Yaz kış Honaz’da oturuyorum. Dolayısıyla Honaz’da olan bitenden haberim oluyor. Denizli’ye gidip geldiğimiz yolumuz üstü olan Ovacık mahallesinde Honaz Belediyesi tarafından Kar-Ova adında bir tesis açıldı. Ahşap kulübeler küçük birer satış standı gibi organize edilerek sıralanmışlar, ortalarında kocaman bir alan.

Açılış günü merak edip ziyaret etmiştim, satıcıların hemen hepsi Karateke ve Ovacık mahallesinden. Kar-Ova ismi de bu iki mahalleye atfen. Burada satış yapabilmek için kadın girişimci olma şartı var. Kimi satıcıların zaten bu işi internet üzerinden yıllardır yapıyor olduklarını öğreniyoruz. Ev yapımı konserve, turşu ve tatlıların üzerine bir isim, adres ve içerik yazılmış. Tabii kimi kurutulmuş, kimi taze olarak yörenin sebze ve meyveleri de bu stantları tamamlıyorlar. Tekrarlamak gerekirse ürünlerin hemen hepsi yöreden.
Stantları dolanırken Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek hocaya rastladım. Eski PAÜ mensubu hocayı yakından tanırım. Biraz hasbihal ettik. Fark ettim ki tesislere yaptığı kahvaltı salonu ve kahvaltı konusunda iddialı. Mutlaka geliriz dediğim için 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na denk gelen tatil ortamını değerlendirerek eşimle gittik. Hakikaten doyurucu ve uygun fiyatlı bir kahvaltı yaptık, sizlere de tavsiye ederim.

Kahvaltı sonrası açık olan stantları dolaşarak biraz ürün çeşitliliğine baktık, biraz da alışveriş yaptık. Oracıkta kafamda şöyle bir fikir oluştu. Kahvaltıda sunulan içerikler şöyle değiştirilerek yöreye özgü bir kahvaltı sofrası oluşturulabilirse, bir marka oluşacak ve aranan adres olacaktır.
Bal ve çikolatadan oluşan tatlılar yerine, kiraz, erik, vişne vb Honaz ürünlerinden oluşan reçeller,
Market yumurtası yerine stantlarda satılan köy yumurtası,
Salça, domatesli sos, birkaç ceviz, birkaç meyve kurusu jipsi örneğiyle takviye…
Bu söylediklerimin hepsi zaten stantlarda mevcut.

Bu tür oluşumları bekleyen en büyük tehdit, bir süre sonra işin ticari kısmının belirleyici hale gelerek, yöresel ürünlerin market ürünleri tarafından ikame edilmesi oluyor. Bu anlattığım birçok kadın kooperatiflerinde rastladığım sorundur. Ürün bitince kalmadı demek yerine toptancısından temin edip satmak işin ruhuna ters bir durum. Hele bir de yöre ürünü diyerek satılmıyor mu, dolandırıcılık gibi bişey.
Kar-Ova tesisi stantlarında gördüğüm Bekilli üzüm ve lavanta sirkesi bir kadın girişimciden alınıyorsa, bu durumu kadın girişimcilerin karşılıklı dayanışması olarak değerlendirmek gerekir ve uygulamada yeri olmalı. Benim olumsuz olarak kastettiğim galonla sirke alıp şişeleyerek yerel diye satmak.
Yüksel başkanımıza teşekkürler…
