer sektörlerde de hijyen, sanitasyon ve gıda güvenliği uygulamalarının geliştirilmesi de dirence karşı mücadelede önem arz etmektedir</p>

<p style="text-align: justify;">Uygunsuz ve aşırı antimikrobiyal kullanımının önlenmesinde önemli bir faktör olan ‘Akılcı Antimikrobiyal Kullanımı’nın sağlanabilmesi için öncelikle kanıta dayalı tanı yöntemleri kullanılarak enfeksiyonların tanısının doğru konulması gereklidir. Mikrobiyolojik testler ile etkenin kısa sürede belirlenmesi ve antimikrobiyal duyarlılık testleri çalışılması doğru antibiyotik seçiminde en önemli etkendir.</p>

<p style="text-align: justify;">Antibiyotikler sadece hekimin reçete ettiği durumlarda, eczacının danışmanlığında uygun miktar ve sürede kullanılmalıdır. Hekim reçete etmedikçe kendi kendine ya da eş-dost önerisiyle antibiyotik kullanılmamalıdır. Özellikle grip ya da nezle gibi virüslere bağlı solunum yolu enfeksiyonlarında antibiyotiklerin tedavide yerinin olmadığı unutulmamalıdır. Hekimler, antimikrobiyalleri reçete ederken akılcı antibiyotik kullanımını benimsemeli, güncel klinik rehberleri izlemeli, hastların da doğru antibiyotik kullanımına yönelmesi için öncü olmalıdırlar.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/denizli-saglik-saglik-bakanligi-antimikrobiyal-direnc-berna-ozturk-saglik-haberleri-denizlililer-antibiyotikler.jpg" style="width: 860px; height: 860px;" /></p>

<p style="text-align: justify;">Elleri sık sık yıkamak, tüketilen besinlerin hijyenine önem vermek, hasta kişilerle temastan kaçınmak, aşıları önerilen şekilde yaptırmak da antibiyotik direnci sorununun engellenmesine yönelik alınabilecek bireysel önlemlerden birkaçıdır.</p>

<p style="text-align: justify;">Diğer yandan tarımsal üretimdeki ilerlemelerin beraberinde getirdiği tarımsal kimyasal, gübre ve antibiyotik uygulamalarından kaynaklanan çevresel sonuçlar da küçümsenmemelidir. Gıdaların sağlıklı üretimini, dağıtımını, hazırlanmasını ve bunları tüm toplumun kullanımına sunan yerel tarımsal gıda sistemlerinin desteklemesi bu konuda alınabilecek toplumsal önlemlerdendir.</p>

<p style="text-align: justify;">Hem sağlık çalışanları hem de toplum olarak, antimikrobiyallerin akılcı kullanılması konusunda farkındalığımızı artırmamız gerekmektedir. İnsanlar antibiyotiklerin kullanım şeklini değiştirmezlerse, yeni antibiyotikler de mevcut antibiyotiklerle aynı kaderi paylaşacak ve etkisiz hale gelecektir. Gelecekteki tedavi seçenekleri sınırlı umut vaat etmektedir, antibiyotik öncesi dönemi yaşadığımız günlerde olduğumuz söylenebilir. Artık antibiyotikler küresel bir kamu malı olarak değerlendirilmeli, ileriye dönük planlar şimdiden tartışılmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/10-buyuk-kuresel-halk-sagligi-tehdidi-arasinda</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Nov 2023 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/11/denizli-guncel-saglik-secil-deniz-dunya-antimikrobiyal-haftasi-antibiyotik-direnci-nedir-doktor-doktorlar-hastaneler-hastane-saglik-calisanlari-pamukkale-universitesi-hastaneleri-saglik-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="32471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tibet Çanakları ile Ses Terapisi / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/tibet-canaklari-ile-ses-terapisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/tibet-canaklari-ile-ses-terapisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Binlerce yıldır şifa amacıyla kullanılan Tibet Çanakları, günümüzde de rahatlatıcı etkisi nedeniyle ses terapisinde kullanılıyor. Yoga ve nefes terapileriyle birlikte de kullanılan Tibet çanakları, psikologların da ilgisini çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hindistanlı şifacı Dr. Alok Choudhuri&nbsp;ile birlikte ses terapileri gerçekleştiren Psikolog Ürke Yağmur Demiroğlu, Tibet çanaklarının zihni sakinleştirdiğini, kan basıncını düşürdüğünü ve insanda içsel bir huzur hali sağladığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Ses ve müzik eski çağlardan beri tedavi ve meditasyon amacıyla kullanılıyor. Bunun için kullanılan araçlardan biri de Tibet Çanakları. 2 bin 500 yıl önce Buda’nın şifa için kullandığı kaydedilen bu çanaklarla, günümüzde de ses terapisi yapılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tibet çanaklarının kullanımıyla ilgili eğitim vermek için Türkiye’ye gelen Hindistanlı şifacı Dr. Alok Choudhuri, Denizli ve İstanbul’da Tibet Çanakları ile grup terapileri ve bireysel terapiler yaptıktan sonra ülkesine döndü. Bu konuda önemli bilimsel araştırmalar yapıldığını ifade eden Choudhuri, &nbsp;geleceğin ilacının frekans ve sesler olduğunu belirterek, ilaçsız bir dünya hedefi için çalıştıklarını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Tibet Çanaklarının dünyada Himalaya Çanakları olarak da bilindiğini kaydeden Dr. Alok Choudhuri, “Evrenin başlangıcından beri her zaman ses vardı. Her şey ses. Bunu çok eski yazıtlarda da görüyoruz. Tibet çanakları 60-70 yıldır modern bilim tarafından fark edildi ve kullanılmaya başlandı. Frekansları doğru kullandığınızda her şeye iyi geliyor” dedi,</p>

<p style="text-align:justify">Dr. Alok Choudhuri’nin Türkiye programını organize eden Mavi Ada Terapi Merkezi’nin&nbsp; kurucusu Psikolog Ürke Yağmur Demiroğlu ise, Tibet çanakları ile yapılan ses terapisinin zihni sakinleştirdiğini, kan basıncını düşürdüğünü, uykusuzluk, yorgunluk ve strese iyi geldiğini ve insanda içsel bir huzur hali sağladığını dile getirdi,</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="455" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/09/psk-urke-yagmur-demiroglu-alok-choudhuri.JPG" width="650" /></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;Şifalandırıcı etkisi nedeniyle Tibet Çanakları ile ses terapisini zaman zaman psikoterapilerin içine entegre ettiğini belirten Psikolog Ürke Yağmur Demiroğlu şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">“Tibet çanakları ile yaptığımız grup terapilerinde etkisini gözlemledim. Duygu bedende açılımlara vesile oluyor. O açılımla birlikte kişi bir şeyin farkına varabiliyor. &nbsp;Bazen başka sübtil bedenlerimizden de mesajlar gelebiliyor. Kişinin hayatında bir blokaj varsa, onun için bir niyetle oturduysa, seanstan sonra o sesler belirli bir yere dokunuyor ve kişide bir farkındalık yaratıyor. O duygu neden oradan çıktı? O vizyon neden geldi? Onu sorduğumuzda bizi çözüme ulaştırabiliyor. Ama değilse çok iyi bir uyku için, daha sakin bir hayat için, daha farkında daha odaklanmış bir zihin için etkili oluyor. Özellikle bebekler ve çocuklar bundan çok faydalanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Grup seanslarından sonra birebir geri bildirim çok önemli. Duyguyu ya da bir rahatsızlığı ortaya çıkarmak kolay ama ondan sonrasında çıkan bu duyguyla ne yapabilirim ne anlatıyor bunları düzenleyip yeniden çerçevelendirmek gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tibet Çanakları ile ses terapisi; nefes seansları ve yoga seanslarının içine de çok güzel entegre edilebiliyor.”</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ses Çanakları Nedir?</strong><br />
<br />
Ses çanakları, antik dönemlerden beri kullanılan ve günümüzde de hala tercih edilen müzik aletlerinden biridir. Genellikle metal alaşımından yapılan ve çeşitli boyutlarda bulunan bu çanaklar, zarif ve etkileyici sesleriyle dikkat çekerler. Son yıllarda meditasyon amaçlı sıkça tercih edilmektedir.<br />
<br />
<strong>Ses Çanakları Nasıl Etki Eder?</strong><br />
<br />
Bütün nesne ve canlıların kendilerine has titreşimleri vardır. Bizlerde olumlu veya olumsuz düşüncelerimizle yaydığımız titreşimler sayesinde diğer nesne ve canlılarla iletişim kurarız. Bir çanak, uygun bir şekilde titreştiğinde, doğal titreşim frekansında rezonansa geçer ve bu da çevredeki havayı ve nesneleri titreştirir. Rezonans yasası adını verdiğimiz bu durumu anlamak, ses çanakları eğitimi sırasında, çanakları en iyi şekilde çalmanızı ve onların benzersiz titreşimlerini kontrol etmenizi sağlar.<br />
<br />
<strong>Faydaları Nelerdir?</strong><br />
<br />
İçsel iyi oluş halini arttırır.<br />
Negatif enerjileri temizler.<br />
Duyguları dengeler.<br />
Uykusuzluk (insomnia), yorgunluk ve strese iyi gelir.<br />
Kronik ağrı ve anksiyeteyi azaltır.<br />
Bağışıklık sistemini güçlendirir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Binlerce yıldır şifa amacıyla kullanılan Tibet Çanakları, günümüzde de rahatlatıcı etkisi nedeniyle ses terapisinde kullanılıyor. Yoga ve nefes terapileriyle birlikte de kullanılan Tibet çanakları, psikologların da ilgisini çekiyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hindistanlı şifacı </strong><strong>Dr. Alok Choudhuri</strong>&nbsp;<strong>ile birlikte ses terapileri gerçekleştiren Psikolog Ürke Yağmur Demiroğlu, Tibet çanaklarının zihni sakinleştirdiğini, kan basıncını düşürdüğünü ve insanda içsel bir huzur hali sağladığını söyledi.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ses ve müzik eski çağlardan beri tedavi ve meditasyon amacıyla kullanılıyor. Bunun için kullanılan araçlardan biri de Tibet Çanakları. 2 bin 500 yıl önce Buda’nın şifa için kullandığı kaydedilen bu çanaklarla, günümüzde de ses terapisi yapılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tibet çanaklarının kullanımıyla ilgili eğitim vermek için Türkiye’ye gelen Hindistanlı şifacı Dr. Alok Choudhuri, Denizli ve İstanbul’da Tibet Çanakları ile grup terapileri ve bireysel terapiler yaptıktan sonra ülkesine döndü. Bu konuda önemli bilimsel araştırmalar yapıldığını ifade eden Choudhuri, &nbsp;geleceğin ilacının frekans ve sesler olduğunu belirterek, ilaçsız bir dünya hedefi için çalıştıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Tibet Çanaklarının dünyada Himalaya Çanakları olarak da bilindiğini kaydeden Dr. Alok Choudhuri, “Evrenin başlangıcından beri her zaman ses vardı. Her şey ses. Bunu çok eski yazıtlarda da görüyoruz. Tibet çanakları 60-70 yıldır modern bilim tarafından fark edildi ve kullanılmaya başlandı. Frekansları doğru kullandığınızda her şeye iyi geliyor” dedi,</p>

<p style="text-align:justify">Dr. Alok Choudhuri’nin Türkiye programını organize eden Mavi Ada Terapi Merkezi’nin&nbsp; kurucusu Psikolog Ürke Yağmur Demiroğlu ise, Tibet çanakları ile yapılan ses terapisinin zihni sakinleştirdiğini, kan basıncını düşürdüğünü, uykusuzluk, yorgunluk ve strese iyi geldiğini ve insanda içsel bir huzur hali sağladığını dile getirdi,</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;Şifalandırıcı etkisi nedeniyle Tibet Çanakları ile ses terapisini zaman zaman psikoterapilerin içine entegre ettiğini belirten Psikolog Ürke Yağmur Demiroğlu şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">“Tibet çanakları ile yaptığımız grup terapilerinde etkisini gözlemledim. Duygu bedende açılımlara vesile oluyor. O açılımla birlikte kişi bir şeyin farkına varabiliyor. &nbsp;Bazen başka sübtil bedenlerimizden de mesajlar gelebiliyor. Kişinin hayatında bir blokaj varsa, onun için bir niyetle oturduysa, seanstan sonra o sesler belirli bir yere dokunuyor ve kişide bir farkındalık yaratıyor. O duygu neden oradan çıktı? O vizyon neden geldi? Onu sorduğumuzda bizi çözüme ulaştırabiliyor. Ama değilse çok iyi bir uyku için, daha sakin bir hayat için, daha farkında daha odaklanmış bir zihin için etkili oluyor. Özellikle bebekler ve çocuklar bundan çok faydalanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Grup seanslarından sonra birebir geri bildirim çok önemli. Duyguyu ya da bir rahatsızlığı ortaya çıkarmak kolay ama ondan sonrasında çıkan bu duyguyla ne yapabilirim ne anlatıyor bunları düzenleyip yeniden çerçevelendirmek gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tibet Çanakları ile ses terapisi; nefes seansları ve yoga seanslarının içine de çok güzel entegre edilebiliyor.”</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ses Çanakları Nedir?</strong><br />
<br />
Ses çanakları, antik dönemlerden beri kullanılan ve günümüzde de hala tercih edilen müzik aletlerinden biridir. Genellikle metal alaşımından yapılan ve çeşitli boyutlarda bulunan bu çanaklar, zarif ve etkileyici sesleriyle dikkat çekerler. Son yıllarda meditasyon amaçlı sıkça tercih edilmektedir.<br />
<br />
<strong>Ses Çanakları Nasıl Etki Eder?</strong><br />
<br />
Bütün nesne ve canlıların kendilerine has titreşimleri vardır. Bizlerde olumlu veya olumsuz düşüncelerimizle yaydığımız titreşimler sayesinde diğer nesne ve canlılarla iletişim kurarız. Bir çanak, uygun bir şekilde titreştiğinde, doğal titreşim frekansında rezonansa geçer ve bu da çevredeki havayı ve nesneleri titreştirir. Rezonans yasası adını verdiğimiz bu durumu anlamak, ses çanakları eğitimi sırasında, çanakları en iyi şekilde çalmanızı ve onların benzersiz titreşimlerini kontrol etmenizi sağlar.<br />
<br />
<strong>Faydaları Nelerdir?</strong><br />
<br />
İçsel iyi oluş halini arttırır.<br />
Negatif enerjileri temizler.<br />
Duyguları dengeler.<br />
Uykusuzluk (insomnia), yorgunluk ve strese iyi gelir.<br />
Kronik ağrı ve anksiyeteyi azaltır.<br />
Bağışıklık sistemini güçlendirir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler, Yaşam</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/tibet-canaklari-ile-ses-terapisi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Sep 2023 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/uploads/2023/09/tibet-canaklari-zihni-sakinlestiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="14690"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser Hastalarına Öneriler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/kanser-hastalarina-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/kanser-hastalarina-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>Kanser tanısı alan birçok kişi ve ailesi için kanserle yaşam, fiziksel olduğu kadar aynı zamanda depresyon, endişe veya çeşitli korkuların da eşlik edebildiği psikolojik açıdan da zor bir süreçtir.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Kanser Hastalarına Öneriler</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kanserin psikolojik etkileri konusunda yapılan 20 yıllık araştırmanın sonucunda hastaların sosyal ve ruhsal yaşamlarına yönelik ortaya çıkan öneriler yedi başlık altında toplanmıştır.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"center","id":11788,"width":575,"height":323,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img alt="" class="wp-image-11788" height="323" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanserle-mucadele-kanserle-dans-kanser-haberleri-denizli-kanser-hastalarina-oneriler.jpg" width="575" /></figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">İşte bu öneriler;</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">1. Sosyal bağlarınızı güçlendirmeye çalışın.</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>Hastalar tedavi sürecinde iş, aile hayatı ya da yaşamın günlük akışından uzaklaşırlar. Aile üyeleri ve arkadaşlar genellikle hastanın yanında kanserden söz etmekten çekinirler. Bu nedenle diğer insanlarla iletişim için yeni yollar deneyin: aile üyeleriyle iyi bir destek grubuna katılın ve arkadaşlarınızdan yardım istemeye çekinmeyin. Kanserin sizi toplumdan ve günlük hayattan uzaklaştırmasına izin vermeyin.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"center","id":11789,"width":628,"height":353,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img alt="" class="wp-image-11789" height="353" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanserin-tedavisi-var-mi-erken-teshis-hayat-kurtarir.webp" width="628" /></figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">2. Duygularınızı daha fazla ifade edin.</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>Birçok kişi kanser nedeniyle duyduğu öfke, korku, endişe gibi duyguları kontrol altına alarak hastalığı da kontrol altına alabileceğini düşünüyor. Bu duyguların bastırılmasının hastalığın kontrolünde etkili olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Tam tersine uzmanlar, hastalık ile ilgili duyguların dürüst bir şekilde ifade edilmesinin süreci kolaylaştırdığını vurguluyor. Ayrıca hissettiklerinizi çevreniz ile paylaşmak sizi birbirinize yakınlaştıracaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"center","id":11790,"width":614,"height":345,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img alt="" class="wp-image-11790" height="345" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanser-hastalari-moralini-yuksek-tutmali-hasta-yakinlari.jpg" width="614" /></figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">3. Ölümle ilgili korkularınızı yakınlarınız ile paylaşın.</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>Her insan ölümden korkar, bu normal bir tepkidir. Günümüzde kanser tanısı alanların yarısından çoğu bu hastalığı atlatmasına rağmen, kişiler yıllar öncesinde duyduğu şeyler ve toplum algısı nedeniyle ölüm korkusunu daha yoğun hissedebilmektedirler. Ölüm korkusuna ölümün kendisinden daha çok o süreç, acı çekme ve sevdiklerinden ayrılma korkusu neden olmaktadır. Açıkça ve çözümleyici biçimde ölüm korkusunu konuşmak; ölümle ilgili endişeleri hafifletiyor, kendinizi daha iyi ve güçlü hissetmenizi sağlıyor. Bunun için gerçekten güvenebileceğiniz bir kişi bulun; bu bir destek grubu, psikoterapist, doktor veya size yol gösterebileceğini düşündüğünüz bir din adamı olabilir. Güvendiğiniz bu kişilerle mutlaka konuşun.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"center","id":11791,"width":598,"height":336,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img alt="" class="wp-image-11791" height="336" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanserli-hastalari-nasil-motive-ederiz-kanserle-mucadele-oneriler-saglik-bakanligi.jpg" width="598" /></figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">4. Yaşamdaki önceliklerinizi yeniden belirleyin.</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>Size keyif veren ve mutlu eden ne varsa onlara daha fazla vakit ayırın: sevdikleriniz, gerçekleştirmek istediğiniz projeler ya da başkalarına yardım etmek gibi. Gereksiz gelen şeyleri, yükümlülükleri hayatınızdan çıkarın.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"center","id":11792,"width":613,"height":345,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img alt="" class="wp-image-11792" height="345" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanser-hastalarina-oneriler-denizli-saglik-haberleri.jpg" width="613" /></figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">5. Aile bağlarınıza önem verin.</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>Sevdikleriniz ve ailenizle ilişkilerinizi kuvvetlendirmeye, onlarla zaman geçirmeye özen gösterin. Ailenizle sorunlarınızı açıkça tartışın ve ihtiyaçlarınız konusunda onlara karşı dürüst olun. Bunlarla birlikte hastalığınızla mücadele ederken ailenize yardım etmeyi unutmayın.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"center","id":11793,"width":643,"height":362,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img alt="" class="wp-image-11793" height="362" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanser-hastalari-doktorunuzla-bag-kurun-denizli-haber-guncel-saglik.webp" width="643" /></figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">6. Doktorunuzla güçlü bir ilişki kurun.</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>İyi bir hasta-doktor ilişkisi için şu üç unsur çok önemlidir: İletişim, kontrol ve ilgi. Doktorunuza karşı olan talepleriniz konusunda onunla açık şekilde konuşun. Tedavi seçeneklerinizle ilgili daha fazla bilgi edinin ve tedavinin karar aşamasına dâhil olun. Sadece tedavinizle değil, aynı zamanda sizin kişiliğinizle de ilgilenen bir doktor ile tedavinizi sürdürün. Tedaviniz süresince doktorunuza karşı takdirinizi, memnuniyetinizi göstermekten kaçınmayın.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"center","id":11794,"width":628,"height":353,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img alt="" class="wp-image-11794" height="353" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanserle-basa-cikma-mucadele-motivasyonu-yuksek-tutmak.jpg" width="628" /></figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:heading -->

<h2 class="wp-block-heading">7.Kanserin neden olabileceği ağrı veya anksiyete gibi bulgularla nasıl baş edeceğinizi öğrenin.</h2>
<!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph -->

<p>Örneğin dikkatinizi ağrıya odaklamak yerine, endişelerinizi hafifletmek için nefes egzersizlerinizden ya da başka yöntemlerden faydalanarak ağrılarla kendi kendinize başa çıkmayı öğrenebilirsiniz.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><em>Kaynak: Sağlık Bakanlığı</em></p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/kanser-hastalarina-oneriler</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Sep 2023 00:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/09/kanser-hastalarina-oneriler-kanserle-mucadele-hasta-yakinlari.jpg" type="image/jpeg" length="67220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Kanser]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/cocuklarda-kanser</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/cocuklarda-kanser" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>Kanser çocuklar ve gençler için tüm dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Her yıl yaşları 0-19 yaşları arasında değişen 300.000 çocuğa kanser teşhisi koyulmaktadır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Çocuklarda Görülen Kanser Türleri</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Ülkemizde ve dünyada çocukluk döneminde görülen kanser vakalarının %30’unu lösemi oluşturur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kalan %70 içerisinde, Türkiye’de ikinci sırada lenf bezi kanserleri (Hodgkin ve Hodgkin-dışı lenfoma) vardır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bu kanser türlerini sırasıyla sinir sistemi tümörleri, nöroblastoma, Wilms tümörü ve yumuşak doku sarkomaları (rabdomiyosarkoma) takip etmektedir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuklarda kemik, deri, göz ve karaciğer tümörleri daha az görülmektedir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:list -->
<ul><!-- wp:list-item -->
<li>Lösemiler % 30</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Lenfomalar % 20</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Sinir Sistemi tümörleri % 10-15</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Nöroblastoma % 7-8</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Wilms tümörü % 6-7</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Rabdomyosarkom % 5-6</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Kemik tümörleri % 4-5</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Germ hücreli tümörler % 3-4</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Retinoblastomalar % 2-3</li>
<!-- /wp:list-item -->

<!-- wp:list-item -->
<li>Karaciğer tümörleri % 1</li>
<!-- /wp:list-item --></ul>
<!-- /wp:list -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Çocuk Hastalarda Kanser İyileşme Oranları</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocukluk dönemi kanserlerinin özelliklerinden biri, çok hızlı çoğalıp büyüyebilen türler olmalarıdır. Hızla büyüyüp belirgin hale gelmeleri birkaç hafta içerisinde gerçekleşir. Hızlı büyümeleri nedeniyle ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisine (radyoterapi) hassastırlar. Bu sebeple çocukluk dönemi kanserlerinin üçte ikisi tamamen iyileşmektedir. Çocukluk dönemi kanserlerinin tedavisinde ameliyat, ışın ve ilaç tedavileri bir arada kullanılırlar. Genel olarak tedavi bitiminden 2-3 yıl sonra kanser tekrarlamazsa hasta tamamen sağlığına kavuşmuştur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>1960’larda çocukluk çağı lösemilerinin iyileşme oranı %5 iken günümüzde %75-80 oranındadır. Bezelerin kötü huylu hastalığı olan Hodgkin hastalığı % 90, Hodgkin-dışı lenfoma hastalığı % 75 oranında iyileşmektedir. Erken tanıda kemik tümörü olan osteosarkoma ve Ewing lenfoma hastalığı %60, böbrek tümörü Wilms ise %90 oranında iyileştirilebilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Çocuklarda Kanser Neden Olur</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Yetişkin kanserlerindeki gibi çocukluk kanserlerinde de çevresel ve kalıtsal faktörler rol oynamaktadır. Gen bozuklukları, ailevi yatkınlık, bağışıklık bozuklukları, doğumsal hastalıklar ve anomaliler başta gelen kalıtsal faktörlerdir. Çevresel faktörler ise; fizik (radyasyon), kimya (ilaç, endüstri tarım ürünleri), virüsler ve beslenme olarak sayılabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuk dönemi kanserlerinde akraba evlilikleri önemli bir etkendir. Bu evliliklerin engellenmesi çocukluk kanserlerinden korunmanın başlıca yollarındandır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Doğum anından itibaren çocuğun güçlü bir bağışıklık sistemi olması için gereken önlemlerin alınası kanser ve birçok hastalığa karşı savaşta önemli bir yere sahiptir. Bu önlemlerin başında doğru beslenme, temizlik ve çocukluk aşıları gelir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Genetik Faktörler</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kromozom bozuklukları veya tek gen defektleri genetik faktörler içerisinde yer alır. Bazı doğumsal anormallikler pediatrik kanserlerin öncüsü olabilir. Örneğin belirli bazı sendromlar kolayca tespit edilmiş anomalilerdir ve gizli bir tümör olabileceğinden, çocuk dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Down Sendromu en fazla tanımlanabilen sendromdur ve akut lösemi ihtimalini artırır. Hayatlarının ilk 10 yılında lösemi gelişme riski Down Sendromlu çocuklarda 10-18 kat daha fazladır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Çevresel Faktörler</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Araştırmalarda yetişkin kanserlerinin çoğunda olduğu gibi bazı çocukluk çağı tümörlerinin de çevresel faktörlerden kaynaklandığı görülmüştür.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Doğum öncesi dönemde alınan bazı ilaçlar ve iyonize radyasyon çocukta kanser gelişimine neden olabilmektedir. Örneğin çocukluk dönemi kanserleri açısından rahim içindeki bebeğin röntgen ışınlarına maruz kalması bir risk faktörüdür. Çocuklarda spondilan artrit gibi hastalıklar için kullanılan radyasyonun, sonrasında ALL oluşumunu arttırdığı düşünülmektedir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Hayvanlarda ve insanlarda çeşitli DNA ve RNA virüsleri kansere neden olmaktadır. Epstein-Barr virüsünün Burkitt Lenfoma ve nazofarenks (üst yutak) kanseri ile ilişkisi uzun yıllardır yapılan çalışmalar ile tespit edilmiştir. Bir başka DNA virüsü olan Hepatit-B virüsünün de hepatasellüler karsinomaya (karaciğer kanseri) neden olduğu bilinmektedir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":11396,"width":622,"height":350,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/08/erken-teshis-hayat-kurtarir-cocuk-kanser.webp" alt="" class="wp-image-11396" width="622" height="350"/></figure>
<!-- /wp:image -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Erken tanı yetişkinlerdeki gibi çocuklarda da önemli bir yere sahiptir. Çocuklarda oluşan beze, kansızlık, karın şişliği ya da herhangi biri dokuda anormal bir büyüme görüldüğünde hemen doktora başvurulmalı ve nedeni soruşturulmalıdır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuğun cildinde solukluk, nokta şeklinde kanamalar veya morluklar varsa; dalağı ve karaciğeri, bezeleri büyümüşse; ayrıca halsizlik, yorgunluk, kemik ağrısı gibi belirtiler varsa çocukta lösemi gelişmiş olabileceği düşünülebilir. Bu durumda hemen bir kan tahlili ve kesin tanı için gerekli görülen durumlarda kemik iliği incelemesi yapılır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Çocuğun lenf bezlerinde şişlikler, ateş, halsizlik, kilo kaybı, gece terlemeleri, kaşıntı gibi belirtiler görüldüğünde ise Hodgkin hastalığı düşünülmelidir. Kesin tanı için lenf bezine biyopsi yapılır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Nöroblastoma olarak isimlendirilen böbreküstü bezinden veya sempatik sinir sisteminden köken alan bir tümör; küçük çocuklarda ağrısız karın kitlesine, öksürük ya da ateşe, deri altında nodül ismi verilen küçük şişliklere, ciltte solukluğa, gözlerin tek ya da çift taraflı öne fırlamasına ve göz çevresinde morluklara neden olabilir. Tanı için biyopsi ya da kemik iliği tahlili, idrarda vanil mandelik asit testi (VMA testi) yapılır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Küçük çocuklarda görülen ve bir böbrek tümörü olan Wilms tümörü; ağrısız karın kitlesi veya nadiren karın ağrısı ve karında şişlik, idrarda kan, gözün renkli tabakası olan irisin yokluğu gibi belirtiler ile ortaya çıkabilir. Tanı için görüntüleme yöntemleri (MR veya BT) ve biyopsi kullanır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Karaciğer tümörü ise karaciğer bölgesinde şişlik, bulantı, sarılık, kilo kaybı gibi, kusma belirtilere neden olabilir. Bu durumda kanda alfa-fetoprotein (ALP) denen bir madde yükseldiği görülecektir. Tanı için biyopsi yapılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kaynak: Sağlık Bakanlığı</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/cocuklarda-kanser</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Aug 2023 23:37:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/08/erken-teshis-hayat-kurtarir-cocuk-kanser.webp" type="image/jpeg" length="24949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boğaz Şikayetleri / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/bogaz-sikayetleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/bogaz-sikayetleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğaz şikayetleri hastalarımdan sıkça duyulan şikayetlerden biridir. Bu şikayetlerin neler olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını KBB Uzmanı Prof. Dr. Bülent TOPUZ, tüm unsurlarıyla birlikte kaleme aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Ağız Boğaz kuruması:&nbsp;</strong>Tükrük salgısı ağız ve diş temizliği için gereklidir. Temizlik mekanik olduğu kadar enzimler ve antikorlar&nbsp;sayesinde antibakterial etkiye de sahiptir. Lokmaların ıslanmasını, şekil almasını ve kolayca yutulmasını sağlar. Ağız solunumu en sık karşılaşılan ağız kuruması nedenidir. Şeker hastalığı, sıvı kaybı, tükrük bezi hastalıkları, ışın tedavisi, guatr bezi hastalıkları, idrar söktürücü ve alerji ilaçları kullanımı diğer nedenlerdir. Gripal enfeksiyonlar sırasında da boğaz kuruması görülür.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Ağız içinde tekrarlayan ağrılı yaralar:&nbsp;</strong>Behçet hastalığı, pemfigus vulgaris, aftöz stomatit, dil kanseri ağızda yara ile ortaya çıkabilirler.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Ağız içinde geçmeyen yara:&nbsp;</strong>Bir hafta geçmeyen her türlü yarada en kısa zamanda uzman görüşüne başvurmalıdır. Bu yaralar kanser olmasalar bile kansere dönüşme ihtimalleri açısından erkenden değerlendirilmelidir. Protez vurukları da aynı şekilde ele alınmalıdır.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Yutma güçlüğü:&nbsp;</strong>Boğaz hava ve sindirim yolunun ortak pasajıdır. Bu bölgedeki hareketlerin çoğu refleks mekanizmalarla yönlendirildiğinden mükemmel bir ahenk içinde çalışmaktadırlar. Yutma esnasında solunum pasajı hem geniz yönünde, hem de gırtlak girişinde tamamıyla kapalıdır. Geniz yönünü kapatan organ yumuşak damaktır. Yumuşak damak yetmezliği durumunda geniz ve buruna sıvı ve hava kaçışı olabilir. Hava kaçışı kendini burundan konuşma ile belli eder. Ağrılı yutma güçlüğü çoğunlukla akut enfeksiyonlara ve yaralara bağlıdır. Ağrısız olanlara dikkatle yaklaşmak gerekir. Katı gıdalarda yutma güçlüğü ve takıntı hissi tümoral lezyonlara işaret eder.Bazı hastalarda yutak bölgesinde bademcik yapısında doku serpilmesi olur. Bu hastaların boğazı kaldırım taşı döşenmiş gibi engebelidir. Hasta bu engebeli durumu yutma esnasında hisseder ve devamlı yukunarak kurtulmak ister. Ancak sabit olan bu dokudan yutkunarak kurtulmak mümkün değildir.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:image {"align":"left","id":10761,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->

<figure class="wp-block-image alignleft size-full"><img alt="" class="wp-image-10761" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/04/bulent-topuz-denizli-guncel-saglik-kose-yazari.webp" />
<figcaption class="wp-element-caption">Prof. Dr. Bülent TOPUZ</figcaption>
</figure>
<!-- /wp:image --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Çenede açılma, kapanma ve şekil bozuklukları:&nbsp;</strong>Çene eklemi açıldığı zaman, ağız açıklığının hastanın kendi eli ile üç parmak kalınlığına ulaşması gerekir. Aksi halde açılma bozukluğundan söz edilir. Tükrük bezi hastalıkları, çene eklemi hastalıkları, bademcik apsesi, elmacık kemiği kırığı ve tetanoz açılma bozukluğu nedenleridir. Normal olarak üst çene alttakinden biraz büyüktür. Bu büyüklük nedeniyle tam kapanma halinde üst çene alt çenenin üzerinden çepeçevre taşar. Aksi çene ve diş yapısında bozukluk olarak değerlendirilir. Çene ekleminde çiğneme sırasında artan ağrı eklem hastalığına işaret eder. Eklem hastalıklarının sebebi çenede kapanma bozukluğu, eksik diş, sürekli aynı tarafla çiğneme ve stresli yaşantıdır. Çene eklemi problemleri kulak ağrısı şeklinde de ortaya çıkabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Ağız Kokusu:&nbsp;</strong>Normal olarak sabahları bir miktar ağız kokusu olabilir. Bu tür bir kokuyu oruç tutan kişilerde gün boyu hissetmek mümkündür. Bunların dışındaki kokular bir hastalığa işaret edebilir. Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, tükrük salgısını azaltan hastalıklar, bademcik iltihabı, sinüzit, burun iltihabı ağız kokusuna neden olabilen nedenlerdir. Beslenemeyecek kadar büyüyen tümörlerde nekroz kokusu olur. Bunların dışında karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, akciğer apsesi, sindirim sistemi hastalıkları kokuya neden olabilecek diğer ihtimaller olarak sayılabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Dilde yanma ve acıma hissi:&nbsp;</strong>Şeker hastalığı ve kansızlıkta görülebilir. Menapozdaki kadınlarda dilin yüzeyel tabakasının incelmesine bağlı olarak sık rastlanır. Bazı hastalarda patlıcak alerjisi görülür. Bu hastalarda dil şişer.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Tat bozukluğu:&nbsp;</strong>Tat duyusu bir taraftan iştahı etkilerken, diğer taraftan vücuda zararlı maddeler için uyarıcı olabilir.Işın tedavisi, yüz felci, burun iltihabı, kansızlık, şeker hastalığı, tükrük bezi hastalıkları, alkol, sigara, gebelik ve yaşlanma tat duyusu bozukluğu yapabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Ağızdan kan gelmesi:&nbsp;</strong>Aynı zamanda burun kanaması da varsa kanamanın kaynağı burundur. Sabahları tükrüğü boyayan kanama büyük ihtimalle diş eti hastalığına bağlıdır. Öksürükle beraber gelen taze kanın kaynağı alt solunum yolları ve akciğerler olabilir. Öksürük olmadan gelen taze-pıhtılaşmış kan ise ağız, dil kökü ve boğazda travma sonucu yırtılan herhangi bir yüzeyel vene ait olabilir. Ağızdan bol kan gelmesi yemek borusu varis kanamalarını akla getirir.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Konuşma bozukluğu:&nbsp;</strong>İşitmesi, akli ve ruhi gelişimi normal olan çocuklarda konuşma bozukluğunun sebebi; dil bağı, sert damak arkının fazla yüksek olması, yumuşak damak yetmezliği gibi organik sebeplere bağlı olabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Ağız içinde kitle:&nbsp;</strong>Hastalar tarafından ağız içinde kitle olarak tarif edilen lezyonların önemli bir kısmı normal anatomik oluşumlardır. Bunlar:1. dil kökünde açıklığı öne bakan ve dil ‘’V’’si adı verilen bir düzende yerleşmiş olan tat tomurcukları2. dil bağının ağız tabanına bağlandığı yerin hemen iki yanında çene altı tükrük bezlerinin kanal ağızları3. Dilin yukarı kaldırılması ile ortaya çıkan dil altı tükrük bezlerinin oluşturduğu iki taraflı tümseklik.Bunların dışında yanak mukozasında toplu iğne başı büyüklüğündeki sarı lekeler yağ dokularıdır. Yine yanak mukozasında dişlerin kapanma hizasında önden arkaya doğru uzanan beyaz bir çizgi görülebilir. Bu çizgi tekrarlayan ısırmalara bağlı nedbe dokusudur. Bu iki oluşumun patolojik bir önemi yoktur.Tekrarlayan bademcik enfeksiyonu geçiren&nbsp;hastalarda bademcik üzerinde&nbsp;çıkıntı şekilnde büyümeler görülebilir. &nbsp;Bunların dışında kalan kitleler patolojik olarak değerlendirilmelidir ve en kısa sürede doktora başvurulmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Dudakta yara:&nbsp;</strong>Dudakta yara daha çok güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.&nbsp; Bunun sebebi güneşin ultraviyole ışınlarının yaptığı hasardır. Hasar zamanla kanser gelişimine zemin hazırlar. Anlaşılacağı üzere güneş ışınlarından korunmak çok önemli olmaktadır. Oluşan yaralar için en kısa sürede uzman görüşüne başvurmalıdır.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Gırtlak:</strong> Gırtlak boyun orta hatda adem elması olarak bilinen, bir sertlik şeklinde ele gelir. Gırtlağın 3 temel fonksiyonu önem sırasına göre akciğerleri koruma, solunum ve sestir. Akciğerleri korurken solunumu durdurur, gerekirse öksürük refleksi ile temizliği sağlar.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p>Yutma dilin lokmayı boğaza itmesi ile başlar. Boğaza geçen lokma refleks yutkunma hareketini başlatır. Kasılan kaslar gırtlağı yukarı çeker. Bu esnada hava yolu kapanır, yemek borusu genişler ve lokma yemek borusuna geçer.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p>Nefes alma esnasında gırtlak açıklığı en geniş çapına ulaşır. Ses çıkarırken kapanır. Dar bölgeden hava geçişi sesi ortaya çıkarır. Sesin çeşitli harflere dönüşmesi ise dil sayesinde olur.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Ses kısıklığı:&nbsp;</strong>Hastalığın gırtlaktan kaynaklandığının en büyük delilidir. Tedavi alsın almasın 15 gün içinde düzelmeyen ses kısıklıklarının uzmana danışılması gerekir. İltihap, ses teli felci, polip ve nodüller, selim ve habis tümörler ses kısıklığı yapan nedenler arasındadır.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Solunum zorluğu: N</strong>efes alma esnasında boyunda, göğüs kafesinde kaburgalar arasında ve karın üst kısmındaki içe çekilmeler solunum sıkıntısının gırtlakta olduğuna işaret eder. Nefes alma sırasında, havanın dar bölgeden geçerken oluşturduğu, düdüğü andırır bir ses vardır.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p>Konjenital darlıklar ve zarlar, gırtlak yumuşaklığı, iltihaplar, iki taraflı ses teli felci, alerji ve tümörler darlık yapabilecek nedenler arasındadır.</p>
<!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph -->

<p><strong>Öksürük:&nbsp;</strong>Daha çok iltihabi hastalıklarla birlikte görülür. Ses teli felcinde de görülebilir. Ağız solunumu yapanlarda, alerjenlere karşı reaktif olanlarda kuru irritatif öksürük; akciğer hastalığı olanlarda astmatik veya balgamlı öksürük görülebilir.</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler, HABERLER</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/bogaz-sikayetleri</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Jul 2023 22:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/07/Bogaz-sikayetleri-agiz-kokusu-kan-gelmesi-Bulent-Topuz-kbb-uzmani.webp" type="image/jpeg" length="95844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nasır Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? / Yararlı Bilgiler]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/nasir-nedir-nasil-tedavi-edilir-yararli-bilgiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/nasir-nedir-nasil-tedavi-edilir-yararli-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p style="text-align:justify">Nasır, derinin sürekli sürtünme veya baskıya maruz kaldığı bölgelerde oluşan sertleşmiş deri tabakasıdır. Genellikle ayaklarda, özellikle ayak parmaklarının üstünde ve tabanında, ellerde ve parmaklarda görülür. Nasırlar genellikle sürtünme ve baskıya maruz kalan bölgelerde oluşsa da, el veya diğer vücut bölgelerinde de görülebilir.</p>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="7876" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:heading --></p>

<h2 class="wp-block-heading" style="text-align:justify">Nasırın Türleri Nedir?</h2>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:heading --><!-- wp:list --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Sert Nasır (Klavus):</strong>&nbsp;Genellikle ayak tabanında, parmaklarda oluşur. Sert ve sarımsı bir görüntüye sahiptir. Ayakta sürtünme ve baskıya maruz kalan bölgelerde oluşabilir.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Yumuşak Nasır (Heloma Molle):</strong>&nbsp;Ayak parmaklarının arasında, ayak tabanının hassas bölgelerinde oluşur. Sert nasıra göre daha beyaz ve daha yumuşak bir görünüme sahiptir.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Damarlı Nasır (Heloma Vasculare):</strong>&nbsp;İçinde damarlar bulunan bir nasır türüdür. Ayak parmaklarının arasında ve ayak tabanında oluşabilir. Diğer nasır türlerine göre ağrılıdır.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">[related-posts id="5733" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --></p>

<ul>
</ul>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list --><!-- wp:heading --></p>

<h2 class="wp-block-heading" style="text-align:justify">Nasırın Belirtileri Nedir?</h2>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:heading --><!-- wp:list --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Nasırlı deri bölgesinde sertleşme ve kalınlaşma,</li>
 <li style="text-align: justify;">Nasırlı deri bölgesinde ağrı,</li>
 <li style="text-align: justify;">Nasırlı deri bölgesinde renk değişikliği,</li>
 <li style="text-align: justify;">Nasırlı deri bölgesinde hassasiyet,</li>
 <li style="text-align: justify;">Nasırlı deri bölgesinde iltihaplanma.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list --><!-- wp:image {"align":"center","id":11132,"width":563,"height":317,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} --></p>

<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized">
<p style="text-align:justify"><img alt="" class="wp-image-11132" height="317" src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/06/nasir-ayak-sigili-cerrahi-nasir-bandi.webp" width="563" /></p>
</figure>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:image --><!-- wp:heading --></p>

<h2 class="wp-block-heading" style="text-align:justify">Nasırın Oluşma Nedenleri Nedir?</h2>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Nasırın oluşma nedenleri şunlar olabilir:</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Ayağa uygun olmayan dar veya bol ayakkabılar giymek,</li>
 <li style="text-align: justify;">Ayak parmaklarının sürekli olarak baskıya maruz kalması ( Ayakta uzun süre kalmak gibi)</li>
 <li style="text-align: justify;">Ayakların terlemesi (ter ciltte yumuşamaya ve sürtünmeye neden olabilir),</li>
 <li style="text-align: justify;">Ayaklarda deformasyonlar ve yüksek kemik çıkıntıları gibi yapısal bozukluklar,</li>
 <li style="text-align: justify;">Vücut ağırlığının artması (obezite),</li>
 <li style="text-align: justify;">Ayaklarda mantar enfeksiyonu, deri hastalıkları gibi cilt sorunları,</li>
 <li style="text-align: justify;">Çeşitli spor faaliyetleri.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list --><!-- wp:heading --></p>

<h2 class="wp-block-heading" style="text-align:justify">Nasırın Tedavisi Nasıldır?</h2>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Nasır tedavi edilebilen bir cilt hastalığıdır. Tedavi edilmez ise nasırlar, ağrı, rahatsızlık ve enfeksiyon riski taşıyabilir. Bir dermatolog tarafından değerlendirilerek uygun tedavi yöntemleri belirlenmelidir.</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Nasır tedavisinde, öncelikle kalınlaşan ve sertleşen tabakanın temizlenmesi çok önemlidir.</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:list --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --><!-- wp:list-item --></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list-item --></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Ayakları ılık suyla yıkamak ve nasırın üzerini ponza taşı ile hafifçe ovuşturmak, nasırın üzerindeki ölü deriyi temizlemeye yardımcı olabilir. Ancak bu işlemi aşırıya kaçmadan ve cildi tahriş etmeden yapmak önemlidir.</li>
 <li style="text-align: justify;">Nasır üzerine bir nasır bandı veya nasır yastığı gibi koruyucu ürünler kullanmak, ayakkabı ve sürtünme nedeni ile nasırın daha da büyümesini engelleyebilir.</li>
 <li style="text-align: justify;">Nasırı yumuşatmak için nasır kremleri, losyon kullanmak etkili olabilir. Bu tür ürünler genellikle salisilik asit içerir ve nasırın üzerindeki ölü deriyi yumuşatarak çıkmasını kolaylaştırır.</li>
 <li style="text-align: justify;">Nasır üzerine düzenli olarak nemlendirici krem kullanmak, cildin yumuşamasına yardımcı olur.</li>
 <li style="text-align: justify;">Ayakkabı seçimine dikkat etmek, nasır oluşumunu önlemek ve tekrarlamasını önlemek için önemlidir. Ayakları sıkıştıran, sürtünen ayakkabılar, nasır oluşumunu tetikleyebilir. Rahat uygun boyutta ayakkabılar tercih edilmelidir.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:list --><!-- wp:heading --></p>

<h2 class="wp-block-heading" style="text-align:justify">Nasırın ve Siğilin Farkı Nedir?</h2>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:heading --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Nasır ve siğil farklı cilt problemleridir ve aynı şeyler değillerdir. Nasır aşırı sürtünme veya baskı nedeniyle oluşan sertleşmiş ölü deri hücrelerinin birikmesidir. En sık ayaklarda ve ellerde görülür.</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Siğiller vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. Ancak en sık ellerde, ayak tabanında ve tırnak çevresinde görülürler. Siğiller bir veya birden fazla küçük benzeri çıkıntılar şeklinde oluşabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Her iki durum da genellikle evde tedavi edilebilmektedir, ancak ciddi veya uzun süreli sorunlar için uzman bir dermatolog ile görüşmek önemlidir.</p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><!-- /wp:paragraph --><!-- wp:paragraph --></p>

<p style="text-align:justify">Kaynak: Denizli Cerrahi Hastanesi</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler, Hastalık, Tanı ve Tedavi</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/nasir-nedir-nasil-tedavi-edilir-yararli-bilgiler</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Jun 2023 18:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/06/nasir-nedir-nasil-tedavi-edilir-cerrahi-hastanedi-denizli.webp" type="image/jpeg" length="90990"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İncir yaprağının faydalarını duydunuz mu?]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/incir-yapraginin-faydalarini-duydunuz-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/incir-yapraginin-faydalarini-duydunuz-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazen kuru bazen de yaş olarak tükettiğimiz İncirin yararlı olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Peki incir yaprağı konusunda ne kadar bilgi sahibiyiz. İncir yaprağının yararları saymakla bitmez. İşte ayrıntılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>İncir insan sağlığı için vazgeçilmez meyvelerden biri. Yararları konusunda herkesin tam bilgi sahibi olmamasına rağmen faydalı bir meyve olduğu konusunda net bir kanıya sahip.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>İncir yaş ve kuru olarak tüketilirken birçoğumuz incir yaprağı konusunda bilgi fakiriyiz. Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli işlevi yerine getirir incir yaprağı. Ayrıca antioksidan etkisi de yapar. Bunun etkisiyle de bakteri ve virüs nedenli hastalıklara karşıda vücudu korur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>İŞTE İNCİR YAPRAĞININ YARARLARI</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bağırsakları çalıştırır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kanserli hücrelerin oluşmasının önüne geçer.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Metabolizmayı canlı tutar.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kalp hastalıkların önlenmesine yardımcı olur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kan şekerini dengeler.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Cilt hastalıklarına iyi gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Doğal antibiyotik işlevi görür.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Diyabetle mücadele eder.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Solunumu rahatlatır.</p>
<!-- /wp:paragraph --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/incir-yapraginin-faydalarini-duydunuz-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Apr 2023 14:57:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/04/incir-yapraginin-faydalarini-duydunuz-mu.webp" type="image/jpeg" length="81801"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koma ve ölüm riski var]]></title>
      <link>https://www.denizliguncelsaglik.com/koma-ve-olum-riski-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.denizliguncelsaglik.com/koma-ve-olum-riski-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mantar vazgeçemediğimiz ancak bazı durumlarda ürktüğümüz besin değeri yüksek ve lezzetli bir yiyecek. Peki mantarlar korktuğumuz kadar var mıdır? Hepsi ve daha fazlası haberde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>Doğal alanlarda yetişen ve yapısında zehirli madde bulunan şapkalı mantarların taze, kurutulmuş veya konserve olarak çiğ veya pişirilerek yenmesi sonucunda gelişen ve ölümle de sonuçlanabilen ciddi bir zehirlenmedir. Mantar zehirlenmeleri, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağışların bol olduğu mevsimlerde görülür. Ülkemizde doğal alanlarda yetişen zehirli mantarların da bulunduğu unutulmamalıdır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Türkiye’de Bulunan En Zehirli Mantar <a></a>Türleri:</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p> Omphalotus Olearius (Ağulu mantar)</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p> Lepiota Bruneoincarnata (Yalancı dede mantarı)</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p> Amanita Muscaria (Sinek mantarı)</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p> Amanita Phalloides (Köygöçüren mantarı)</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Mantar Zehirlenmesinden Nasıl Korunmalıyız?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Zehirlenmelerin önemli bir kısmı esasında çok basit önlemlerle engellenebilecek niteliktedir. Bu çerçevede, mantar zehirlenmeleri de çok basit bir şekilde önlenebilecek bir zehirlenme tipi olup zehirlenmenin engellenmesindeki tek çare de doğal alanlarda yetişen mantarların kesinlikle yenmemesi; bunun yerine kültür mantarının tercih edilmesidir. Kültür Mantarları Zehirler mi? Kültür mantarları bünyelerinde zehirli maddeleri bulundurmadığından bir zehirlenme görülmesi mümkün değildir. Ancak, bu mantarların yetiştiği ortam itibarıyla, bazı mikroorganizmalar mantarların üzerinde bulunabilir. Bu mikroorganizmayla bulaşık mantarların çiğ olarak yenmesi sonucunda çok hafif mide ve bağırsak şikâyetlerinin gelişebileceği de unutulmamalıdır. Bunlara ilaveten, mantar alırken ambalajlı olanlar tercih edilmeli; ayrıca, ambalajda tüketiciyi bilgilendirmeye yönelik bazı bilgilerin yer aldığı etiketlerin olup olmadığına da dikkat edilmelidir. Mantarda bulunan zehirli maddenin özelliğine göre, yendikten 6-8 saat sonra gelişebilen zehirlenme belirtileri: Bulantı, Kusma, İshal, Ateş, Nabız artışı, Karın ağrısı ile daha sonraki günlerde (4-6 gün) gelişebilecek karaciğer ve böbrek bozuklukları ile bu organların bozukluklarına bağlı belirtiler şeklindedir. Sonuçta koma ve ölüm de söz konusu olabilmektedir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Mantar Zehirlenmesinin Belirtileri Nelerdir?</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Zehirlenme belirtileri mantarda bulunan zehrin niteliğine göre değişir. Belirtiler, bazı mantar türlerinin yenmesini takiben 2 saat sonra, bazı mantar türlerinin yenmesini müteakiben de 6 saat sonra ortaya çıkabilir. Mantarın yenmesini takiben 2 saat gibi kısa bir sürede zehirlenme belirtilerine sebep olan mantarların yenmesi durumunda aşağıdaki belirtiler ortaya çıkmaya başlar.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Sersemlik, Bilinç bulanıklığı, Baş dönmesi, Karın ağrısı, Uykuya meyil, Tansiyon düşüklüğü, Denge bozukluğu, Sulu/kanlı ishal, Kas ağrıları, Bulanık görme, Ağızda metalik tat, Nabızda artış, Yüz ve boyunda kızarma, Bulantı ve kusma, Terleme, Ağızda sekresyon artışı, Konuşma güçlüğü</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>Mantarlarla ile ilgili halk arasında bulunan yanlış inanışlar nelerdir?</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Mantarlarla alakalı olarak halk arasında, aşağıdaki belirtildiği biçimde bilimsel değeri olmayan yaygın inanışlar da vardır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Yoğurtla yenen mantar zehirlemez. Pişirilen mantarda zehir yok olur. Mantarın iç kısmı mavileşirse bu mantar zehirlidir. Sirkeli ve tuzlu suda kaynatmakla mantarın zehri alınır. Kurutulmuş mantarın yenmesiyle zehirlenme olmaz. Çayırlarda yetişen mantarlar zehirli değildir. Mantar koparıldığında rengi değişmezse mantar zehirsizdir. Ağaçlardaki mantarlar zehirsizdir. Zehirli mantar gümüş kaşıkla pişirilirse kaşık kararır. Salyangozlar zehirli mantarları yemezler gibi.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Mantar zehirlenmelerini ve bu zehirlenmelere bağlı ölümlerin en aza indirilmesi iki aşamada mümkündür.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>* Halkın zehirli mantar ve mantar zehirlenmeleri konusunda bilinçlendirilmesi</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>* Mantar zehirlenmesi vakalarının tanı ve tedavilerinin yeterli yapılması.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Zehirlenmeler konusunda 114 numaralı Ulusal Zehir Danışma Merkezinden bilgi alınabilir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:image {"align":"center","id":10731,"width":413,"height":344,"sizeSlug":"full","linkDestination":"none"} -->
<figure class="wp-block-image aligncenter size-full is-resized"><img src="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/04/denizli-il-saglik-mudurlugu-mantar-zehirlenmesi.webp" alt="" class="wp-image-10731" width="413" height="344"/></figure>
<!-- /wp:image --></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yararlı Bilgiler</category>
      <guid>https://www.denizliguncelsaglik.com/koma-ve-olum-riski-var</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Apr 2023 21:41:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://denizliguncelsaglikcom.teimg.com/crop/1280x720/denizliguncelsaglik-com/wp/uploads/2023/04/Koma-ve-olum-riski-var.webp" type="image/jpeg" length="66457"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
