Denizli’mizin 800 yılı aşan bir geleneği olan “Sudan Koyun Geçirme Ve Çoban Bayramı” bu yıl Büyük Menderese can suyu verildiği için gerçekleştirilebildi. Öncelikle organizasyonun sahibi konumundaki Çal belediye başkanlığına Ahmet Hakan Hemşerimiz nezdinde teşekkür ederiz. Herhangi bir kaza ve kaosa neden olmadan, belirli bir düzen içinde gerçekleştirilmiş olması hakikaten takdire şayandır. Bu yıl ilk defa Denizli’den toplu taşımayla ulaşım kolaylığı sağlandı, teşekkürler. Yeri gelmişken bir gün öncesi akşamı, etkinlik mahallinde, yerel sanatçıları, içinde yaşadıkları toplumla tanıştırma fonksiyonu gören konsere de ayrıca teşekkür ederiz.

Bu yıl yarışmacı çobanların ve vatandaşların katılımı oldukça iyiydi ancak STK, bürokrasi ve yöneticilerin ilgisi maalesef zayıftı. Neden diye kısa bir sorgulama yaptığımızda davet alınmadığı mazeretiyle karşılaşıyoruz. Belediye başkanlarını, kaymakamları, tarım ve turizm il ve ilçe müdürlerini, Koyun Ve Keçi Yetiştiricileri Birliği, başta Ticaret Borsası olmak üzere odalar, yöreye dair sözü olan Çal Yöresi Derneği, Çalsiad gibi kurumları, Yörtürk vakfını ve derneğini özel olarak çağırmak organizasyon sahibinin görevleri arasında olsa gerekir. Şimdi bu organizasyon sahipliği üzerinde biraz duralım;
Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya Türk’ün olduğu her yerde koyun, ve koyunun olduğu her yerde sudan koyun atlatma geleneğinin bin yılı aşan bir geçmişi olmakla, bu geleneğin sahibi geleneğin kendisidir. Ayrıca bir kurumun sahiplenmesine ihtiyaç olmaması gerekir. Bu geleneğin hakkıyla yerine getirilmesi konusunda herhangi bir kurumun sahiplikten ziyade ancak görevi olabilir. Hattı zatında bu görevin bir komite tarafından yerine getirilmesi gerekir. Yukarıda isimlerini saydığım kurumların yerel olanlarından birer temsilciyle oluşturulacak komite bu işi el birliği içinde yapar.
Bir sözüm de davet bekleyenlere olsun. Anlatmaya çalıştığım gibi böylesi bir geleneğin daveti beklenmez, günü beklenir ve o gün gelince orada hazır bulunulur. Geleneğin önemi ve tarihsel kimliği zaten davet niteliğindedir.

Bu görevi bir komite yaparsa, bu şölen Belediye başkanının siyasi kimliğine bağımlı bir manzara olmaktan çıkar. UNESCO somut olmayan kültürel miras listesine aday bir gelenek için yakışan budur. Bu gelenek yılda bir iklimin ve Menderesin insafına bağlı olarak yapıldığı ve geniş tabana yayılan bir sahiplenme olmadığı için listede mahzun bir şekilde durmaktadır. Her ülkenin, her yıl belirli sayıda “miras” müracaatı hakkı olduğundan, Türkiye’nin oldukça uzun yerel envanterinden bu bayramın öne alınması, ancak ve ancak geniş tabanlı sahiplenmeyle mümkün olabilecektir.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, bu bayramın UNESCO listesine alındığı falan yoktur. Bunun için yapılması gerekeni ve yürünmesi gereken yolu anlattığımı sanıyorum. Yani yapılacak daha çok işimiz var. Geç kalınmış değildir. Bugünden tezi yok gelecek yılın hazırlığı içinde olalım inşallah.

Meraklısı için bu konuda daha önceki yazılarımın linklerini vererek yazımı sonlandırayım;
KOYUNLAR MENDERES'TEN ATLATILAMADI https://www.denizliguncelsaglik.com/menderesten-koyun-atlatilamadi
MENDERES'İN TAAMMÜDEN KURUTULMASINA BOYUN EĞMEYELİM https://www.denizliguncelsaglik.com/menderesin-taammuden-kurutulmasina-boyun-egmeyelim
BÜYÜK MENDERESİN YATAĞINA "CAN SUYU" VERİLMESİNİ İSTİYORUZ https://www.denizliguncelsaglik.com/buyuk-menderesln-yatagina-can-suyu-verilmesini-istiyoruz
