Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Kl. Mik. AD. Dr. Seçil Deniz, Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası'nda mühim açıklamalarda bulundu. Tüm dünyada antibiyotik direnci konusunda farkındalığı artırmak amacıyla kabul edilen bu haftanın önemine değinen Deniz, Antimikrobiyal Direncin insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük 10 küresel halk sağlığı tehdidinden biri olduğunu hatırlattı.

İŞTE SEÇİL DENİZ'İN AÇIKLAMALARI

Bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan antibiyotikler etkisiz hale geldiğinde, antimikrobiyal direnç ortaya çıkar. Antimikrobiyal direnç, enfeksiyonların tedavisinin zor veya imkansız hale gelmesine neden olarak hastalıkların yayılmasına, ciddi hastalık ve ölüm risklerinin artmasına neden olan, hem insanlar hem de hayvanlar, bitkiler ve çevre için ciddi bir sağlık tehdidir. Tüm dünyada antibiyotik direnci konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 2015 yılından bu yana 18 Kasım gününü içine alan 18-25 Kasım tarihleri arasındaki hafta “Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası” olarak ilan edilmiştir. 2020 yılından itibaren Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım örgütü (FAO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) bir araya gelerek bu haftanın kapsamını antibiyotiklerden tüm antimikrobiyallere doğru genişletmiş, “Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası” olarak adlandırmıştır. 2023 yılında ise bu “Dünya Antimikrobiyal Direnç Farkındalık Haftası” olarak yeniden adlandırılmıştır. Bu haftanın amacı, dirençli enfeksiyonların ortaya çıkmasını ve yayılmasını azaltmak için Antimikrobiyal Direnç konusunda farkındalığı ve anlayışı artırmak ve bunu da hep birlikte yapmaktır. Bu nedenle 2023 yılının teması 2022'de olduğu gibi "Antimikrobiyal Direnci Birlikte Önlemek" olarak belirlenmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü, Antimikrobiyal Direncin insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük 10 küresel halk sağlığı tehdidinden biri olduğunu beyan etmiştir. Dirençli bakteriler nedeniyle bir çok cerrahi operasyon, organ nakilleri, kanser, diyabet ve astım gibi kronik hastalıkların tedavisi daha riskli hale gelmektedir. Her yıl bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle 5 milyon insan ölmektedir ve 2050 yılında dünyada yılda 10 milyon kişinin hayatını bu nedenle kaybedeceğinin tahmin edildiği belirtilmektedir.

Boğaz Şikayetleri / Yararlı Bilgiler Boğaz Şikayetleri / Yararlı Bilgiler

Dirençli mikroorganizmaların, hastane ortamlarında ve toplumda insanlar arasında yayılması yanı sıra, direnç genlerinin hayvanlar, bitkiler, toprak ve sular yoluyla ekosistem içerisinde bir döngü şeklinde yayılması söz konusudur. Dünyanın herhangi bir ülkesinde ortaya çıkan ‘Antimikrobiyal Direnç’ sorunu kısa süre içinde diğer ülkelere yayılmakta ve tüm dünyayı ilgilendiren boyuta gelmektedir. İnsanlarda, hayvancılık ve tarımda antimikrobiyallerin aşırı ve uygunsuz kullanımı ilaca dirençli patojenlerin gelişiminde ana etkenlerden biridir. Ayrıca temiz suya erişim ve sanitasyon eksikliği, sağlık tesislerinde yetersiz enfeksiyon önleme ve kontrolü dahil olmak üzere birçok faktör antimikrobiyal direncinin ortaya çıkmasını ve yayılmasını artırmıştır.

Antimikrobiyallerin etkinliğinin koruması için ‘’Tek Sağlık’’ yaklaşımı çerçevesinde sektörler arası ve ülkeler arası işbirliği önemlidir. Toplum, sağlık çalışanları, çiftçiler, hayvan sağlığı uzmanları ve politika yapıcılar arasında antibiyotik direncinin yayılmasını önlemeye yönelik iyi uygulamalar teşvik edilmeli, tüm sektörlerin antimikrobiyalleri ihtiyatlı ve uygun şekilde kullanması, enfeksiyon vakalarını azaltmak için önleyici tedbirler alması ve antimikrobiyal kontamine atıkların imhasında iyi uygulamaları takip etmesi sağlanmalıdır.

Sağlık alanında sağlık bakımı, el hijyeni gibi standart önlemleri içeren gerekli bütün enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanmasının sağlanması, aşı ile önlenebilen hastalıklarda etkili bağışıklama programlarının yürütülmesi, yanısıra, diğer sektörlerde de hijyen, sanitasyon ve gıda güvenliği uygulamalarının geliştirilmesi de dirence karşı mücadelede önem arz etmektedir

Uygunsuz ve aşırı antimikrobiyal kullanımının önlenmesinde önemli bir faktör olan ‘Akılcı Antimikrobiyal Kullanımı’nın sağlanabilmesi için öncelikle kanıta dayalı tanı yöntemleri kullanılarak enfeksiyonların tanısının doğru konulması gereklidir. Mikrobiyolojik testler ile etkenin kısa sürede belirlenmesi ve antimikrobiyal duyarlılık testleri çalışılması doğru antibiyotik seçiminde en önemli etkendir.

Antibiyotikler sadece hekimin reçete ettiği durumlarda, eczacının danışmanlığında uygun miktar ve sürede kullanılmalıdır. Hekim reçete etmedikçe kendi kendine ya da eş-dost önerisiyle antibiyotik kullanılmamalıdır. Özellikle grip ya da nezle gibi virüslere bağlı solunum yolu enfeksiyonlarında antibiyotiklerin tedavide yerinin olmadığı unutulmamalıdır. Hekimler, antimikrobiyalleri reçete ederken akılcı antibiyotik kullanımını benimsemeli, güncel klinik rehberleri izlemeli, hastların da doğru antibiyotik kullanımına yönelmesi için öncü olmalıdırlar.

Elleri sık sık yıkamak, tüketilen besinlerin hijyenine önem vermek, hasta kişilerle temastan kaçınmak, aşıları önerilen şekilde yaptırmak da antibiyotik direnci sorununun engellenmesine yönelik alınabilecek bireysel önlemlerden birkaçıdır.

Diğer yandan tarımsal üretimdeki ilerlemelerin beraberinde getirdiği tarımsal kimyasal, gübre ve antibiyotik uygulamalarından kaynaklanan çevresel sonuçlar da küçümsenmemelidir. Gıdaların sağlıklı üretimini, dağıtımını, hazırlanmasını ve bunları tüm toplumun kullanımına sunan yerel tarımsal gıda sistemlerinin desteklemesi bu konuda alınabilecek toplumsal önlemlerdendir.

Hem sağlık çalışanları hem de toplum olarak, antimikrobiyallerin akılcı kullanılması konusunda farkındalığımızı artırmamız gerekmektedir. İnsanlar antibiyotiklerin kullanım şeklini değiştirmezlerse, yeni antibiyotikler de mevcut antibiyotiklerle aynı kaderi paylaşacak ve etkisiz hale gelecektir. Gelecekteki tedavi seçenekleri sınırlı umut vaat etmektedir, antibiyotik öncesi dönemi yaşadığımız günlerde olduğumuz söylenebilir. Artık antibiyotikler küresel bir kamu malı olarak değerlendirilmeli, ileriye dönük planlar şimdiden tartışılmalıdır.

Editör: Denizli Güncel Sağlık