İbrahim Çallı’nın hemşerisi olmaktan sebep, resim sanatına ve ressamlara yönelik hep bir ilgim olmuştur. Hani bir iç sesim memleketin için bişey yapacaksan bu yoldan git der durur.
Bu düşüncelerle, “Çal’da, Çallı Anısına Bir Sanat Kolonisi” başlığıyla yola çıktığımızda “Kömürcüoğlu Heykel Kolonisi” henüz yoktu. Yeri gelmişken Nihat Kömürcüoğlu’na bu kentin sanat anlayışına ve gayretine seviye atlattığı için teşekkür ederiz. Her neyse yerelden bir kucaklama olmayınca bizim sanat kolonisi kursakta kaldı ama bişeyler yapmalı hevesi hep canlı kaldı. Sergilere ve sergi salonlarına da hep bu gözle bakar oldum. Cerrahi hastanenin ilk hizmet yıllarında, her ay bir kişisel sergiye fırsat sunarak, sergiden bir eserin Hastane tarafından satınalınması bu çabaların sonucunda oldu.
Dedim ya aklımın, zamanımın, ilişkilerimin bir yönü genel olarak sanatçılar, özel olarak ressamlarla oldu. Ressam Yılmaz Kahraman abimin resim atölyesinde hala devam eden haftalık buluşmaların müdavimleri Ressam Kemal Yenidede, Mimar Ahmet Yoldaş, Müzik hocası Şenol Koç, Yazar Raşit Öztürk, Şair Hakan Keysan, Gazeteci Merhum Yaşar Tok ve sanatsever Nafiz Öz sohbetlerinden Pasvak’ta bir resim sergisi fikri ortaya çıktı ve olgunlaştı. Hani biz de bi resim sergisi yapalım diye değil, yapılmayanı yapalım diye. Bu cümleden olarak;

Pasvak hamiliğinde yılda 4 sanatsal aktivite yapılacak. İlk sergi pasvak’ın misyonuna uygun bir şekilde “İyilik” temasıyla yapılacak. Sanatçılardan sergi için resim dışında bir talep olmayacak. Sadece, sanatı meslek edinenlerden, yani ressamlardan resim alınacak. Eserlerin satışlarından elde edilen gelirin en az %30’u Pasvak’a kalacak. Ressamlar ayrıca kendi koleksiyonlarından uygun gördükleri bir eseri Pasvak’a bağışlayacaklar. Her serginin bir onur konuğu olacak.
Derken, bu düşüncelerin gerçekleştirilmek üzere ete kemiğe büründüğü zaman dilimi dünya sanat günü haftasına denk gelmesin mi? Her şeye özel bir gün olmasından sebep, böyle bir günün varlığı siz okurları ve beni şaşırtmaz elbette, ama bu günün sessiz sedasız geçiyor olmasının şaşkınlığının bana mahsus olduğunu da sanmıyorum. Neyse gelelim bu günün anlam ve önemine. İnternette arayınca karşınıza şöyle bir tarif çıkıyor;
“Dünya Sanat Günü, sanatın hayatımızdaki yerini vurgulamak, yaratıcılığı teşvik etmek ve sanatsal farkındalığı artırmak amacıyla her yıl 15 Nisan'da kutlanan uluslararası bir gündür. Rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci'nin doğum günü olması sebebiyle seçilen bu tarih, 2012'den bu yana dünya çapında sergiler, atölyeler ve etkinliklerle kutlanmaktadır.
Dünya Sanat Günü Hakkında Temel Bilgiler:
· Amaç: Sanatın yaygınlaşmasını sağlamak, sanatçıları desteklemek ve toplumla sanat arasındaki bağları güçlendirmek.
· Tarihçe: Uluslararası Sanat Birliği (AIAP) tarafından 2011 yılında kabul edilip ilk kez 2012 yılında kutlandı. 2019 yılında UNESCO tarafından resmi olarak ilan edilmiştir.
· Leonardo da Vinci'nin Önemi: 15 Nisan 1452 doğumlu olan da Vinci, ressam, heykeltıraş, mimar ve mühendis gibi birçok sanat ve bilim dalını birleştirdiği için bu özel günün simgesi olarak kabul edilir.
· Etkinlikler: Dünya genelinde müzeler, galeriler ve sokaklar sanat eserleri, konserler ve atölye çalışmaları ile şenlenir.
Dünya Sanat Günü, sanatın evrensel bir dil olduğunu vurgulayarak insanlığın kültürel çeşitliliğini kutlar.”
Biraz daha derinlemesine bakınca böylesi bir günün bizden biri olan Ressam Bedri Baykam tarafından önerildiğini görüyoruz. Ya o zaman bizim bu günü ve haftayı köpürtmemiz gerekmez mi. Tabiri caizse Pasvak ve Denizli’de bu iş aynen söylediğim gibi oldu ve olacak
Bir galeriye dönüştürülen Merkezefendi Pasvak Sosyal Tesisleri koridorlarından birinin duvarları, Denizli’de yerleşik 18 ressamın resimleriyle donatıldı. İlk defa, bir sanat aktivitesi seçkin davetlilerin katıldığı bir gala yemeğiyle açıldı ki, bu durum, işverenleri, akademisyenleri, bürokratları, ressamları buluşturmakla, Dünya Sanat Gününün yukarıda ifade edilen amacıyla birebir örtüşmüş oldu.

Malum sanatsal faaliyetler sanatın, sanatçının sahiplenilmesi ve desteklenmesiyle gelişir. Hani denir ya Medici ailesinin desteği olmasaydı Rönesans olmazdı. Biz de aynı amaçlı ama farklı bir anlayışla her sergimizde kurumsal bir onur konuğumuz olsun dedik. Bu sergimizin onursal konuğu Denizli Sanayi Odası oldu. Buradan Oda Başkanı Selim Kasapoğu’na sonsuz teşekkürler. Meclis üyeleriyle katılım sağladılar, sergimize ve gala gecemize değer kattılar. Kasapoğlu’na iki adet resim satın alarak sanata, sanatçıya ve Pasvak’a yaptığı katkıları için ayrıca teşekkür ederiz.

Yeri gelmişken o gece resim satın alan Hasan Kıbrıslıoğlu, Ali ihsan Keskin ve Mehmet Atılsın’a ayrı ayrı teşekkür ederiz. Sergimizi konservatuvar sanatçılarının müzik ziyafetiyle destekleyen Büyükşehir belediyesine teşekkürler. Sayın Valim yoğun programını nedeniyle katılamamakla birlikte takip eden sergi için şimdiden söz verdiler çok teşekkür ederiz. 18 Haziranda yapılacak olan gelecek serginin onur konuğu olmayı kabul eden Ticaret Odası Başkanımız Uğur Erdoğan’a teşekkürler. Katılımlarıyla sergimize değer katan, PAÜ Rektör Vekili Prof İbrahim Türkçüer, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Adem Özel’e teşekkür ederiz. Belediye Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Mehmet Selçuk’a aynı zamanda bir eserle de katıldığı için çifte teşekkür ederim.



Son teşekkür de böylesi bir faaliyeti sahiplenen ve destekleyen Pasvak mütevelli Kurulu Üyeleri Abil Çetin, Hasan Kazdağlı, Nafiz Öz, Kerim Çıralı ve Cem Öztürk’e olsun.

Açılışta ressamlar adına konuşan Sosyolog Ressam Yılmaz Kahraman’ın açılış konuşmasından bir cümle ile yazımızı sonlandıralım;
Pasvak şimdiye kadar ihtiyaçlar hiyerarşisinin tabanına hizmet vererek insanların karnını doyururken, şimdi piramidin tepesinde bulunan kesimin ruhunu doyuruyor…

