Edinilen bilgiye göre geleneksel olarak tüketilen kızılcık meyvesinin, metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığına sahip bireyler üzerindeki etkileri bilimsel yöntemlerle incelendi. Elde edilen bulgular, kızılcık tüketiminin vücut ölçüleri ve bazı biyokimyasal değerler üzerinde olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu gösterdi.
Doç. Dr. Hatice Merve Bayram'ın bilimsel araştırması kapsamında, 2021–2024 yılları arasında hakemli dergilerde yayımlanan bilimsel çalışmalar arasından seçilen bir klinik çalışma değerlendirmeye alındı. Çalışmada, toplumda yaygın olarak görülen ve “sessiz hastalık” olarak bilinen yağlı karaciğer hastalığında beslenme temelli yaklaşımların rolü ele alındı.
Kızılcığın etkileri bilimsel yöntemlerle incelendi
Araştırmada, kızılcık meyvesi liyofilize edilerek toz formuna getirildi ve katılımcılara standart dozda uygulandı. Süreç boyunca olası yan etkiler yakından takip edildi. Sekiz haftalık uygulama sonunda elde edilen sonuçlar, kızılcık tüketiminin sağlık göstergeleri üzerinde dikkat çekici değişimler oluşturduğunu ortaya koydu.
Beş farklı grup üzerinden değerlendirme yapıldı
Araştırma, beş farklı grup üzerinden yürütüldü:
-
Diyet uygulayan ve kızılcık tüketen bireyler
-
Sadece diyet uygulayan bireyler
-
Sadece kızılcık tüketen bireyler
-
Herhangi bir müdahale almayan grup
-
Sağlıklı kontrol grubu
Dikkat çeken bulgular
Araştırma sonuçlarına göre; kızılcık tüketen ve/veya diyet uygulayan gruplarda kilo kaybı, bel çevresinde daralma ve vücut yağ oranında azalma gözlendi. Ayrıca kan şekeri, insülin direnci ve kolesterol değerlerinde anlamlı iyileşmeler tespit edildi. Karaciğer enzimlerinde düşüş yaşanırken, yalnızca kızılcık tüketen grupta bile kan şekeri kontrolünde olumlu gelişmeler kaydedildi.
Hiçbir beslenme veya destek uygulaması yapılmayan grupta ise birçok parametrede olumsuz değişimler görüldü.
Beslenme temelli yaklaşım öne çıkıyor
Uzman değerlendirmelerine göre, yağlı karaciğer hastalığı için günümüzde kesin bir ilaç tedavisi bulunmuyor. Bu nedenle temel yaklaşım, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri üzerine kuruluyor. Araştırma bulguları, kızılcığın bu süreçte destekleyici bir besin olabileceğine işaret ediyor.
Çalışma, Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayımlanarak bilim dünyasında da dikkat çekti.