İki hidrojen ve bir oksijen atomu suyu oluşturur. Ama bu basi...


İki hidrojen ve bir oksijen atomu suyu oluşturur. Ama bu basit maddenin marifetleri pek büyüktür. Dünyanın dinamiğini etkilemekle kalmaz, yaşamı ve seyrini de etkiler. Hatta akıllı yaşamanın ortaya çıkmasının en mühim sebebi olan su vasıtasıyla Doğu Afrika’da Omo Vadisi’nde akıllı yaşam başlamıştır. “Ayrıca insanın kendi usunu kontrol altına alması da suyun bizlere armağanıdır”(Şengör,2010).
İnsan vücudunun ve beyninin çoğunluğu sudur. İnsan da dahil tüm canlılar suya bağımlıdırlar. Suyun bizim için görevleri çoktur: Enerji oluşumu, yıpranan dokuların onarımı, büyüme, proteinin sentezlenmesi, fazla enerjinin yağ olarak depolanması, vücut ısısının denetimi ve bedenimizdeki zararlı atıkların dışarı atılması, eklem arası boşlukların yağlayıcılığı vb. gibi. Tüm bu işlerin otomatik olarak yapılabilmesi için sadece su içmemiz yeterlidir. Fakat susuzluk hissi yaşla beraber azalır. Bu yüzden susamışlık hissini beklemeden mütemadiyen su içmeliyiz. Çünkü: “Pek çok kişi şaşırtıcı bir şekilde günlük alınması gereken suyu ihmal eder”(Öztop,1997). “Hatta bazı kişiler hastanelik olup, serum takılacak hale gelse dahi susuzluğunu anlamayabilir”(Aydın,2010). Su eksikliğinde vücudumuz kendini korumaya alır. Amaç beyni ve hayati organları korumaya almaktır. Yeterince su içmez isek uyuşukluk, yorgunluk, öfke, acıkma, baş ağrısı vb. gibi pek çok olumsuzlukla karşı karşıya kalabiliriz.
Musluk suyu mu yoksa damacana sular mı daha sağlıklı? Musluk suyu arındırma amaçlı klorlanmaktadır. Bu yüzden direk olarak içilmemeli, mutlaka 1 saat bekletilmelidir. Damacana veya pet suların pek çoğu ise ambalaj ve içerik olarak sağlıksız olup ölü sudur. Mümkün ise suyu doğal olarak akan bir yerden direk olarak içmek veya bu suyu cam bir muhafaza içerisinde günlerce bekletmeden tüketmek en doğrusudur.

“Sporcular açısından bakıldığında ise susuzluk durumunda koordinasyon kaybı, çalışma süresinin azalması, performans bozulması, bitkinlik, kas krampları ve erken yorulma ciddi sorunlardır”(Pehlivan,2006). Peki ne kadar su içmeliyiz? Erişkin bir kişi günlük 1.5-2 litre arası su içmelidir. Tabii ki kişisel, ortamsal ve mevsimler farklılıklar bu miktarları değiştirmektedir. “Sporcular içinse yapılan spor türü, antrenmanın yoğunluğu, süresi ve biçimi, mevsim, sıcak veya soğuk idman ortamı, rakım, kıyafetler ve ayrıca kişisel özel durumlarda bu miktarlar kişiden kişiye göre değişmektedir”(Güneş,2009). Örneğin: Bir çöl maratoncusu ile sağlık sporu yapan bir kişinin su tüketimleri bambaşkadır. Çeşitli miktarlardaki ve değişik sıvı tüketimleri de susuzluğu arttırmaktadır ve suyla eşdeğer değildirler. Örneğin: Çay, kahve, bira, gazoz, alkol ve maden suyunu fazlaca tüketmek su içmek demek değildir. Sporcular için bu durum çok tehlikedir. Çünkü: Bu tarz içecekler bedenimizden çok ciddi miktarlarda su attırırlar. Su ise sporcular açısından ilk sırada gelir. Su haricinde sporcu ayran veya kefir de içebilir. İdmanlarda veya yarışlarda ise sporcular su haricinde sadece uygun olarak hazırlanmış sporcu içecekleri içebilirler. Spor esnasında su içimi gene sporun türüne göre değişmektedir. Ayrıca spor esnasında yapılan spora göre kan basıncı artar ve bu sırada bilinçsizce su içmek dahi tansiyon açısından tehlikelidir. Sporcunun kıstası şudur: Miktar kaybedilen su miktarına eşit olmalıdır. Mesela: 40 Dakika yapılan bir fitness idmanı ile kilometrelerce ve saatlerce süren yol bisikleti idmanı bir değildir. Bu yüzden gereksizce ve bilinçsizce su veya benzeri sıvılar içilmemelidir. Sporcular vücutlarında normal insanlara göre daha fazla su barındırırlar. Ama bu gereksiz bir ağırlık değildir. “Özellikle sporcular gün içinde, sporda, uyku öncesi ve sonrasında mutlaka yeterince su içmelidirler”(Cordein,Friel,2005). Yemek esnasında ise su içilmemelidir. Yemekten 1 saat sonra su içilebilir. Tüm diyetlerin merkezinde su vardır. “Susuzluk ve açlık aynı bölgede hissedilir ve birbiri ile karıştırılır. Bu yüzden su düzenli olarak tüketilmelidir. Özellikle yemeklerden otuz dakika önce su içmek doğru bir çözümdür”(Batmanghelidj,2009). Yeme ataklarının çoğu susuzluktan kaynaklanır. Bu yüzden acıkınca önce su içilmelidir. Bu açıdan bakıldığında özellikle de kilo verme diyetlerinde ve doğru beslenme disiplinini sağlamak adına su hayati önem taşır.
Tüm dünyanın ortak sorunu olan iklim değişikliği açısından hepimize emanet olan suyumuza sahip çıkmalıyız. “Türkiye su zengini değildir ama suyu zengin gibi kullanmaktadır. Diş fırçalarken dahi suyu boşa akıtmamak gereklidir fakat en mühimi tarımsal tasarruftur. Çünkü: Suyun % 73’ü tarımda kullanılmaktadır ”(Yıldırım,2020).
Sözlerimizi bitirirken su konusunda da şu tarihi sözleri tekrar hatırlamakta fayda var: ”Unutmayalım: Büyük sorunlar ufak adımlarla çözülür”(Sinanoğlu,2010).
Kaynaklar:
Sinanoğlu O.(2010)”Ne Yapmalı”, Bilim Gönül yayınları, İstanbul, s.70.
Öztop E.(1997)”Liderler İçin Sağlıklı Yaşam”, EDOK Yayınları, Ankara,s.74.
Batmanhelidj F.(2009)”Hasta Değil Susuzsunuz” ,Klan Yayınları, İstanbul, s.130,131,132,133.
Güneş Z.(2009)”Spor Ve Beslenme”,Nobel Yayın, Ankara, s.37,38.
Yıldırım. A.E.(2020)”Üretme Tüket”,Günötesi Yayıncılık, İstanbul,s.49,50,51,52.
Şengör A.M.C.(2013)”Bilgiyle Sohbet”,İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul,s.9,11,12.
Cordein L.,Friel J.(2005)”The Paleo Diet For Athletes”,Holtzbrinck Publishers, America,s.23,25,30,31,37.
Pehlivan A.(2006)”Sporda Beslenme”, Morpa Kültür yayınları, İstanbul,s.128,131.
Aydın A.(2010)”Taş Devri Diyeti”, Hayygrup Yayıncılık,İstanbul,s.125,127.
Uğur ÖZER
Spor Koçu